Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle iş sözleşmesinin feshi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/9/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1971 doğumlu olan başvurucu, 1998 yılından itibaren T. Ziraat Bankası A.Ş. (Kurum) bünyesinde çalışmaya başlamış; en son Ömerli Şubesinde şube yöneticisi pozisyonunda görev yapmakta iken 8/8/2016 tarihli Genel Müdürlük makamının onayı ile başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespit edilmesi ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle Kurum aleyhine 6/9/2016 tarihinde dava açmıştır. Mardin Asliye Hukuk Mahkemesine (iş mahkemesi sıfatıyla) (Mahkeme) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu; feshin usulüne uygun yapılmadığını, feshe dayanak somut bir olay yahut olgudan bahsedilmediğini, savunmasının alınmadığını ileri sürmüştür. Davalı Kurum cevap dilekçesinde darbe teşebbüsü akabinde devletin istihbarat, emniyet ve ilgili kurumlarından personeli hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) kapsamında bir aidiyet, iltisak veya irtibat olup olmadığı hususunda bilgi talebinde bulunulduğunu, devletin ilgili kurumlarınca yapılan çalışmalar sonucunda başvurucunun FETÖ/PDY'ye müzahir şahıslardan olduğu ve örgüt mensuplarının kullandığı şifreli mesajlaşma uygulaması ByLock programını kullandığına dair bilgi verildiğinden iş akdinin feshedildiğini belirtmiştir. Yargılama sürecinde başvurucuya ilişkin bilgi ve belgelerin toplanması amacıyla Mardin İl Emniyet Müdürlüğüne (Emniyet), Millî İstihbarat Teşkilatına (MİT), Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) ve Kuruma müzekkereler yazılmıştır. Emniyet cevabi yazıda başvurucu hakkında herhangi bir adli işlem başlatılmadığını bildirmiş; MİT ise elde edilen istihbari bilgilerin ilgili makamlarla paylaşıldığını, bu kapsamda icracı makamların görüşlerinin esas alınmasının uygun olacağını belirtmiştir. Mahkeme 8/11/2017 tarihli kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde davacı hakkında verilmiş kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmamakla birlikte, iş veren tarafından üzerine düşen bütün araştırmalar yapılmasına rağmen davacının terör örgütü üyesi olduğu yönündeki şüphenin devam ettiği, işverenin duymuş olduğu bu şüphenin taraflar arasındaki güven ilişkisini tamiri mümkün olmayacak şekilde zedelediği, bu sebeble yukarıdaki içtihat ve kanun hükümleri çerçevesinde yapılan feshin geçerli olduğu anlaşıldığından davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuş; hakkında yürütülen bir soruşturma yahut kovuşturma olmadığını, nitekim Emniyetten gelen müzekkere cevabında da bu hususun belirtildiğini, örgüt ile irtibatlı olduğu tespitinin gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın kabulü ile işe iadesini talep etmiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi 6/6/2018 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Fesih dayanağını oluşturan Genel Müdürlük 2016 tarihli ve 1749 sayılı yazısında, ekli listede belirtilen personelin Organizasyonel Yapılanma Yönetmeliğinin ve İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin maddeleri gereğince feshin gerçekleştiği belirtilmiştir. Yine dosyada sureti mevcut 30/09/2016 tarihli kurum içi yazışmada, devletin ilgili kurumlarınca yapılan çalışmalar sonucunda davacı hakkında devletin istihbarat kurumlarından, PDY/FETÖ örgütüne müzahir şahıslardan olduğu ve şifreli mesajlaşma uygulaması Bylock programının kullanıldığına dair bilgi verildiğine işaret edilmekle... kararda bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün istinaf itirazlarının reddi ile usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan ilk derece mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." Nihai karar başvurucu vekiline 17/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 14/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi' dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 24/4/2018 tarihli ve E.2018/3002, K.2018/9593 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının iş akdi, hakkında .... Savcılığı tarafından bylock kullanıcısı olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılmış olması, hakkında yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol kararı verilmesi akabinde, davalı işyerinin faaliyet alanı bakımından stratejik önem taşıyan durumu gözetilerek çalıştırılmasında sakınca bulunduğu gerekçesiyle İş K. 25/II e-h-ı maddeleri gereğince haklı neden iddiasıyla feshedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise feshin şüphe feshi olduğu ve davalının özel durumu gözetilerek geçerli nedene dayalı olduğu kabulüyle davanın reddine karar verilmiş olup, davacı tarafın istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesi taralından da aynı gerekçelerle esastan reddetmiştir....Davacının hakkında derdest bulunan ceza yargılamasında, 'Morbeyin' uygulaması kapsamında davacı ...'ın kullandığı telefona ait gsm hattının iradesi dışında bylock IP'lerine yönlendirilmiş olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edildiği gerekçesiyle beraat kararı verildiği, isnat edildiği üzere terör örgütü ile bağlantısı bulunduğunu gösterir aleyhine başkaca somut bir delil de olmadığı anlaşılmakla, 4857 sayılı Kanun'un maddesinin fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması..."