8. Hukuk Dairesi 2025/6516 E. , 2026/230 K. "" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/645 E., 2025/1045 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aybastı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/58 E., 2022/128 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazır…
8. Hukuk Dairesi 2025/6516 E. , 2026/230 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/645 E., 2025/1045 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aybastı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/58 E., 2022/128 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro sonucunda, Ordu ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 06... parsel sayılı 71.417,85 m² yüzölçümündeki taşınmaz, ... ormanı vasfıyla Hazine adına 08.02.2011 tarihinde tespit ve 22.03.2011 tarihinde tescil edilmiştir. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Mahallesi hudutları içerisinde tapuda 337 Haziran yoklama 64 sayfa, cilt 33 kayıtlı sınırları ... kariyesine giden yol, ... ve ..., ... darı sükna ile çevrili ... (... ) tarlanın bir kısmı kadastro çalışmalarında tespit yapılarak tapuya tescil edildiğini, ancak tapu kaydında belirtilen taşınmazın sınırları içerisinde kalan 1 06... numaralı parsel ayrılarak kadastro dışı bırakıldığını, ... ilçesi ... Mahallesinde tapuda ... 337 Haziran yoklama 64 sayfa cilt 33'le kayıtlı 1 06... mumaralı parsel ile aynı Mahallede ...'ta 2 36... parsel ve ... düzde 2 35... numaralı parsel kayıtlarının iptali ile hisse oranında tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, davanın hukuki mesnetten yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde: davaya konu taşınmazın orman memleket haritasında ve amenajman planında orman vasfında olduğunu, bu yerin kişi ve kişiler adına tescilinin mümkün olmadığını, yapılan tespitin doğru olduğunu, yapılacak keşif ve delillerin toplanması neticesinde taşınmazın kamu malı olarak tespitinin yerinde olduğu hususunun ortaya çıkacağını, ayrıca davalı taşınmazla ilgili kadastro çalışmalarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresinin de araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "... ilçesi ... Mahallesi 1 06... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro tutanaklarının 22.03.2011 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 02.06.2021 tarihinde açıldığı, bu kapsamda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12. maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanma mecburiyeti bulunduğu " gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; on yıllık hak düşürücü sürenin, sonradan yürürlüğe giren 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7226 sayılı Kanun) geçici 1. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince 13.03.20 20... .06.2020 tarihleri arasında durduğunu, bu nedenle, Mahkemece; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin, açıklanan bu hükümler gereğince 13.03.20 20... .06.2020 tarihleri arasında durduğu, bu nedenle durma döneminde geçen sürelerin hak düşürücü süreye eklenmesi gerektiğini, bu nedenle 02.06.2021 tarihinde açılan davanın hak düşürücü süre içinde açıldığı halde davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gibi kabule göre de orman vasfındaki dava konusu taşınmazın maliki olmayan gerçek kişilerin taraf ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddinin doğru olmadığını, davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle karar verildiğini, işbu nedenlerle dava konusu taşınmaza ilişkin Aybastı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/97 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verilmeden hak düşürücü süre nedeni ile davanın ve istinaf başvurumuzun reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, pandemi zamanında verilen sürelerin durdurulmasına ilişkin kararlar gözetilmemiş olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde gösterilmiş olan on yıllık süre, hak düşürücü süredir. Hak düşürücü sürenin sonunda hakkın sona ermesi için karşı tarafın, borçlunun bir eylem veya işlem yapmasına gerek yoktur. Hak düşürücü süre geçmekle kendiliğinden son bulur. Diğer taraftan, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla hazırlanan ve 26.03.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7226 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin birinci fıkrası; “a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda Hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, (...) itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmünü içermekte olup, salgının devam etmesi üzerine 30.04.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 29.04.2020 tarihli ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı uyarınca; 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, 01.05.2020 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmıştır. Açıklanan bu mevzuat hükümleri işığında somut olay değerlendirildiğinde; on yıllık hak düşürücü süre kadastro tespitinin kesinleştiği 22.03.2011 tarihinde başlamış ise de: sonradan yürürlüğe giren 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince 13.03.20 20... .06.2020 tarihleri (bu tarihler dahil) arasında durmuştur. Buna göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiği tarih 22.03.2021 olup, eldeki dava 10.06.2021 tarihi itibariyle süresinde açılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, pandemi nedeniyle yapılan düzenlemenin hak düşürücü süreleri de kapsadığı dikkate alınmamıştır. Bununla birlikte davacının talebi, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen şartları sağladığı iddiasıyla, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ve adına tescili isteğine ilişkin olup, somut olayda İlk Derece Mahkemesince esasa girilerek yargılama yapılması gerekirken, hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.