11. Hukuk Dairesi 2013/16391 E. , 2014/6289 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı Mahkemesi’nce verilen 07/11/2012 gün ve 2008/373-2012/504 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, davalı bankayla müvekkili şirket arasında imzalanan 26/10/1995 tarihli ve 19/06/1996 tarihli genel kredi sözleşmeleri uyarınca kredi kullanıldığını, davalı bankanın ta…
**11. Hukuk Dairesi 2013/16391 E. , 2014/6289 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasındaki davadan dolayı Mahkemesi’nce verilen 07/11/2012 gün ve 2008/373-2012/504 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, davalı bankayla müvekkili şirket arasında imzalanan 26/10/1995 tarihli ve 19/06/1996 tarihli genel kredi sözleşmeleri uyarınca kredi kullanıldığını, davalı bankanın talebi üzerine bu sözleşmelere dayanarak kullanılan kredilerin 04/06/1997 tarihinde ödendiğini, daha sonra davalı bankadan 04/05/1998 tarihinde toplam 20.800,00 TL spot kredi kullanıldığını, genel kredi sözleşmeleri nedeniyle kullanılan kredilerin ödenmesine rağmen davalı bankanın herhangi bir sebep belirtmeksizin kredi hesaplarını kat ettiğini, kullanılan spot kredilerin vadesinin gelmediğini, kredi hesabının kat edilmesinin haksız olduğunu, bankanın borcu ödenmiş sözleşmeye dayanarak icra takibi yaptığını, bunun üzerine icra takibine kefiller tarafından itiraz edildiğini, itirazların iptali için esas sayılı dosyasında ve Mahkemesi'nin 1999/296 esas sayılı dosyasında davalar açıldığını, bankanın kötü niyetli olduğunu, bu davranışıyla diğer bankaların da davacı şirkete kullandırdıkları kredi hesaplarını kat etmelerine ve davacı şirketi ticaret yapamaz ve borçlarını ödemez bir pozisyona soktuğunu ileri sürerek, davacının uğradığı maddi, manevi zararlar ile munzam zararlarını tespiti ile 70.737.166,92 TL maddi zarar, 6.803.100,08 TL munzam zarar, 2.000,00 TL manevi zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, zamanaşımı definde bulunarak, davacının borca itiraz etmemek suretiyle hesabın katının haksız olmadığını kabul ettiğini, halen borcun ödenmediğini, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının iddialarını ispatlayamadığı, kredi hesabının yasalara ve sözleşmeye uygun kat edildiği, sözleşmeyle tanınan hakların kötüye kullanılmadığı, maddi, manevi tazminat ve munzam zarar talebinin haklı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından adli yardım talepli temyiz edilmiştir. Mahkemece verilen adli yardım kararı dava sırasındaki yargılama harç ve giderlerine ilişkin olup, temyiz harç ve giderlerinin davacı tarafından yatırılmasının gerekip gerekmediği, HMK 336/3. maddesi uyarınca Yargıtay tarafından davacının adli yardım talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine bağlıdır. Davacı vekilinin adli yardım talebi ile ilgili olarak HMK'nın 336/2. maddesi uyarınca davacı vekilinin dilekçe ekinde sunduğu belgeler adli yardım talebini gerektirir belge niteliğinde görülmediği gibi, davanın reddi yönündeki mahkeme hükmüne ilişkin temyiz istemleri bakımından peşin olarak yatırılması gereken harç ve sair giderlerin çok cüz'i olduğu gerçeği karşısında, bir ticaret şirketinin bu giderleri dahi karşılayamayacak durumda olmasının makul ve inandırıcı olmadığı kanısına varılmış, davacı vekilinin kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım talebinin HMK'nın 337/2. maddesi uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir. ./.. -2- 2- Yukarıdaki (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Dairemizce adli yardım talebinin reddine karar verildiğinden, bu kez mahkemece davacı şirket vekiline adli yardım talebinin reddine dair işbu kararın tebliği, mümeyyiz davacı vekilince itiraz edilmediği taktirde, 1086 sayılı HUMK'nın 5236 sayılı Kanun ile değişik 432. maddesi yollaması ile 426/D maddesi uyarınca peşin temyiz harcının ve dosyanın Yargıtay'a sevki giderinin ikmali için davacıya HUMK'nın anılan hükümleri uyarınca gerekli meşruhatı havi davetiyenin usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesi, harç ve giderler yatırılmadığı takdirde sonucuna göre bir karar verilmesi, yatırıldığında ise dosyanın temyiz incelemesi için Dairemize gönderilmesi gerekmektedir. Davacı tarafından Dairemizce verilen adli yardım talebinin reddine ilişkin karara itiraz edildiği taktirde, 11.04.2013 tarih 6459 sayılı Yasanın 23. maddesi ile değişik HMK'nın 337/2. maddesi gereğince işlem yapılması gerektiğinden belirtilen hususların ikmali için dosyanın mahalline iadesine karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin kanun yoluna ilişkin adli yardım talebinin itirazı kabil olmak üzere reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle belirtilen işlemlerin ikmali için dosyanın MAHALLİNE İADESİNE, 31/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.