T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2392 - 2026/46 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2392 KARAR NO : 2026/46 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2020 NUMARASI : 2018/338 E. - 2020/89 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve S…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2392 - 2026/46 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2392 KARAR NO : 2026/46 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/02/2020 NUMARASI : 2018/338 E. - 2020/89 K. DAVANIN KONUSU : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali) Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/02/2020 tarih ve 2018/338 E. - 2020/89 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 2017/36142 sayılı "..." ibareli markanın 35. ve 42. sınıflarda tescili için başvuruda bulunulmuş olup davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı itirazı sonucunda YİDK tarafından nihai olarak 35. sınıftaki hizmetler yönünden başvurunun reddine karar verildiğini, oysa davaya konu marka ile davalı şirketin itiraza mesnet markaları arasında görsel, işitsel, hizmet alanı ve hizmet kitlesi açısından pek çok farklılık bulunduğunu, müvekkilinin aynı zamanda ... ibaresini içeren tescilli “..." markaların da sahibi olduğunu, loyalty yazılımları, proje yönetimi, ürün tedarik zincir yönetimi, lojistik ve kargo yönetimi, çağrı merkezi yönetimi gibi pek çok alanda hizmet veren müvekkilinin hitap ettiği kitle bakımından da davalı Şirket'ten ayrıldığını ileri sürerek 2018-M-6192 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili usulüne uygun tebligata rağmen cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka başvurusu kapsamında reddine karar verilen 35. sınıftaki hizmetlerin tamamının, davalının ret gerekçesi markaları kapsamında bulunan hizmetler ile aynı/ aynı tür olduğu, dava konusu markanın, davalı yanın ret gerekçesi markaları ile benzer bir sistematikte “...” ibaresi ve bu ibareye eklenen bir sözcük unsuru ile oluşturulduğu ve her iki taraf markasında da “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici karakterini koruduğu, taraf markalarının başlangıcında yer alan “...” ibaresinin, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal bir ortaklık yaratmakla birlikte bütünsel algıda markaların aynı zincirin bir devamı olarak algılanması sonucunu doğurabileceği, dava konusu markada “...” ibaresinin sonuna eklenen “...” ekinin markaya bütünsel olarak da farklı bir anlam katmadığı veya “...” ibaresinin bütüncül algıda geri planda kalmasına neden olmadığı, bu bağlamda ilgili tüketicinin daha önce davalıya ait yukarıda yer verilen markaları deneyimlediği, gördüğü ya da işittiği bir durumda, sonraki bir tarihte anılan markalar ile aynı hizmet sınıfında dava konusu marka ile karşı karşıya kalması halinde bu markayı, önceki davalı markalarının devamı olarak algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, davacının “...” ibaresini içerir önceki markalarına dayalı müktesep hak iddiası bulunuyor ise de 20/04/2017 başvuru tarihli dava konusu marka açısından, müktesep hak iddiaları kapsamında davacının incelenebilir tek markasının 2000/08603 sayılı "... +şekil" markası olduğu, bu markanın hem görsel hem de “...” ek unsuru nedeniyle farklılaşmış olması ve 35. sınıfta “genel anlamda mağazacılık” hizmetlerini kapsaması itibariyle, başvuru konusu marka işareti ve bu markanın “spesifik olarak sınırlandırılmış mağazacılık hizmetlerinden” farklı olması nedeniyle müktesep hak sağlamayacağı, davacının eski tarihli sair markalarının ise ya tescil edilmediği ya da tescil tarihleri üzerinden müktesep hakkın varlığı için aranılan kriterlerden olan çekişmesiz hale gelme şartının gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkili adına kayıtlı "..." ibareli markaların mevcut olup davaya konu "..." markasının bu markaların devamı nitelinde olduğunu, dolayısı ile önceki markalar nedeniyle müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin markası ile davalı Şirket markası arasında görsel, işitsel, hizmet alanı ve hizmet kitlesi açısından pek çok farklılık bulunduğunu, "... Grup Şirketleri" arasında yer alan müvekkilinin 1999 yılından beri 'müşteri sadakat hizmetleri' sunduğunu, halihazırda yönetmekte olduğu 1500'den fazla sadakat projesinin mevcut olup, loyalty yazılımları, proje yönetimi, ürün tedarik zincir yöntemi, lojistik ve kargo yönetimi, çağrı merkezi yönetimi gibi pek çok alanda hizmet verdiğini, müvekkili tarafından hizmet verilen alanlar ile davalı Şirket'in hizmet verdiği alanların farklı olmasının tüketiciler nezdinde markaların karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, markanın sadece benzer olan unsurları ön plana çıkarılıp bu unsurlara vurgu yapılarak değerlendirme yapılması ve ayırt edici unsurların göz ardı edilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka (marka ile ilgili kurum kararlarının iptali) istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre 2017/36142 sayılı "..." ibareli başvuru ile davalı Şirket'e ait 2016/24341 sayılı "...", 2014/83817 sayılı "...", 2014/83811 sayılı "...", 2014/69277 sayılı "..." 2014/69226 sayılı "..." ve 2011/33090 sayılı "..." ibareli itiraza dayanak markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davalının itiraza mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin davaya konu markada aynen yer aldığı, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davaya konu markadaki tali unsur niteliğindeki Türkçe'de kulüp anlamına gelen "..." ibaresinin ticari hayatta yaygın kullanımı bulunan ayırt ediciliği zayıf bir ibare olması nedeniyle markayı davacının markalarından uzaklaştırmak için yeterli olmadığı, dava konusu marka kapsamında bulunan ve redde konu olan 35. sınıftaki hizmetlerin davalının itiraza mesnet markaları kapsamında tescilli olduğu ve davacının müktesep hakka dayanak yaptığı "..." ibareli markası dışında kalan markaların tescil tarihi üzerinden beş yılın geçmediği, "..." ibareli markanın ise hem görsel hem de 35. sınıf yönünden genel anlamda mağazacılık hizmetlerini kapsaması nedeniyle davaya konu markada spesifik olarak sınırlandırılmış mağazacılık hizmetlerinden farklı olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/01/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.