1. Hukuk Dairesi 2010/5638 E. , 2010/6891 K. "" MAHKEMESİ : TOKAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan H. K.'nın 1991 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki 375/2400 payını torunu F.'ya bağışladığını, aynı taşınmazdaki 375/2400 payını da diğer davalı İbrahim'e satış yoluyla temlik ettiğini, yapılan tüm devirlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, saklı paylarını bertaraf etme kastı ile yapıld…
**1. Hukuk Dairesi 2010/5638 E. , 2010/6891 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TOKAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 11/03/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakan H. K.'nın 1991 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki 375/2400 payını torunu F.'ya bağışladığını, aynı taşınmazdaki 375/2400 payını da diğer davalı İbrahim'e satış yoluyla temlik ettiğini, yapılan tüm devirlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, saklı paylarını bertaraf etme kastı ile yapıldığını ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil olmazsa tenkis isteminde bulunmuşlardır. Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, muvazaa iddiasının resmi delil ile kanıtlanamadığı, bağış işleminin ise ölümden önceki 1 yıldan fazla bir süre içesinde yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ... raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedeni dayalı tapu iptal ve tescil ile tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1991 ada 13 parsel sayılı taşınmazdaki 375/2400 payın, miras bırakan tarafından 17.11.2006 tarihli akitle davalı F. K.'ya bağış yoluyla; aynı taşınmazdaki 375/2400 payın ise davalı İ. U.'a 31.10.2007 tarihli akitle satış yoluyla temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakan tarafından davalılara yapılan temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı, muvazaalı ve saklı payı zedeleme amaçlı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsufi-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.