10. Hukuk Dairesi 2024/221 E. , 2024/13092 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1394 E., 2023/1714 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/320 E., 2023/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rap
**10. Hukuk Dairesi 2024/221 E. , 2024/13092 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1394 E., 2023/1714 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/320 E., 2023/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde 17.11.2004 tarihinden 02.02.2016 tarihine kadar lojistik operatörü olarak çalıştığını, üretilen malların ambalajlı olarak nakledilmesi için kamyonlara yüklenmesini gerçekleştirdiği forklift tabir edilen yükleme araçları ile yapılan çalışma sebebiyle sağ dizde menüsküs yırtığı ve işin belli bir bölümününü forklift aracının geri sürüşleri ile yapılması sebebiyle geri bakış için boynun döndürülmesi ve zorlanmasından boyun fıtığı oluştuğunu, hastane tarafından verilen raporda meydana gelen rahatsızlıkların meslek hastalığı olarak nitelendirildiğini belirterek, fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak üzere 20.000,00 TL maddi tazminatın meslek hastalığı tespitine ilişkin rapor tarihi olan 06.08.2014 tarihinden kanuni faizi ile davalıdan alınmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iş yerinde söz konusu hastalıklara neden olacak bir ortam olmadığını, dava konusu tespitte sadece davacının rahatsızlığının mesleki olduğunun belirlendiğini, iş yerinde bu rahatsızlığa neden olan veya olabilecek şartların hiç araştırılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olay nedeniyle davacının meslek hastalıkları ile ilgili İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesince tanzim olunan sağlık kurulu rapor ve eklerinin İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kurum Sağlık Kurulunca değerlendirilmesi sonucu %0 iş göremezlik oranı tespit edildiği, Yüksek Sağlık Kurulu Raporu sonucunda meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 olduğunun bildirildiği, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, ATK 3. İhtisas Kurulu Raporunda özetle, davacının hastalığının mesleki olup olmadığının belirlenemediğinin bildirildiği, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun incelemesi sonucunda davacının hastalığının mesleki hastalık olarak değerlendirilemediği, mevcut hastalığın çalışma ortamı koşullarında ortaya çıkması yani “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiğine ilişkin tespit yapıldığının görüldüğü, buna göre davacı tarafça, davacının meslek hastalığına yakalandığının ispat edilemediği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinin ve Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun birbirini doğrulayan raporlarına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, çalışma süresi boyunca forklift tabir edilen yükleme araçları ile yapılan çalışması sebebiyle sağ dizde menisküs yırtığı ve işin belli bir bölümünün forklift araçlarının geri sürüşleri ile yapılması sebebiyle geri bakış için boynun döndürülmesi ve zorlanmasından boyun fıtığı oluştuğunu, Yüksek Sağlık Kurulu kararında da davacıda mevcut servikal disk bozukluğu hastalığın mesleki olduğunun kabul edildiği, dinlenen tanıkların beyanı ve kusur bilirkişi raporu dikkate alınmadan yetersiz gerekçe ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, meslek hastalığından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı iş yerinde lojistik operatörü olarak çalışan davacının forklift kullanarak üretilen malları ambalajlı olarak kamyonlara yükleme işi yaptığı, 17.11.2004 ile 02.02.2015 tarihleri arasında davalı iş yerinde çalışması bulunduğu, Mahkemece alınan 14.09.2022 tarihli kusur raporunda davalı işverenin meslek hastalığının meydana gelmesinde %90 oranında kusurlu olduğu, davacının ise %10 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, SGK Sağlık Kurulunun 04.01.2019 tarihli meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespitine ilişkin kararında; davacıda mevcut servikal disk bozuklukları rahatsızlığının İstanbul Meslek Hastalıkları Hastanesi 04.09.2015 tarihli raporuna göre mesleki olduğunun, sürekli iş göremezlik oranının %0 olduğunun belirtildiği, Yüksek Sağlık Kurulu'nun 02.10.2019 tarihli kararında mevcut servikal disk bozukluğu hastalığının mesleki olduğuna, meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 olduğuna, kontrol muayenesi gerekmediğine karar verildiği, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun 22.07.2020 tarihli raporunda servikal disk hernisi hastalığının mevcut olduğu, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında hastalığının mesleki olup olmadığının belirlenemediği cihetle maluliyet oranı hakkında görüş bildirilemediğinin ifade edildiği, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulunun 26.01.2023 tarihli raporunda ise servikal disk hernisi hastalığının mevcut olduğu, 11.10.2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği 5. bölüm 17. madde 1. fıkrasında hangi hastalıkların meslek hastalığı sayılacağı ve bu hastalıkların işten fiilen ayrıldıktan en geç ne kadar zaman sonra meydana çıkması halinde mesleğinden ileri geldiğinin kabul edileceğinin meslek hastalıkları listesine göre tespit ve tayin edildiği, kişinin yaptığı işin ve çalışma şeklinin disk hernisi açısından etkisinin olabileceği ancak disk hernilerinin böyle bir işte çalışmayan kişilerde de toplumda sık olarak görüldüğü, ayrıca disk hernisinin işi dışında herhangi bir eylem sırasında da ortaya çıkabileceği dikkate alındığında; kişinin çalıştığı iş kolunun disk hernisi hastalığı için yönetmelikte tanımlanan meslek grupları arasında yer almaması, işi gereği yaptığı eylemler ve mevcut tıbbi belgeler birlikte değerlendirildiğinde hastalığının meslek hastalığı olarak değerlendirilemediği, disk hernisinin oluşmasında ve gelişmesinde pek çok etkenin bir arada görüldüğü dikkate alındığında da kendinde mevcut hastalığın çalışma ortamı koşullarında ortaya çıkması yani “işle ilgili hastalık” olarak değerlendirildiği belirtilmiştir. Somut olayda, Mahkemece her ne kadar ATK Kurul raporuna göre davacının uğradığı maruziyetin meslek hastalığı sayılmaması gerektiği gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de Kurum tarafından davacının meslek hastalığına uğradığına dair tespit kararı mevcut olup, aynı olaya ilişkin Kurum ve Mahkeme kararı arasında çelişki meydana getirildiğinden, açılacak ayrı bir tespit davasında bu hususun tartışılarak çözüme kavuşturulması gerekirken tazminat davası içerisinde bu tespit (meslek hastalığının bulunup bulunmadığı) yönünden karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, öncelikle, davacı tarafa, maruz kaldığı olayın meslek hastalığı olduğunun tespitine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna ve hak alanını etkileyeceğinden işveren aleyhine “meslek hastalığının tespiti” davası açması için usulüne uygun kesin önel vermek, kesin sürenin sonuçlarını ihtar etmek; tespit davasının verilen kesin önel içinde açılması halinde bu dava için bekletici sorun yaparak çıkacak sonuca göre; 1.Meslek hastalığının bulunmadığı kesinleşirse; Mahkemece Dairemizin 20.09.2022 tarih ve 2022/3466 Esas 2022/10875 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde “İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş mahkemeleri kurulur” düzenlemesine yer verilmiştir. Benzer şekilde yargılama sırasında yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5. maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanun'a tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemi adamları, 22.05.2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'na veya 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan ... her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun'un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere bakar.” düzenlemesine yer verildiği, bu açıklamalar kapsamında davacılar her ne kadar davaya konu sigortalının ölümüyle neticelenen olayın bir iş kazası olduğu iddiasıyla iş bu davayı açmış iseler de kesinleşen tespit hükmü çerçevesinde olayın iş kazası olmadığının anlaşılması karşısında yargılamaya konu olayın gerek 4857 sayılı İş Kanunu, gerek ise de 5510 sayılı Kanun kapsamında İş Mahkemelerince görülerek sonuçlandırılabilecek nitelikte bir dava olmadığı açıktır. O halde dava konusu eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. ve devamı maddeleri çerçevesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 49 uncu ve devamı maddeleri) genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı Kanun'un 55. maddesi (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ise 66. maddesi) kapsamında davalının adam çalıştıran ve/veya işleten olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili incemle yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan açıkça anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." şeklindeki gerekçe de dikkate alınarak mahkemenin görevliliği hususunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi, 2. Meslek hastalığının varlığının kesinleşmesi halinde ise; Mahkemece davacının davalıya ait iş yerinde çalışmaya başlamadan önceki iş yerlerinin usulüne uygun tespiti ile ilgili iş yerlerinden davacıya ait bilgi ve belgeler getirtilerek iş yerlerinin niteliği de gözetilerek davacının meslek hastalığının oluşmasında ve belirlenen sürekli iş göremezlik oranına bu iş yerlerindeki çalışma şartlarının meslek hastalığının meydana gelmesinde etkisinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmek suretiyle tüm delilleri bir arada değerlendirip sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin karar bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.