Başvuru, kanuna aykırı olarak elde edilen delillere göre tutukluluğun devamına karar verilmesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bilgisayar kütüklerinde hukuka aykırı bir şekilde yapılan arama nedeniyle de özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; kanuna aykırı olarak elde edilen delillere göre tutukluluğun devamına karar verilmesi ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bilgisayar kütüklerinde hukuka aykırı bir şekilde yapılan arama nedeniyle de özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 23/1/2014 ve 19/3/2014 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Konu ve kişi yönünden aralarındaki hukuki irtibat nedeniyle 2014/3769 numaralı başvurunun 2014/1091 numaralı başvuru ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/1091 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Mağdure S.Ü. 23/8/2012 tarihinde, karakola giderek kendisine cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla başvurucudan şikâyetçi olmuştur. Başvurucu 2/9/2012 tarihinde kasten yaralama suçunun mağduru olarak götürüldüğü karakolda hakkındaki bu şikâyet nedeniyle 3/9/2012 tarihinde gözaltına alınmıştır. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 3/9/2012 tarihli kararıyla başvurucunun konutunda gece yapılan arama sırasında başvurucunun rızası alınarak bilgisayarında da arama yapılmış, mağdure S.Ü.ye ait olduğu belirtilen üç adet çıplak fotoğraf kolluk kuvvetlerince delil olarak yedeklenmiş ve bilgisayar başvurucuya iade edilmiştir. Arama işlemi sırasında dört polis memuru ve başvurucudan başka kimse hazır bulunmamıştır. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığınca aynı gün başvurucuya ait bilgisayarda bulunduğu iddia olunan fotoğrafların CD'ye aktarıldığı belirtilerek Fethiye Sulh Ceza Mahkemesinden el koyma kararının onanması talep edilmiş, Mahkeme 3/9/2012 tarihli kararıyla el koyma işleminin onanmasına karar vermiştir. Başvurucu, aynı gün tutuklanması talebiyle Mahkemeye sevk edilmiş; Fethiye Sulh Ceza Mahkemesinin 3/9/2012 tarihli kararıyla nitelikli cinsel saldırı suçundan "üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, suçun CMK'nın 100/3-a-5 maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu ile suçun işlendiğine dair dosyada kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir olguların bulunması ve isnat edilen suç için kanunda öngörülen cezanın alt ve üst hadleri dikkate alınarak şüphelinin CMK.nun 100 ve devamı maddeleri gereğince" tutuklanmıştır. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 13/9/2012 tarihli iddianamesi ile başvurucu hakkında mağdurun beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde cinsel saldırı, hakaret, tehdit, şantaj, cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, özel hayatın gizliliğini ihlal ve basit yaralama suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Söz konusu davanın Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/203 sırasına kaydı yapılmış ve 24/9/2012 tarihinde tensip incelemesi sonunda "... suçun vasıf ve mahiyeti, CMK'nın 100/3-a-5 maddesinde düzenlenen katalog suçlardan cinsel saldırı suçu olması ve suçun subutu halinde öngörülecek ceza miktarına göre kaçma şüphesi, ev arama, bilgisayar inceleme ve muhafaza altına alma tutanağı, fotoğraf ve CD çıktıları, doktor raporları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında isnat edilen suç ile ilgili olarak dosya kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, sanık hakkında adli kontroltedbirlerininyetersiz kalacağı" gerekçeleriyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. 14/11/2013 tarihli duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucunun itirazı üzerine Muğla Ağır Ceza Mahkemesinin 9/12/2013 tarihli kararıyla "sanığa yüklenen suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olması ve kaçma şüphesi" gerekçesiyle itirazın reddine karar verilmiştir. İtirazın reddine dair bu karar, başvurucuya 3/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, bu karara yönelik 23/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 9/1/2014 tarihli duruşmada başvurucu, Mahkemeden hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin dosyadan çıkarılması talebinde bulunmuştur. Bu talebi değerlendiren Mahkeme "... 03/09/2012 tarihli arama ve el koyma kararı ile birlikte 03/09/2012 tarihli ev arama bilgisayar incelemeve muhafaza altına alma tutanağı içeriği gözetilerek 5237 Sayılı CMK'ya açık aykırılık bulunmadığı görülmekle fotoğrafların yasal delil olarak (dosyadan) çıkarılmasına yönelik talebin reddine ..." şeklinde karar vermiştir. Aynı gün yapılan duruşma sonunda Mahkemece "... suçun vasıf ve mahiyeti, CMK nın 100/3-a-5 maddesinde düzenlenen katalog suçlardan cinsel saldırı suçu olması ve suçun subutu halinde öngörülecek ceza miktarına göre kaçma şüphesi, ev arama, bilgisayar İnceleme ve muhafaza altına alma tutanağı, Fotoğraf ve CD çıktıları, doktor raporları birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında isnat edilen suç ile ilgili olarak dosya kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, sanık hakkında adli kontroltedbirlerininyetersiz kalacağı" gerekçesiyle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucu 13/1/2014 tarihinde tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itiraz etmiştir. İtirazı inceleyen Muğla Ağır Ceza Mahkemesi 3/2/2014 tarihli kararıyla "tutuklu sanığın üzerine atılı suçların niteliği ve delile durumu dikkate alınarak usul ve yasaya uygun olan Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin tutukluluk halinin devamına ilişkin karara yapılan itirazın redddine" şeklinde karar vermiştir.İtirazın reddine dair bu karar, başvurucuya 3/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, bu karara yönelik 19/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin 10/4/2014 tarihli kararıyla başvurucunun nitelikli cinsel saldırı suçundan 8 yıl 4 ay hapis, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 2 yıl 6 ay hapis, tehdit suçundan 000 TL adli para cezası, hakaret suçundan 000 TL adli para cezası, şantaj suçundan 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 500 TL adli para cezası ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ayrıca hükümle birlikte "... üzerine atılı suçun vasıf mahiyeti, sanığın tutuklulukta kaldığı süre, sanık hakkında hükmedilen ceza miktarı ve sanığın üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçununun CMK 100/3-a maddesinde belirlenen katalog suçlardan olması nazara alındığında kaçma şüphesi, mevcut delil durumu, sanık hakkında adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalması nazara alınarak ..." tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir.Başvurucunun temyizi üzerine mahkûmiyet kararı, Yargıtay Ceza Dairesinin 12/11/2014 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu; nihai kararının onanmasından sonra hâkim kararı alınmaksızın müdafi ve işlem tanıklarının yokluğunda bilgisayar kütüklerinde yapılan aramanın hukuka aykırı olduğunu, bu şekilde kanuna aykırı olarak elde edilen delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ve hâkim kararı bulunmadan bilgisayar kütüğünde arama yapılması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiaları nedeniyle Anayasa Mahkemesine 26/2/2015 tarihinde bireysel başvuruda (B. No: 2015/3508) bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi 23/1/2018 tarihinde İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden arama tedbirinin hukuka aykırılığını tespit edip gerektiğinde yeterli giderim sağlama potansiyeli olduğu kabul edilen 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun maddesinde öngörülen yargısal yola başvurulmadığından "başvuru yollarının tüketilmemesi", hâkim kararı alınmaksızın müdafi ve işlem tanıklarının yokluğunda bilgisayar kütüklerinde hukuka aykırı biçimde yapılan arama sonucunda elde edilen delile dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia yönünden ise "açıkça dayanaktan yoksunluk" nedenleriyle kabul edilemezlik kararı verilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Cinsel saldırı (birinci fıkra hariç, madde 102)…(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir.(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...(2) Fiilin vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle işlenmesi durumunda, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Bu fiilin eşe karşı işlenmesi halinde, soruşturma ve kovuşturmanın yapılması mağdurun şikayetine bağlıdır....(5) Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur."