Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayalı olarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru, 5/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1978 doğumlu olan başvurucu, 15/1/2007 tarihinden itibaren Borsa İstanbul Anonim Şirketi (Kurum) bünyesinde çalışmaya başlamış; en son uzman olarak çalışmakta iken 10/2/2017 tarihinde başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Fesih bildiriminde, istihbarat kurumlarından gelen bilgilerin değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun Fethullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle Kurum aleyhine 9/3/2017 tarihinde dava açmıştır. İstanbul İş Mahkemesine (Mahkeme) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu; iş akdinin haklı ve geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiğini, fesih işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunması dahi alınmadan işten çıkarıldığını, hakkında adli yahut idari bir soruşturma bulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı Kurum ise cevap dilekçesinde darbe teşebbüsün yaşandığı gece ekonomi ve finans kurumlarından sadece Borsa İstanbul A.Ş.nin kritik önemi nedeniyle darbeciler tarafından işgale uğradığını belirtmiştir. Bu kapsamda personele yönelik inceleme başlatıldığını ifade eden Kurum, Borsa İnsan Kaynakları Direktörlüğünden alınan bilgilere göre başvurucunun cari hesap kaydı ile kardeşi hakkında birtakım tespitler bulunduğunu (kardeşinin ByLock kullanıcısı olduğu, 15/7/2016 tarihinden sonra yurt dışında bulunduğu, Türkiye'ye giriş yapmadığı), bu kapsamda 1/9/2016 tarihli ve 29818 ( mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 673 sayılı Olağanüstü Hal (OHAL) Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) verdiği yetkiye istinaden iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini ileri sürmüştür. Öte yandan 26/10/2016 tarihinde davalı Kurum, işten çıkarılan personele yönelik olarak FETÖ/PDY kapsamında suç duyurusunda bulunmuş; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) soruşturma başlatmıştır. Mahkeme, başvurucu hakkında müzekkere yazarak bilgi/belge toplama yoluna gitmiş; bu kapsamda Başsavcılıktan gelen cevabi yazıda örgüt üyeliği kapsamında yürütülen soruşturmanın devam ettiği bilgisi verilmiştir. Mahkeme 21/12/2017 tarihli kararı ile 673 sayılı KHK'nın maddesi gereği başvurucunun iş akdinin geçerli nedenle feshedildiği ve yine anılan madde gereğince işe iadesinin mümkün olmadığı kanaatiyle davanın reddine hükmetmiş; başvurucu, karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucu, istinaf dilekçesinde ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılmasını talep etmiş; davalı Kurumun feshe dayanak olarak ileri sürdüğü cari hesap bilgisi ile kardeşi yönünden ileri sürdüğü iddialara da ayrıca cevap vermiştir. Bu kapsamda Bank Asyadan 2010 yılında konut kredisi çektiğini belirten başvurucu; İzmir'den İstanbul'a taşınması sebebiyle 31/1/2014 tarihinde evini sattığını, banka ipoteğinin kaldırılması amacıyla gerekli parayı yatırdığını, akabinde söz konusu Banka ile tüm ilişkisini kestiğini, ipotek kaldırma işlemleri sonrası hesabında kalan tüm parasını (583,36 TL) Garanti Bankasındaki hesabına aktardığı ifade etmiştir. Banka hesabını tamamen boşaltarak ilgili şubeye hesap kapama talimatı verdiğini belirten başvurucu 10/2/2014 tarihinden sonrası için hesap hareketliliği bulunmadığını, ayrıca ev satış bedeli olan 500 TL'yi de direkt olarak eşinin Ziraat Bankası hesabına yatırdıklarını beyan etmiştir. Ağabeyi ile ilgili olarak ise iddia edildiği gibi ağabeyinin ByLock kullanıcı olması sebebiyle kaçak durumda olmadığını, aksine yurt dışında ikamet etmesine rağmen B. Üniversitesinde Skype programı üzerinden ders veren bir eğitmen olduğunu, ağabeyi hakkında herhangi bir soruşturma olmadığını belirtmiştir. FETÖ/PDY ile hiçbir bağlantısı ve irtibatı bulunmadığını ifade eden başvurucu, işveren Kurum tarafından da iddialarını somutlaştıracak nitelikte bir kanıt ibraz edilemediğini ileri sürmüştür. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) tarafından 8/5/2018 tarihinde yapılan değerlendirmede eksik inceleme ile yargılamanın neticelendirildiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemeye iadesine hükmetmiştir. Bu süreçte Başsavcılık, başvurucu hakkında 17/9/2018 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Şüphelinin çalıştığı kurum tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olduğu gerekçesi ile iş akdine son verildiği ve Cumhuriyet Başsavcılığımıza bildirimde bulunulduğu, yapılan soruşturmada şüphelinin telefon rehberinde 'abi, abla, hoca' lakaplarıyla kayıtlı çok sayıda kişi bulunmasının örgüt üyeliğine delil olarak kabul edilemeyeceği, Bank Asya'da hesabı bulunmakla birlikte 2014 yılı Ocak ayında bu hesaba son kez para yatırıp hemen ertesi ay hesabı sıfırladığı ve bir daha para yatırmadığı, dolayısıyla örgüt elebaşının talimatı doğrultusunda bankayı kurtarmak amacıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, Yargıtay Ceza Dairesinin kararları da dikkate alındığında Türk Ceza Kanununun maddesinde düzenlenen Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmaksuçunun maddi ve manevi unsurlarının oluştuğunun kabulü için iltisak, sempati gibi kavramların yeterli olmadığı, dosya kapsamında şüphelinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna, hiyerarşik yapıya uygun olarak talimat aldığına veya verdiğine, diğer örgüt üyeleriyle iletişim kurabilmek için özel yöntem ve araçlar kullandığına, örgütle devamlılık arz edecek şekilde organik bir bağının bulunduğuna, özetle örgütle 'üyelik' olarak nitelendirilebilecek seviyede bir ilişki içerisinde olduğuna dair kamu davasına dayanak teşkil edecek yeterli delil bulunmadığı anlaşılmakla,CMK 172 maddesi uyarınca KAMU ADINA KOVUŞTURMA YAPILMASINA YER OLMADIĞINA..." Mahkeme 28/3/2019 tarihli kararı ile davanın kabulüne ve başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Davalı tarafından yargılama aşamasında fesih gerekçesi olarak bildirilen iddia haklı sebep yönünden incelendiğinde ise yargılama aşamasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/130801 soruşturma nolu dosyasında davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı şeklinde karar verildiğinin bildirildiği görülmüştür. Dolayısıyla davacının FETÖ/PDY ile ilişkili olduğu iddiasına yönelik olarak davalı işverenlik tarafından dosyaya sunulmuş her hangi bir kanıt ve ihbar olmadığı gibi hakkında açılan soruşturma da kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar ile sonuçlandığı anlaşılmıştır." Davalı Kurum, karara karşı istinaf talebinde bulunmuş; verilen hükmün Yargıtay içtihadına aykırı olduğunu, Başsavcılığın kararının hukuk mahkemeleri açısından bağlayıcı olmadığını belirtmiştir. Başvurucu hakkında yapılan tespitlere değinen Kurum, şüphe feshi için yeterli somut bilgi ve belge olduğunu ileri sürmüştür. Bölge Adliye Mahkemesi 10/10/2019 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun kabulüne ve davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Dosya kapsamı ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının davalı şirkete ait iş yerinde 15/01/2017-10/02/2017 tarihleri arasında İç Kontrol Yetkilisi, uzman olarak çalıştığı, işten ayrılış sebebinin sigortalı işten ayrılış bildirgesinde (37 kodu ile) 'KHK ile Kamu görevinden çıkarma' olarak belirtildiği, 10/02/2017 tarihli fesih bildirimi ile Devlet İstihbarat Kurumlarından gelen istihbari bilgiler değerlendirilerek FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı olması nedeniyle davacının iş akdinin kıdem ve ihbar tazminatı ödenmeksizin feshedildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamından davacı tarafından Asya Katılım Bankası A.Ş.'den konut kredisi çekildiği, 29/09/2013 tarihinde konutun satışı için ilan verildiği, konut satışından eline geçen 500,00 TL'nin 31/01/2014 tarihinde T. Ziraat Bankası A.Ş. hesabına yatırıldığı, söz konusu bankadaki mevduat hesabının 2014 yılı Ocak ayında 583,36TL'ye yükseltildiği, 2014 yılı Şubat ayında hesabın sıfırlandığı ve 2016 yılı Temmuz ayına kadar hiç para yatırılmadığı anlaşılmıştır. İstanbul Başsavcılığının 2018/149876 soruşturma nolu soruşturma dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Davacının Asya Katılım Bankasındaki hesap hareketleri, telefon rehberinde 'abi, abla, hoca' lakaplı kayıtlar olması, davacının iş akdinin devlet istihbarat kurumlarından gelen bilgiler doğrultusunda feshedilmesi, davacı hakkında Savcılık soruşturması açılması hususları nazara alındığında davacının şüphe feshi nedeniyle iş akdinin geçerli nedenle feshedildiğinin kabulü gerektiği, ancak haklı feshin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddi gerekirken, davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmesi isabetli değildir.Dosya kapsamı, ilk derece mahkemesi kararının dayandığı deliller, delillerin takdiri, karar gerekçesine göre istinaf başvuru nedenleriyle sınırlı olmak ve kamu düzeni kapsamında yapılan inceleme sonucunda davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına oy birliği ile karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki hüküm kurulmuştur." Nihai karar 11/11/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 5/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"... şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi' dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 8/4//2019 tarihli ve E.2019/1352, K.2019/7992 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut uyuşmazlıkta davalı işveren tarafından yapılan fesih bildiriminde, fesih nedeni olarak davalı işverene ait fabrikada 04/02/2015 tarihi ve öncesinde davacı ile bir kısım çalışanların işyerinde üretilen rakıları çaldıkları ve çalışan işçilerden ...'in hırsızlık suçuna yardım ettikleri iddiasının feshe gerekçe gösterildiği ve davacının iş akdinin davalı şirkette çalışırken 17/03/2015 tarihinde ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri nedenle feshedildiği anlaşılmıştır.... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/257 esas 2015/777 karar sayılı dosyası kapsamına göre davacının hırsızlık olayından mahkum olan ... ile aynı fabrikada çalışıp, işyerinde servis bulunmaması nedeniyle aynı kişinin aracı ile muhtelif zamanlarda iş yerinden ayrıldığı, davacının sırf bu kişinin aracına binmesinin ve araçtaki alkol kokusunu farketmemesinin feshe dayanak yapılamayacağı, rakı dinlenme bölümünde çalışan davacının aynı araçta bulunan ve hırsızlığa konu olan rakının ... tarafından araçta taşındığına ilişkin bilgi sahibi olamayacağı, işverenin davacının bu hırsızlık olayından haberdar olduğu yönündeki şüphesinin makul ve objektif bir şüphe olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi gerekçeler ile reddine karar verilmesi hatalıdır." Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/4/2013 tarihli ve E.2012/32147, K.2013/12471 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Somut olayda bir şüphe feshi söz konusudur. Bu tür fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir.Davalı işyerinde fesih bildirgesinde anılan olayın davacı tarafından gerçekleştirildiği ceza yargılaması sonucunda da ispatlanmamış, davacı hakkında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiştir. Ancak davacının kendi kredi kartının sorgulanması ile bilgisi olmaksızın kredi kartından alışveriş yapılan müşterinin kredi kartının sorgulanmasının zamanlama yönünden iç içe geçmesi ve sorgulamanın yapıldığı terminalin aynı olması dikkate alındığında, bu hususun iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni ortadan kaldırmaya elverişli bir şüphe olup, davacı ile işveren arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığı kabul edilmelidir. Bu durumda davalı işverenin artık işçiyi çalıştırması mümkün değildir. Bu sebeple iş sözleşmesinin feshi haklı sebebe dayanmasa da, feshin geçerli nedene dayandığı kabul edilmelidir. İşverence yapılan fesih geçerli nedene dayandığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olmuştur."