Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/10624 E. , 2024/8167 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/10624 Karar No : 2024/8167 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Türk Katılım Bankası Anonim Şirketi Vekili : Av. ... - Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Valiliği Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Şirket Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Karar…
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/10624 E. , 2024/8167 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/10624 Karar No : 2024/8167 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Türk Katılım Bankası Anonim Şirketi Vekili : Av. ... - Av. ... Karşı Taraf (Davalı) : ... Valiliği Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı tarafından, 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Şirket Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılan ... Eğitim Hizmetleri A.Ş.'ye kullandırmış olduğu krediye karşılık toplamda 1.238.960,81-TL alacağın ödenmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun reddine dair Konya Valiliği Defterdarlık KHK İşlemleri İl Bürosu'nun... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın, 17/08/2016 tarihinden sonra 07/12/2021 tarihinde açıldığı, UYAP Bilişim Sistemi üzerinden yapılan sorgulamada davacı tarafından 17/08/2016 tarihinden önce açılıp da 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca adli mahkemelerce dava şartı yokluğu nedeniyle verilmiş herhangi bir ret kararının bulunmadığı, davacının ...Eğitim Hizmetleri A.Ş.'ye kullandırmış olduğu krediye karşılık toplamda 1.238.960,81-TL alacağın ödenmesi yönündeki talebi, özel hukuk hükümlerine tabi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı hususları dikkate alındığında, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddi yolunda verilen ...İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: 670 sayılı KHK kapsamında alacağının ödenmesi istemiyle başvuru yaptığı başvurunun reddi üzerine 675 sayılı KHK'nin 16. maddesinin 4. Fıkrası uyarınca başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle idari yargıda dava açtığı, görevli ve yetkili mahkemelerin İdare Mahkemeleri olduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Bununa birlikte 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (08.03.2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7082 sayılı Kanun ile aynen kabul edilmiştir) "Dava ve takip usulü" başlıklı 16. maddesinin 4. fıkrasında "Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir." hükmüne yer verildiği, maddenin son kısmında yer alan "İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz" cümlesi Anayasa Mahkemesinin 31/5/2023 tarihli ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 23/05/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. KARŞI OY : 15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan darbe girişimi sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal rejimini takiben bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek amacıyla birçok yeni düzenleme yapılmış ve bu düzenlemelerin çoğu Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde kararnameleri ve bu KHK'ların kabul edildiğine dair kanunlar ile yani özel düzenlemeler ile gerçekleştirilmiştir. Bu düzenlemelerden olan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan kuruluşlara ait taşınmaz mal varlığının, üstündeki kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak hazineye devredileceği düzenlenmiş ve uygulamanın bu yönde gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. 670 sayılı KHK ve bu KHK'nın kabul edilmesine dair 7091 saylı kanunun 5. maddesi devre dair işlemleri düzenlemiş olup; "Devir işlemlerine ilişkin tedbirler" başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında, "20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)'ne veya diğer terör örgütlerine (...) gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, (…) bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir." hükmü; dördüncü fıkrasında ise, "Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar." hükmü getirilmiştir. Aktarılan maddenin beşinci fıkrası ile, borçların ödenmesinde kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi resim harç çalışanların sigorda pirimleri vs gibi ödeme sıralamasının düzenlendiği görülmekle ve uygulamaya ilişkin alt düzenlemenin çıkarıldığı (667 sayılı KHK'nın 2. maddesi dayanak 371 seri nolu Milli Emlak Genel Tebliği ve 670 saylı KHK 5. maddesine dayanılarak yayınlanan 2016-1 seri nolu Milli Emlak Genelgesi) nazara alındığında görevli yargı yeri olan idari yargı yerince bu usulün hukuki denetimde değerlendirileceği anlaşılmaktadır. Kapatılan kurumların ilgisine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğüne devredilmiş olması bu şirketlere ait tüm borçların tekeffül edileceği veya garanti altına alınacağı şeklinde düzenlenmemiş, aksine belli koşullara bağlanmıştır (mal varlığının değerini geçirmemesi, ek külfet getirmemesi gibi...). Ayrıca ve açıkça, 675 saylı KHK ile (kabul edilmesine dair 7082 saylı Kanun) "özel düzenleme" ile dava ve takip usulü düzenlemiş olup, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun genel düzenlemesi haricinde bir düzenleme getirmiştir. Bu düzenleme ile KHK öncesi ve sonrası adli yargıda açılan davaların dava şartı yokluğu sebebiyle reddedileceğini (2 ve 3. fıkra) 4. fıkrası ise bu ret kararları üzerine 30 günlük hak düşürücü süre içinde idari makama başvuru yapılmasını müteakip idarece verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabileceği düzenlenmek suretiyle görevli yargı yolu açıkça belirlenmiştir. Bu bağlamda Olağanüstü Hal KHK'ları ile yapılan düzenlemeler idare hukuku alanında olan düzenlemeler olup bu dayanak düzenlemelere binaen yapılan iş ve işlemler idari işlemler olup, özel hukuk ilişkileri kapsamında yapılan iş ve işlemlerden olmadığından Anayasa Mahkemesinin 31/05/2023 tarih ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararı ile "uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz" ibaresinin iptal edilmiş olmasının, idari yargının görevli yargı yeri olduğuna yönelik düzenlemenin iptal edilmemiş olması sebebiyle dava konusu olayı etkileyecek nitelikte bulunmamaktır. Zira Anayasa'nın 153. maddesi emri gereği "Anayasa Mahkemesinin kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği" açık olup, kararın bozulması gerektiği oyu ile onama kararına katılmıyorum.