13. Hukuk Dairesi 2015/40820 E. , 2018/5015 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı ile evli olduklarını, 2011 yılında anlaşmalı şekilde boşandıklarını, boşanma kararının kesinleştiğini, boşanma hükmünede esas te…
**13. Hukuk Dairesi 2015/40820 E. , 2018/5015 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı ile evli olduklarını, 2011 yılında anlaşmalı şekilde boşandıklarını, boşanma kararının kesinleştiğini, boşanma hükmünede esas teşkil eden anlaşmalı boşanma protokolünde davalı tarafından devri taahhüt edilen taşınmazın tapusunun devredilemediğini, bu haliyle boşanma protokolü ifa edilmediği gibi taşınmazında başka bir kişiye satıldığını beyanla 3.kişiye satış bedeli olan 55.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı, boşanma protokolünde tapudan devir değil sözleşmenin devrini taahhüt ettiğini, sözleşmeyide boşanma sonrası noterde yapılan devir anlaşması ile davacıya devrettiğini, tapunun kendisinde olmadığını zira dava dışı müteahhitle yaptığı satış vaadi sözleşmesi ile bu taşınmazı satın aldığını, tapunun hiçbir zaman kendisine geçmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Dava, boşanma protokolüne aykırılıktan doğan tazminat talebine ilişkin olup, davacı, kesinleşen boşanma kararına esas boşanma protokolünün 2. maddesinde yer alan edimin davalı tarafça yerine getirilmediğinden bahisle doğan zararın tazminini istemiş, davalı ise bu taşınmazı satış vaadi sözleşmesi ile dava dışı müteahhitten satın aldığını, tapunun kendisinde değil dava dışı arsa sahibinde olduğunu, tapuyu devretmesinin imkansız olduğunu, protokol gereği sözleşmeden doğan tüm hak ve alacaklarını boşanma sonrası davacıya devrettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, sözleşme gereği davalının ediminin tapu devri değil sözleşmenin devri olduğu ve bu ediminde yerine getirilmiş olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında imzalanmış olan 16.09.2011 tarihli protokolde davalının gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile almış olduğu taşınmaza ilişkin devir işleminin anlaşmalı boşanma tarihinde yapılacağı, bu sözleşme ile birlikte kalan senet borcununda davacı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı ve protokol gereği taraflar arasında başkaca bir tazminat nafaka gibi bir alacak talebinin söz konusu olamayacağı açıkça yazılmıştır. Sözleşmenin içeriği ve özelliği gereği davalının burada sadece sözleşmeyi davacıya devretmekle yükümlülüğünden kurtulamayacağı bu sözleşme ile gayrimenkulun tapudan devrinide sağlaması gerektiği anlaşılmaktadır. Nitekim protokol gereği Aile Mahkemesince verilen boşanma kararındada bu şekilde hüküm tesis edilmiştir. Mahkemece, bu doğrultuda değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/04/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.