Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/618 E. , 2024/858 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2019/618 Karar No : 2024/858 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ankara İli, Sincan İlçesi, Dr. Nafiz Körez Devlet Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2019/618 E. , 2024/858 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2019/618 Karar No : 2024/858 DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... VEKİLİ : ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Ankara İli, Sincan İlçesi, Dr. Nafiz Körez Devlet Hastanesinde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile dava konusu işleme dayanak teşkil eden, 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik’in “Disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar” başlıklı 16. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI: Bakanın ne disiplin amiri, ne de üst disiplin amiri olmadığı, bu nedenle işlemin yetki bakımından sakat olduğu, soruşturma zamanaşımı süresinin geçirildiği, idarenin olayı 23/06/2017 tarihli şikayet dilekçesi ile öğrendiği, halbuki 05/09/2018 tarihli Olurla soruşturmanın başlatıldığı, ceza zamanaşımı süresinin geçirildiği, fiilin tarihinin 11/12/2016, işlem tarihinin 10/12/2018 tarihi olduğu, savunması dikkate alınmadan işlem tesis edildiği, ihmal iddialarını kabul etmediği, bilirkişi raporunun gerçeği yansıtmadığı, bebeğin muhtemelen “ani bebek ölüm sendromu” nedeniyle ölmüş olabileceği ileri sürülmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMASI: Dava konusu Yönetmeliğin 16. maddesinin 2. fıkrasında ve bu fıkraya dayanılarak Bakan Oluru ile soruşturma başlatılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davacının savunmasının usule uygun ve süresinde alındığı, kusurunun Adli Tıp raporuyla sabit olduğu ileri sürülerek davanın reddi istenilmektedir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik’in “Disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar” başlıklı 16. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptali istemi yönünden karar verilmesine yer oldığına, davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve .. sayılı işlemin iptali yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Ankara ili, Sincan ilçesi, Dr. Nafiz Körez Devlet Hastahanesinde uzman doktor olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/B-(a) maddesi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin ve bu işleme dayanak teşkil eden, 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik’in “Disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar” başlıklı 16. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptali istenilmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 124. maddesinde disiplin amirleri; “kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirler” olarak tanımlanmış; “Disiplin kurulları ve disiplin amirleri” başlıklı 134. maddesinin ikinci fıkrasında da, disiplin kurullarının kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 17.09.1982 tarihli ve 8/5336 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde 24.10.1982 tarihli ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik’in “Disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar” başlıklı 16. maddesinde; '' (Değişik: 4/7/2005 - 2005/9138) Disiplin amirleri, bu maddede belirtilen esaslara uyulmak ve Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılmak suretiyle, kurumların kuruluş ve görev özelliklerine göre hazırlayarak yürürlüğe koyacakları özel yönetmelikler ile tespit edilir. Başbakan ve bakanlar başında bulundukları Başbakanlık ve Bakanlık teşkilatı ile bunlara bağlı kuruluşlarda görevli bütün memurların disiplin amiridirler. Bu sıfatla haiz bulundukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilirler. Başbakanlık ve bakanlıklarda, bunların bağlı kuruluşlarında ilgisine göre Başbakanlık Müsteşarı, Bakanlık Müsteşarı, bağlı kuruluşların başında bulunan müsteşar, başkan, genel müdür, genel sekreter ve müdürler, illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar, belediyelerde belediye başkanları, yurtdışı teşkilatında misyon şefleri buralarda görevli bütün memurların en üst disiplin amirleridirler. Daha alt seviyedeki disiplin amirlerinin astlık üstlük sıralaması bu esasa göre tespit edilir. En üst disiplin amirleri haiz oldukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilir. ......'' hükmüne yer verilerek kamu kurum ve kuruluşlarınca çıkarılacak yönetmelikler arasında birlik sağlanması amacıyla bir takım temel esaslar belirlenmiş, bunun dışında disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde Devlet Personel Başkanlığının uygun görüşü alınmak şartıyla ilgili kuruma takdir hakkı tanınmıştır. Bakanın Bakanlık teşkilatı ile bunlara bağlı kuruluşlarda görevli bütün memurların disiplin amiri olmasını öngören ve bu sıfatla haiz bulundukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilmesine imkan sağlayan dava konusu Yönetmelik hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir. Davacının, taksirle ölüme neden olma suçundan, ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla ''Yukarıda anlatımı yapıldığı üzere alınan adli tıp raporu, otopsi raporu, beyanlar birlikte değerlendirildiğinde Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi raporunda; bebeklerde üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlayıp, saatler içerisinde pnömoni tablosu gelişebildiği, Özellikle küçük bebeklerde klinik bulgular başlangıçta normal olsa da hızlı şekilde kötüleşebileceği de bilinmekte olduğu, Ancak her zaman bu durum hekim tarafından kestirilemeyebileceği, Kış döneminde, çocuk acil ve çocuk polikliniklerine başvuruların büyük kısmını üst solunum yolu enfeksiyonu gubunu oluşturduğu, Dolayısıyla her hastanın yatırılması mümkün olmadığı, Klinik durumları iyi olan hastalar bu nedenle ayaktan yakından izlendiği, Bu sebepten ailelerin hastalığın seyri konusunda dikkatli olmaları, hasta kötüleştiğinde en yakın sağlık, kuruluşuna başvurmaları önemli olduğu, Bu durumda Dr. ...'nın üst solunum yolu enfeksiyonu düşünüp eve göndermiş olduğu ve kontrole çağırdığı görüldüğü, Ancak hastanın başlangıçtaki şikâyetinin ve tanısının not edilmesine rağmen fizik muayene bulgularının not edilmemesi İdari açıdan kusurlu olarak görüldüğü birlikte değerIendirildiğinde; Bebeğin kısa bir sürede öldüğü, ölümüne sebep olan viral pnömoni hastalığının solunum sıkıntısı, burun kanadı solunumu, çekilmeler, hızlı nefes alma gibi fizik muayene bulgularının beklendiği ancak dosyada muayene bulguların kayıtlı olmadığı, viral pnömoni bulguları olan bir bebeğin yatırılarak uygun antibiyotik ve destek tedavi verilmesi gerektiği, bunların yapılıp yapılmadığının muayene kaydının olmaması nedeniyle anlaşılamadığı, bu nedenle sanığın eyleminde eksiklik olduğu ve tıp kurallarına uygun olmadığı, ancak bebeklik çağı viral pnömonilerin çok hızlı progrese olabileceği, yatırılarak uygun tedavi verilmesi durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı, bu nedenle dosyada bulunan mevcut tıbbi belgelerle sanığın eksik eylemi ile ölümü arasında kesin bir illiyet bağı kurulamadığı bildirilmiştir. Sanığın idari yönden eksik işlem yaptığı ancak bebeğin ölümü ile bu eylem arasında illiyet bağının tespit edilemediğinden sanığın bebeğin ölümünde kusuru tespit edilememiş kusur tespit edilemediğinden sanık hakkında açılan kamu davasında taksir yönünden sanığın beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle yüklenen suçta sanığın kusuru bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delille sabit olmaması nedeniyle beraatine hükmedildiği ve adıgeçenin olayın olduğu gün 125 hastayı (bir başka ifadesinde 24 saat içinde 425 civarında hastayı) muayene ettiği beyanı da dikkate alındığında dava konusu kınama cezasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu kınama cezasının iptali, davanın iptali istenilen Yönetmelik maddesi yönünden ise reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: Mütefevva bebek Bahattin Ege Akdoğan'ın, davacı tarafından Acil Serviste yapılan muayene ve teşhis işleminde eksiklikler bulunduğu ve tıp kurallarına uygun olmadığı iddialarıyla başlatılan disiplin soruşturmasında, dört aylık bebek ...'ın 11/12/2016 tarihinde öksürük ve diğer şikayetleri nedeniyle Ankara Sincan Dr. Nafiz Körez Devlet Hastanesine başvuruda bulunulduğu, davacının Çocuk Acil Bölümünden giriş yaptığı, branşı çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı davacı tarafından bebeğin muayene edildiği, bebeğin muayenesinin ağızdan yapıldığı, sırtının steteskop ile dinlenilmediği, akut üst solunum yolu enfeksiyonu teşhisi konulup 4 ilaç reçete edilerek kontrol önerisi ile taburcu edildiği, bu ilaçların söz konusu teşhise istinaden eczaneden alınarak ...'a verildiği, akabinde bebeğin 12/12/2016 tarihinde yatağında ölü olarak bulunduğu, müteveffa bebeğin ailesinin 23/06/2017 tarihinde Sincan Batı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğu, savcılık tarafından 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni istenilmesi üzerine Sağlık Bakanlığınca sağlık denetçisi görevlendirildiği, aynı tarihli yazı ile disiplin soruşturması izninin de istenildiği, 05/09/2018 tarihli yazıyla disiplin soruşturması olurunun verildiği, Cumhuriyet Savcılığınca yürütülen hazırlık soruşturmasında Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Dairesinden alınan raporda “Müteveffa Bebek ...'ın ölüm sebebinin viral pnömoni hastalığı olduğu, bu hastalık için beklenen muayene bulgularının kayıtlı olmadığı, viral pnömoni hastalığı olan bir bebeğin yatırılarak uygun antibiyotik ve destek tedavi verilmesi gerekirken, bunların yapılmadığı, bu nedenle davacının eyleminde eksiklik olduğu ve tıp kurallarına uygun olmadığı, bebeklik çağı zatürrelerinin çok hızlı ilerleyeceği, yatırılarak uygun tedavi verilmesi durumunda da kurtarılmalarının kesin olmadığı, bu nedenle davacının eksik eylemi ile bebeğin ölümü arasında kesin illiyet bağının kurulamadığı” görüşlerine yer verildiği, 15/10/2018 tarihli disiplin soruşturması raporunda da, Adli Tıp raporunda bahsedilen eksiklikler gerekçe gösterilerek soruşturmacı tarafından; davacının, 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği ve aynı doğrultuda 10/12/2018 tarihli işlemin tesis edilmesi üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendinde, ''Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak" fiili, kınama cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik, 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 42. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dava; 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik’in “Disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar” başlıklı 16. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptali istemi yönünden incelendiğinde; 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin, 30/04/2021 tarih ve 31470 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Devlet Memurları Disiplin Yönetmeliği'nin 42. maddesiyle yürürlükten kaldırılması nedeniyle davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın esası hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır. Dava; davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 10/12/2018 tarih ve 7717 sayılı işlemin iptali istemi yönünden incelendiğinde; Dr. Nafiz Körez Sincan Devlet Hastanesi Çocuk Acil bölümünde görevli bulunduğu sırada, acil servise öksürük şikayeti ile getirilen dört aylık bebeği muayene ettiği ve akut üst solunum yolu enfeksiyonu teşhisi ile ilaç yazarak evine gönderdiği, bebeğin ertesi gün yatağında ölmüş olduğunun anlaşıldığı, otopsi raporunda ölüm nedeninin viral pnömoni olarak tespit edildiği, Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 14/02/2018 tarihli raporunda; bebeklik çağı viral pnömonilerin çok hızlı progrese olabileceği, yatırılarak uygun tedavi verilmesi durumunda da kurtulmasının kesin olmadığı, bu nedenle sanığın eksik eylemi ile ölüm arasında kesin bir illiyet bağı kurulamadığı; viral pnömoni hastalığında; solunum sıkıntısı, burun kanadı solunumu, çekilmeler, hızlı nefes alma gibi fizik muayene bulgularının beklendiği; ancak, dosyada muayene bulguların kayıtlı olmadığı, viral pnömoni bulguları olan bir bebeğe yatırılarak uygun antibiyotik ve destek tedavi verilmesi gerektiği bunların yapılmadığı, bu nedenle sanığın eyleminde eksiklik olduğu ve tıp kurallarına uygun olmadığı belirtilmiştir. Öte yandan, dava konusu kınama cezasına ilişkin taksirle ölüme neden olma suçundan açılan davada ... Asliye Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının beraatine karar verildiği, söz konusu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kaldırılarak davacının 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, itirazın reddi üzerine de hükmün 27/12/2023 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Bu durumda, dava dosyasında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu incelendiğinde, davacının üzerine atılı fiilleri sübuta erdiği sonucuna varıldığından 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 24/10/1982 tarih ve 17848 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik’in “Disiplin amirlerinin tayin ve tespitine dair esaslar” başlıklı 16. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarının iptali istemi yönünden konusu kalmayan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2. Davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendinin (a) alt bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE, 3. Dava kısmen ret, kısmen karar verilmesine yer olmadığına şeklinde sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... -TL yargılama giderinin, haklılık oranına göre yarısı olan ...-TL'sinin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan...-TL'sinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 6. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 27/02/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.