1. Hukuk Dairesi 2007/6462 E. , 2007/7952 K. "" MAHKEMESİ : SİLİFKE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2005 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden paydaşı bulundukları .. parsel sayılı taşınmazda davalı belediyenin imar şuyulandırma işlemi yaptığını, oluşturulan imar parsellerinin kendileri ve davalılar adına tescil edildiğini, tescile konu imar uygulamasının idari yargı yerinde iptaline karar verildiğini ileri sürüp imar parsellerinin tapu kayıtlarının ipt…
**1. Hukuk Dairesi 2007/6462 E. , 2007/7952 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : SİLİFKE 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2005 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden paydaşı bulundukları .. parsel sayılı taşınmazda davalı belediyenin imar şuyulandırma işlemi yaptığını, oluşturulan imar parsellerinin kendileri ve davalılar adına tescil edildiğini, tescile konu imar uygulamasının idari yargı yerinde iptaline karar verildiğini ileri sürüp imar parsellerinin tapu kayıtlarının iptali ile . parselin kadastral sınırlarına çekilerek adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, idari yargıda görülen davada taraf olmadıklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, çekişme konusu taşınmazların tescil dayanağı imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiği, dava dilekçesinde ipotek tesisinin iptaline yönelik bir talep bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi .. ..raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, tapu iptali ve tescil isteğini ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.'nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 381. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.'nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.'nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.