7. Ceza Dairesi 2022/11520 E. , 2025/4734 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2087 E., 2021/496 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İsteminin Esastan Reddi İle Hükmün Onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istem
**7. Ceza Dairesi 2022/11520 E. , 2025/4734 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2087 E., 2021/496 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İsteminin Esastan Reddi İle Hükmün Onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2019 tarihli ve 2018/280 Esas, 2019/215 Karar sayılı kararı ile sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 17.02.2021 tarihli ve 2019/2087 Esas, 2021/496 Karar sayılı kararı ile 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/22. maddeleri, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62, 52/2 ve 53. maddeleri gereği sanığın 10 ay hapis ve 20,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiin Temyiz İstemi Hukuka aykırı yapılan arama sonucu elde edilen delillere ve yerel Mahkeme yargılamasında dinlenilmeyen polis memurunun olaydan 3 sene sonra verdiği ifadesine dayanılarak sanığın cezalandırılmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, somut, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi nedeniyle sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, aleyhe yapılan varsayımlar doğrultusunda deliller objektif bir şekilde tartışılmadan hüküm tesis edildiğine, iddia makamının varsayıma dayalı bir mütalaa verdiğine, sanığın tutanaktaki el yazısını olayın sıcaklığı ile çözmesinin mümkün olmadığına, bu nedenle imzasının tüm tutanağı kabul ettiği anlamına gelmediğine, sanığın aşamalardaki ifadelerinde sigaraların kendisine ait olmadığını ve bunu polislere de söylediğini açıkça beyan ettiğine, diğer sanığın da aynı yönde beyanda bulunduğuna, hukuka aykırı biçimde elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağına, sanığın ticari bir amacı ve özel kastı bulunmadığı için cezalandırılmasının mümkün olmadığına, sanığın diğer sanıkla birlikte hareket ettiğine ilişkin herhangi bir somut delil, açıklama, başkaca bir gerekçe de bulunmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken ceza yargılamasının temel taşı olan masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkeleri ihlal edilerek sanık hakkında hüküm kurulmasının hukuka, kanuna ve adalete aykırı olduğuna, usul ve kanuna aykırı kararın esastan incelemesinin yapılarak bozulmasına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, yapılan arama işleminin hukuka uygun olduğu, hükme esas alınan raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı ve suçun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşıldığından, sanık müdafiin temyiz sebeplerinin incelenmesinde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık hakkında hem hapis hem de adlî para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasında adlî para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı Kanun'un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, İzmir Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bendinde yer alan "cezanın" ifadelerinin çıkartılarak yerine "hapis cezasının" ifadesinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Karşıyaka 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.