DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2482 E. , 2024/3375 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2482 Karar No : 2024/3375 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... 6-... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... VEKİLİ : Av. ... 2-... AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/6595, K:2024/4164 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulmas…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2482 E. , 2024/3375 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2482 Karar No : 2024/3375 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2-... 3-... 4-... 5-... 6-... VEKİLİ : Av. ... DİĞER DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1-... VEKİLİ : Av. ... 2-... AŞ VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/6595, K:2024/4164 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Türkiye Elektrik İletim AŞ Genel Müdürlüğüne ait “400/154 kV Seydişehir TM İrtibat Hatları Projesi” kapsamında ekli haritada gösterilen güzergahlara isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim AŞ Genel Müdürlüğü tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 16/09/2022 tarih ve 31955 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 15/09/2022 tarih ve 6087 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'nın, Konya ili, Seydişehir ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... ve ... parsel, ... Mahallesi ... ada ... parsel sayılı taşınmazlar yönünden iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 26/06/2024 tarih ve E:2023/6595, K:2024/4164 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin süre aşımı itirazı yerinde görülmemiş, Anayasa'nın 35. maddesi; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolü'nün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesi; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3., 5., 6. ve 27. maddeleri; 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 13. maddesine yer verilerek, Acele kamulaştırma kararına yönelik yapılacak incelemede, nihai olarak taşınmazın kamuya devrinin gerçekleşmesi planlandığından, öncelikle acele kamulaştırma yoluyla el konulmak istenilen taşınmazın kamusal bir amaca -plan, proje ve bu konuda yetkili makamlarca alınan kamu yararı kararı gibi- özgülendiğinin ortaya konulması gerektiği; burada acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının bulunup bulunmadığı hususu ile sınırlı olarak inceleme yapılacak olup, kamu yararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin incelemenin ise, olağan kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlere -kamu yararı/kamulaştırma kararı, proje vb.- karşı ilk derece yargı yeri olarak İdare Mahkemesinde açılacak davalarda yapılacağının tabii olduğu, Diğer taraftan, acelelik halinin varlığının ortaya konulmasının, işlemin temel dayanağını teşkil ettiği, acelelik halinin varlığından söz edilebilmesi için, idarenin acele kamulaştırmaya konu taşınmaza bir an önce fiilen müdahalede bulunması için olağan usulden ayrılmasının bir zorunluluktan kaynaklandığının, diğer bir ifadeyle gecikmesinde sakınca bulunan bir faaliyetin gerçekleştirilmesinde üstün kamu yararı bulunduğunun ortaya konulması gerektiği, Acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirileceği, Ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği dikkate alındığında, enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek iletim sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmaması hususu dikkate alındığında kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu, Bu durumda; projenin ulusal enterkonekte sistemi güvenliği için önem arz ettiği, artan enerji ihtiyacının biran önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanması ve enterkonnekte sistemin güvenliği hususları, ülkemizin başta elektrik enerjisi olmak üzere, enerji arzına olan ihtiyaç durumu dikkate alındığında, somut olayda olduğu gibi ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış göstermesi ve üretilen enerjinin tüketim noktalarına kaliteli, hızlı ve güvenli şekilde ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasının hedeflenmiş olması nedeniyle, anılan hattın yapımı amacıyla uyuşmazlığa konu taşınmazların kamulaştırılmasında acelelik halinin bulunduğu sonucuna varıldığından, anılan hattın biran önce yapılabilmesi maksadıyla taşınmazlara el konulmasına imkan veren dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık bulunmadığı, Diğer taraftan, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan uyuşmazlığa konu taşınmazların bulunduğu alana ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu 15/09/2022 tarih ve 6087 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra, uyuşmazlığa konu taşınmazlar için Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı yazısı ile tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, bu izin ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, acele kamulaştırmaya konu hattın, daha kısa, daha az masrafla ve daha az zarar verebilecek başka güzergahlar tercih edilerek yapılabileceğinden, acele kamulaştırma kararının kamu yararına uygun olmadığı; güzergahtaki taşınmazların parsel büyüklükleri dikkate alındığında, taşınmazların, sanayi, ticaret, sağlık, eğitim gibi bir çok alanda yatırım yapılabilecek özelliklere sahip olduğu; taşınmazların Seydişehir'deki kıymet ve değeri en yüksek taşınmazlar arasında olduğu gözetildiğinde, halihazırda mevcut bulunan enerji nakil hatlarına ek olarak irtibat hattı adı altında bu güzergahın belirlenerek enerji nakil hattı geçirilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, istemlerin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlık konusu parsellerin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmekte olup, bu husus dava konusu işlemin kamu yararı yönünden değerlendirilmesinde dikkate alınacağından, ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, işlemin tesisinden sonra alındığı anlaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmazlara yönelik kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmış olup, davacıların temyiz istemlerinin kabulü, Daire kararının bozulması ve dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın 35. maddesinde; "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında; idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırabileceği düzenlenmiş; 5. maddesi ile kamulaştırma yapılabilmesi kamu yararı kararı alınması şartına bağlanmış; 5. maddede düzenlenen mercilerce verilen kamu yararı kararlarının onay mercilerinin düzenlendiği 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın, yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. Aynı Kanun'un 27. maddesinde ise, "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." hükmüne yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 13. maddesinde; "Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) (Ek: 31/1/2007-5578/3 md.) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) (Ek: 26/3/2008-5751/1 md.) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, İçin bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir. (Ek cümle: 31/1/2007-5578/3 md.) Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir... ..." hükmü yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa’nın 35. maddesinin 2. fıkrasında mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Anayasa ve 2942 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, idarelerin, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı çerçevesinde ya da onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine dayanılarak, bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırmaları; hatta 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde öngörülen şartların varlığı halinde, anılan Kanun'da ayrı bir usul olarak öngörülen acele kamulaştırma yöntemine de başvurulabilmeleri mümkündür. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satın alma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise Asliye Hukuk Mahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Kamulaştırılmasına karar verilen taşınmaza acele olarak ihtiyaç duyulması halinde, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca kamulaştırma acele usulle yapılmaktadır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Anılan hüküm uyarınca taşınmazların bir an önce kullanılmasına ihtiyaç duyulan, kamu düzenine ilişkin olarak acelelik halinin bulunduğu durumlarda Cumhurbaşkanınca, taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verilebilmektedir. Anayasa'nın 35. maddesinin mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceğine ilişkin hükmü çerçevesinde, 2942 sayılı Kanun'la, kamulaştırma ve aynı zamanda acele kamulaştırma işleminin kurucu unsuru olan kamu yararının, yetkili mercilerce alınacak kamu yararı kararı ile ya da onaylı imar planı veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve proje ile ortaya konulması gerekliliği düzenlenmiştir. Öte yandan, 5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Dava konusu olayda, TEİAŞ Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla; yatırım programında ... proje numarası ile yer alan 400/154 kV Seydişehir TM İrtibat Hatları adı altındaki 14 adet enerji iletim hattının, Seydişehir TM'nin farklı sahada yenilenmesi nedeniyle, güzergaha isabet eden taşınmazlardan özel mülkiyete ait olanların kamulaştırılabilmesi amacıyla 2942 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (b) bendi uyarınca kamu yararı kararı alınmış, anılan kamu yararı kararının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı oluruyla onaylanması üzerine, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı ile hat güzergahına isabet eden taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarilerinin ise irtifak kurulmak suretiyle 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazların tarım arazisi olduğu, Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı oluru ile davaya konu taşınmazın da bulunduğu alanda enerji nakil hattı sabit tesisi için tarım dışı kullanım izninin verilerek, irtifak hakkının da uygun görüldüğü anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu parsellerin tarım arazisi niteliği dikkate alındığında, tarım arazisinin amaç dışı kullanımına izin verilebilmesi için, Devlete yüklenilen tarım arazilerinin korunması ödevi ile sosyal veya ekonomik bazı zorunlu ihtiyaçlar arasında makul bir denge kurulması ve arazinin, tarım arazisi olarak mı amaç dışı kullanımının mı sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının ortaya konulması suretiyle tarım dışı kullanım izin prosedürünün tamamlanmış olması gerekmekte olup, tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olan davaya konu taşınmazlara ilişkin davaya konu acele kamulaştırma kararı öncesinde alınmış tarım dışı kullanım izni bulunmasa da, davaya konu Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra, Tarım ve Orman Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı oluru ile davaya konu taşınmazlara ilişkin tarım dışı kullanım izninin verildiği anlaşıldığından, tarım dışı kullanım izni ile bu husustaki hukuka aykırılık halinin ortadan kalktığı ve söz konusu iznin dava konusu karardan daha sonra verilmiş olmasının, davaya konu kararın iptalini gerektirir bir husus olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, söz konusu enerji iletim hattının bölgenin enerji ihtiyacını beslemesi bakımından önemli bir noktada olduğu, projenin ulusal enterkonnekte sistemi güvenliği için önem arz ettiği, ulusal enterkonnekte sistemin kesintiye uğramaması ve sistem güvenliği için anılan iletim hattının tesis edildiği, proje kapsamında Seydişehir Trafo Merkezine 14 adet enerji iletim hattı bağlantısının yapılacağı, gerek Akkuyu Nükleer Santralinde, gerekse diğer tesislerde üretilen enerjinin sisteme uygun bir şekilde aktarılarak enterkonnekte sisteme bağlanacağı, Seydişehir Trafo Merkezinin konumu itibarıyla 400 kV ana iletim sisteminin doğu, güney bölgeleri ile batı, kuzey bölgeleri arasında geçiş merkezi olduğu, bağlantı yapılacak hatlar içerisinde Akkuyu Nükleer Enerji Santrali bağlantısının da bulunduğu, Seydişehir Trafo Merkezinde bulunan birçok teçhizatın ekonomik ömrünü tamamladığı, elektrik iletim ve tüketim sistem kararlılığını sağlayacak şekilde enterkonnekte sistemde kaliteli, sürekli, güvenilir ve ekonomik bir iletim sistemi alt yapısının devam edebilmesi için yenilenmesi gerektiği, iletim sistemi arz güvenliğinde meydana gelebilecek muhtemel sıkıntılar sebebiyle uyuşmazlığa konu taşınmazların acele kamulaştırılmasında kamu yararının bulunduğu; artan enerji ihtiyacının bir an önce karşılanabilmesi ve enerji arzının kesintisiz, sürekli biçimde sağlanabilmesi gerekliliği, enerji arz güvenliğinin sağlanmasının önemi ile ülkemizin enerji ihtiyacının hızla artış gösterdiği gerçeği birlikte dikkate alındığında, enerji ihtiyacının karşılanması amacıyla inşa edilecek iletim sistemleri için ihtiyaç duyulan taşınmazların temininde, enerjinin tüketim noktalarına ulaştırılmasında gecikmeye yol açılmamasında acelelik halinin de bulunduğu dikkate alındığında, söz konusu hat güzergahına isabet eden taşınmazların kamulaştırılmasında kamu yararı ile acelelik halinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, davanın reddi yolundaki Daire kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 26/06/2024 tarih ve E:2023/6595, K:2024/4164 sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 16/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X-5403 sayılı Kanun; toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımının sağlanması amacıyla yürürlüğe konulmuş, arazi ve toprak kaynaklarının kullanım planlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. 5403 sayılı Kanun ile tarım arazileri koruma altına alınmış ve tarım arazilerinin tarımsal üretim amacı dışında kullanılamayacağı belirtilerek tarım arazilerinin ancak 13. maddede sayılan koşulların varlığı halinde tarım dışı kullanımına olanak sağlanmıştır. Bu kapsamda tarım arazisinin amaç dışı kullanımı, ancak arazinin, tarım dışı kullanımının sosyal veya ekonomik açıdan daha fazla kamusal yarar sağlayacağının yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenerek Toprak Koruma Kurulunun uygun görüşü üzerine, Tarım ve Orman Bakanlığınca veya Valiliklerce tarım dışı kullanım izni verilmesi halinde mümkündür. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak kanunla sınırlandırılabilmesi mümkündür. Dolayısıyla, mülkiyet hakkına sınırlama getiren düzenlemelerin öncelikle kamu yararına dayanması gerekmektedir. Bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması, kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu nedenle, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde bulunması halinde, tarım dışı kullanımı gerektiren bir amaç için yapılan kamulaştırmalarda, 5403 sayılı Kanun uyarınca alınması gereken tarım dışı kullanım izninin alınmamış olması, mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabileceği yolundaki anayasal hükme aykırı olacaktır. Tarım arazilerinin enerji iletim hattı tesisi için tarım dışı amaçla kullanılabilmesi, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na göre tarım dışı amaçla kullanım izni alınmasına yani bu arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine bağlı olduğundan, gerekli izin işlemleri tamamlandıktan sonra kamulaştırma kararı alınması gerekmekte olup, tarım dışı kullanım izni başvurusu sonuçlanmadan acele kamulaştırma kararı alınması hukuken olanaklı değildir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmazların tarım dışı kullanım izni alınması gereken tarım arazisi niteliğinde olduğu, tarım dışı kullanım izninin ise davaya konu 15/09/2022 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı'ndan sonra 12/02/2024 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; arazilerin tarım dışı amaçla kullanılmasında kamu yararının bulunduğu hususunun tespitine ilişkin olan ve ilgili mevzuat uyarınca davaya konu işlemden önce alınması gereken tarım dışı kullanım izninin, işlemden sonra alındığı anlaşıldığından, acele kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihten sonra alınan kamu yararı kararının, dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği, bu nedenle de, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararı'nın uyuşmazlık konusu taşınmazlara yönelik kısmında hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 10/11/2022 tarih ve Başvuru No:2019/1255 sayılı kararında da, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihte 2942 sayılı Kanun'un 6. maddesince zorunlu kılınan kamu yararı kararının bulunmaması nedeniyle, kamulaştırma işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, kamulaştırma işleminin tesis edildiği tarihten sonra onaylanan uygulama imar planının, kamu yararı şartını sağlamayacağı ve Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği; öte yandan, kamulaştırma kararından önce alınan bir kamu yararı kararı bulunmadığı gibi taşınmazların kamu hizmetine ayrıldığını gösteren onaylı uygulama imar planı da mevcut olmadığından, taşınmazların kamulaştırılmasının kamu yararı amacına dayanıp dayanmadığının, kamulaştırma işleminden bağımsız olarak yargısal denetime tabi kılma imkânının elde edilemediği, kamulaştırmada kamu yararı bulunup bulunmadığının, kamulaştırma sürecinin kesinleşmesinden önce yargısal mercilere denetlettirilememesi sebebiyle de, Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine hükmedilmiştir. Açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz istemlerinin kabulü ile Daire kararının bozularak, dava konusu işlemin uyuşmazlık konusu taşınmazlar yönünden iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.