6. Ceza Dairesi 2019/1813 E. , 2019/4952 K. "İçtihat Metni" Katılanlar ... ve ...’e yönelik yağma suçundan sanık ... hakkında TCK'nin 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinden bahisle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin İZMİR 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2013 gün, 2013/34 Esas ve 2013/294 Karar sayılı hükmün, temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi
**6. Ceza Dairesi 2019/1813 E. , 2019/4952 K.** **"İçtihat Metni"** Katılanlar ... ve ...’e yönelik yağma suçundan sanık ... hakkında TCK'nin 31/2. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinden bahisle ceza verilmesine yer olmadığına ilişkin İZMİR 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.12.2013 gün, 2013/34 Esas ve 2013/294 Karar sayılı hükmün, temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesi 28.02.2018 gün, 2015/2180 Esas ve 2018/1520 Karar sayılı kararı ile; “Sanık hakkında soruşturma evresinde alınan İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 13/11/2012 tarih ve 17726 sayılı raporunda, yağma suçu bakımından işlediği iddia edilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olduğu ve dolayısıyla farik ve mümeyyiz olduğunun belirtildiği, kovuşturma evresinde ise hakkında aldırılan SİR raporunda “İşlediği iddia edilen suçun hukuki anlam ve sonuçlarını yeterince kavrayabilir düzeyde olmadığının düşünüldüğü, 3 yıldır özel eğitime gittiği, okuma-yazmayı zor söktüğü, akademik başarısının oldukça düşük olup, zihinsel geriliğinin yanı sıra sağlık probleminin de bulunduğunun” belirtilmesi üzerine ise mahkemece sanık hakkında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Hastanesinden alınan, 17/04/2013 tarih ve 84279242-440 sayılı yağma suçuna dair düzenlenen raporda yer alan "...işlediği ilk suç olması da dikkate alınarak, kolayca başkalarından etkilendiği, suç tarihinde fiilin anlam ve sonuçlarını değerlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmemiş olduğunun kabulünün tıbben daha uygun olacağı..." kanaatinin yer aldığı, mahkemece bu itibarla sanık hakkında yağma suçundan ceza verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulduğu anlaşılmakla; sanığın Adli Tıp Kurumu'na sevki yapılmak suretiyle, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinden sonra karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonrası İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2018 gün, 2018/93 Esas, 2018/380 Karar sayılı kararı ile; “Bilindiği üzere 12-15 yaş grubundaki suça sürüklenen çocukların fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği konusunda takdir yetkisi TCK'nin 31/2. maddesi uyarınca mahkemeye aittir. Mahkeme bu yetkiyi kullanırken çocuğun adli psikiyatrik raporuyla 5395 sayılı ÇKK'nın 35. maddesinde belirtildiği üzere sosyal inceleme raporunu inceleyip bu raporlara göre kanaat oluşturur. Yukarıda deliller bölümünde bahsedildiği üzere tek imzalı İzmir Adli Tıp Kurumundan alınan adli psikiyatrik raporda "Suça sürüklenen çocukta herhangi bir zeka geriliği ve çocukluk dönemi psikiyatrik sendrom arazı bulunmadığı" kanaatine varılarak yağma fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişmiş olduğu belirtilmiştir. Suça sürüklenen çocuk hakkında uzman psikolog Volkan Karpat tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporunda anne ve babasının 4 yıl önce ayrıldıkları, ebeveynleri tarafından ihmal edildiği, zihinsel olarak yaşıtlarından geri ve suç tarihi itibariyle 12 yaş 4 aylık olduğu, özel eğitime gittiği, bu nedenlerle küçüğün işlediği iddia edilen suçun kötü olduğunu bilmekle beraber zihinsel durumu, yaşam öyküsü, içinde bulunduğu olumsuz koşullar ve yaşı nedeniyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını yeterince kavrayabilecek düzeyde olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca dosyaya sunulan Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan 26/12/2012 tarihli raporda da suça sürüklenen çocuğun hafif düzeyde mental retardasyon olduğu, %50 özürlü olduğu tespit edilmiş, yine mahkememizce yapılan gözlemde de suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçun anlam ve sonuçlarını değerlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmediği düşünülmüş, alınan sosyal inceleme raporu, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen rapor ve mahkeme gözleminin İzmir Adli Tıp Kurumunca düzenlenen tek imzalı doktor raporuyla çeliştikleri görülmekle suça sürüklenen çocuk Ege Üniversitesine sevk edilmiş, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığının üç öğretim üyesi tarafından düzenlenen raporda da suça sürüklenen çocuğun hafif mental retardasyon olduğu, özel eğitime gittiği, davranım bozukluğu bulguları olduğu tespit edilerek fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını değerlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmemiş olduğu belirtilerek sağlık tedbiri önerildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar bozma ilamında İzmir Adli Tıp Kurumunca düzenlenen tek imzalı raporla üniversitece düzenlenen rapor arasında çelişki bulunduğundan ve bu çelişkilerin giderilmesi gerektiğinden bahisle kararımız bozulmuşsa da İzmir Adli Tıp Kurumunca tek imzalı olarak düzenlenen doktor raporunda "Herhangi bir zeka geriliği ve çocukluk dönemi psikiyatrik sendrom arazı bulunmadığı" gerekçesiyle bu rapor düzenlenmiştir, oysa gerek Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan gerek Ege Üniversitesinden alınan heyet raporunda ve sosyal inceleme raporunda suça sürüklenen çocukta mental retardasyon bulunduğu, anne ve babasının ayrı olup çocuğun ihmal edildiği, özel öğretimden yararlandığı, davranım bozukluğu bulgularının bulunduğu tespit edilmiş olup İzmir Adli Tıp Kurumunca düzenlenen tek imzalı raporun dayanağının kalmadığı anlaşılmıştır. Suça sürüklenen çocuk olay tarihinde 12 yaş 4 aylıktır, mahkemece yapılan gözlemde de suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suç fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama, davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmediği düşünülmüş olup alınan sosyal inceleme raporu, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi raporu ve Ege Üniversitesi öğretim görevlilerince düzenlenen heyet raporu birbirini doğruladığından ve İzmir Adli Tıp Kurumunca düzenlenen tek imzalı raporun dayanağı da kalmadığından mahkememizce Ege Üniversitesince düzenlenen rapora itibar edilerek hüküm kurulmasında hukuka bir aykırılık görülmediği” gerekçesi ile ilk hükümde direnilmesine karar verilmiştir. Bu hükmün katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının "Bozma" istekli 21.05.2019 gün ve 2019/26555 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilen dosya; incelenerek değerlendirilmiş ve karara bağlanmıştır. T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Sanığın Adli Tıp Kurumuna sevki yapılmak suretiyle dosya içerisinde yer alan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesinden sonra karar verilmesi gerektiğinden, bozulmasına dair; Yargıtay 6. Ceza Dairesi 28.02.2018 gün, 2015/2180 Esas ve 2018/1520 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, İzmir 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2018 gün, 2018/93 Esas ve 2018/380 Karar sayılı ilamındaki direnme kararı yerinde görülmediğinden, CMK'nin 307/3. maddesi gereğince, mahkemenin direnme kararı konusunda karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 22.10.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.