11. Hukuk Dairesi 2010/14928 E. , 2011/4046 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.02.2008 gün ve 2005/458-2008/59 sayılı kararı bozan Daire’nin 06.04.2010 gün ve 2009/2062-2010/3846 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosy…
**11. Hukuk Dairesi 2010/14928 E. , 2011/4046 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Iğdır 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.02.2008 gün ve 2005/458-2008/59 sayılı kararı bozan Daire’nin 06.04.2010 gün ve 2009/2062-2010/3846 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin eşi ve oğlunun içinde yolcu olarak bulunduğu Iğdır Tur Firmasına ait otobüsün kaza yapması sonucu öldüklerini, davalılardan ...'ın firma sahibi, diğer davalı ...' in sürücü, diğer davalının da aracın trafik sigortacısı olduğunu, ceza davasının devam ettiğini ileri sürerek, 2.000,00'er YTL maddi, 8.000,00'er YTL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 YTL tazminatın, ıslah dilekçesi ile 30.224 YTL daha maddi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı Koç Allianz Sigorta AŞ vekili ile ... vekili, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, yanıt vermemiştir. Mahkemece, maddi ve manevi tazminat isteminin davacı ... bakımından feragat nedeniyle, diğer davalılar bakımından BK' nun 147/2 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 06.04.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle davacı yararına bozulmuştur. Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 02,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 185.00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine' ye gelir kaydedilmesine, 08.04.2011 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Davalılar, kazaya karışan aracın sürücüsü, işleteni ve sigortacısı olup muhtelif sebeplerle davacıya karşı BK'nun 51 nci maddesi gereğince eksik teselsül hükümlerine göre müteselsilen sorumludurlar. Davacı, tam teselsülde olduğu gibi bütün zararını tümünden isteyebileceği gibi birisinden de isteyebilir. BK'nun 145 nci maddesi hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde diğerleri de bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde sözkonusudur. Bunun aksinin kabul edilebilmesi için ya alacaklının teselsülden açıkça feragat etmiş olması, yahut da böyle bir feragatın durumdan kesin olarak anlaşılması lâzımdır. Somut olayda, tüm davalılara dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğe çıkarılmış, davalı sürücüye tebligatın yapılamadığının duruşma zaptına yazılması akabinde davacı vekili, bu davalı yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Davacı vekili tarafından davalı sürücü hakkında açılan davaya yönelik feragat nedeninin davalının adresinin tesbit edilememesi ve dava dilekçesi tebliğ edilememesinden kaynaklandığı açıkça anlaşılmaktadır. Yargılama esnasında tarafların beyanları yorumlanırken söze değil öze ve olayların akışına ağırlık verilmesi gerekir. Bu durumda, BK'nun 145/2 maddesindeki “Hal” deyiminin özellikle alacaklının iradesini yorumlamaya elverişli bulunan özel olayları ifade ettiği (Tekinay, Borçlar Hukuku 4.Bası, 1979, sh.277) de gözönüne alındığında davacı vekilinin feragat beyanının “alacaklının bilfiil tatmin edilmesinden” kaynaklanmadığı ve teselsülden açıkça feragat etmediği gibi böyle bir feragatın durumdan da kesin olarak anlaşılamadığı gözönüne alınarak hakkındaki davadan feragat edilmeyen diğer davalılar yönünden davaya devam edilmesi gerekir. (Dairemizin 2009/12632 E, 2011/1860 K ve yine Dairemizin 2009/11175 E, 2011/3453 K sayılı ilamları) Bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle, mahkeme kararının değişik gerekçeyle bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun karar düzeltme isteminin reddine dair görüşüne katılamıyorum.