T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:18/05/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:15/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARI…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:15/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:18/05/2022 DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:15/12/2025 İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; taraflar arasında işletme devrine ilişkin 21.01.2020 tarihinde protokol imzalandığını, bu protokol uyarınca 35.000,00 USD bedelli çekin müvekkiline verildiğini, çekin ödenmemesi üzerine Serik İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, ancak alacaklı vekilinin fahiş bir hata yaparak çeki USD yerine sehven Türk Lirası olarak yani 35.000,00 TL olarak takibe konu ettiğini, davalı tarafın bu hatadan faydalanarak çek bedelini ödeyerek çeki icra dairesinden teslim aldığını, hatanın fark edilmesi üzerine davalı tarafa ihtarname gönderilmesine rağmen 252.270,00 TL tutarındaki bakiye bedelin ödenmediğini, davalı tarafın TMK'nın 2. madde düzenlemesine aykırı olarak kötüniyet örneği gösterdiğini ve o tarihteki davacı vekilinin yapmış olduğu fahiş hatadan faydalanarak, ödemekle yükümlü olduğu bedeli ödemediğini, dava konusu çekin üzerindeki rakam ile takip tutarındaki rakamın (35.000) birebir aynı olmasının işbu dava ile ileri sürülen iddiaları doğrular nitelikte olduğunu, Serik İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak yapıldığından davacının bakiye bedeli talep edebileceğini, fazlaya ilişkin hak ibaresine rağmen takip konusu çekin icra dairesi tarafından davalıya teslim edilmiş olmasının borcun son bulduğu yönünde karine teşkil etmeyeceğini, bakiye bedel için Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı tarafa dava dilekçesinin usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; "... Taraflar arasında çek bedelinin ödenip ödenmediği, Serik İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takibin sehven USD yerine TL üzerinden başlatılıp başlatılmadığı ihtilaflıdır. Çekin keşidecide olması ödendiği yönünde karine oluşturmaktadır. Ancak söz konusu karine Türk Borçlar Kanunu'nun 104. maddesine dayanmaktadır. Somut olayda davacı taraf hataya dayanmış olup Serik İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde takip talebinin sekizinci maddesinde borcun sebebi olarak 31.08.2021 günlü ... seri nolu 35.000,00 TL tutarlı çekin gösterilmesi, takipte fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak başlatılması, çekin davalı tarafa davacı tarafından değil takipte fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmasına rağmen icra dairesi tarafından iade edilmiş olması karşısında çekin davalıda olmasının ödendiğine ilişkin karine oluşturmadığı anlaşılmıştır. Nitekim somut olayda çekin davacı tarafından davalıya iade edilmediği icra dairesi tarafından iade edildiği ilgili icra dosyasındaki çek iade tutanağından sabittir. Bu nedenle çekin tamamının ödendiğine ilişkin ispat külfetinin davalıda olduğu kanaatine varılmıştır. İspat külfeti davalıda olup davalının borcu söndüren delilleri her zaman sunabileceği sabit ise de davalının sunmuş olduğu protokol ile takibe konu çekin keşide tarihi dikkate alındığında davalının ödeme iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davanın kabulüne, alacak likit, davalı icra takibine itirazında haksız olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından vekil olarak adları ve adres bilgilerinin bulunmasına rağmen dava dilekçesinin müvekkiline tebliğe çıkartıldığını, müvekkilinin de adreste bulunmadığından dolayı yokluğunda mahalle muhtarına tebliğ edildiğini, muhatabın kendisini bir vekil ile temsil ettirmesi halinde yapılacak tebliğlerin yasal muhatabının müvekkili olmadığını, söz konusu tebligatın geçerli olup olmamasının yeterince araştırılmadan yerel mahkemece zımnen usule uygun kabul edilerek müvekkilinin savunma ve yasal haklarının kısıtlandığını, bu nedenle gıyaplarında yapılan ön inceleme duruşmasını kabul etmediklerini, müvekkili ve davacı arasında 21/01/2020 tarihinde ticari işletme devir sözleşmesini muhteva eden protokol imzalandığını, müvekkili tarafından, davacı lehine 35.000.00 USD bedeli olan döviz çeki verildiğini, bu çek bedelinin müvekkili tarafından bir kısmının gününde ödendiğini, bakiye kısmının ise icra takibine konu edilmesinin ardından icra dairesine yapılan ödeme sonucunda tamamen ifa edildiğini, taraflar arasında imza altına alınmış protokol sebebiyle müvekkilinin, davacı tarafa 35.000.00 USD değerinde çek keşide ettiğini, çekte belirtilen bedelin TL cinsinden değerlendirilip 252.270.00 TL'sinin ödendiğini, bakiyesinin ise davaya konu icra takibine konu edilen 35.000.00 TL'lik kısım olduğunu, müvekkilinin icra takibine konu edilen bu bedeli ödemek suretiyle çekte belirtilmiş bedelin tamamının ödenmiş olduğunu ve bu sebeple icra dairesinden çek aslını iade aldığını, dava dilekçesinde belirtilen beyanların çelişkili olduğunu, öyle ki 35.000.00 USD olarak yazılması gerekirken bakiyenin 35.000.00 TL olarak yazıldığı beyanı ve 35.000.00 TL değil döviz kuru karşılığı olan 252.270.00 TL yazılması gerekirken sehven hata yapılarak yanlış yazıldığı beyanları bu çelişkiyi açık şekilde gösterdiğini, müvekkilinin aralarındaki borç ilişkisinden kaynaklanan sorumluluğunu yerine getirdiğini, bu sebeple davaya haksız ve kötü niyetli olarak konu edilen borç ilişkisinin sona erdiğini, davacı tarafın kötü niyet iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ispat yükünün davacıya düştüğünü, buna rağmen yerel mahkeme tarafından müvekkili aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hakkaniyete, usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça dosyaya sunulan 21.01.2020 tarihli protokolde de dava konusu çek ile ilgili bir ibare bulunmadığını, protokoldeki edimlerin tamamının müvekkili tarafından yerine getirildiğini, davacının delil olarak tanık dinletme talebinin de davanın niteliği gereği usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın iddialarını ispatlayamadığını, dosyada mevcut ve hatalı olarak düzenlenmiş olan bilirkişi raporu esas alınarak verilmiş yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini istinaf sebepleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, ödenmeyen bakiye çek bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece yazılı gerekçeyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, itirazın iptali davasında dava dilekçesi ve tensip zaptının icra dosyasında itiraz eden vekile değil asile yapılacağı (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu 03/06/2022 tarih 2021/1 Esas 2022/3 Karar sayılı emsal ilamı), davalı asile Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereği yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu, alacaklı ayrıca ve açıkça alacağından vazgeçmediği ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğuna göre ödeme emrinde alacağın TL olarak gösterilmesinin yazımdan kaynaklanan maddi hata olduğunun kabulü gerektiği, söz konusu çek bedelinin bir kısmının davacıya elden ödendiği ve davacı tarafa borcunun bulunmadığının davalı tarafça usulünce ispatlanamadığı, ödendiği iddia edilen çekin davacı tarafından değil Serik İcra Müdürlüğü tarafından 27/09/2021 tarihinde iade edildiği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, HMK m. 355/1. gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b-1. gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 17.232,56 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 4.309,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.923,56 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 04/06/2025 tarih 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesi uyarınca parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktarı esas alınmak suretiyle 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15/12/2025 ...