Başvuru, mahkûmiyete esas olarak suç oluşturmayan bazı eylemlere dayanılması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, mahkûmiyete esas olarak suç oluşturmayan bazı eylemlere dayanılması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu mahkûmiyet kararı verilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 29/11/2018 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ile suç ve cezaların kanuniliği ilkesi dışındaki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna, anılan haklara ilişkin şikâyetlerin kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Tire Fen Lisesinde öğretmen olarak görev yaparken 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Tire Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Tire İlçe Emniyet Müdürlüğüne elektronik ortamda yapılan 29/7/2016 tarihli isimsiz ihbar üzerine başvurucu hakkında Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olduğu şüphesiyle soruşturma başlatılmıştır. Anılan ihbar dilekçesinde özetle; başvurucunun sürekli FETÖ/PDY terör örgütüne hizmet ettiği, evindeki toplantılarda para ve köylerde hayır adı altında yağ topladığı, Zaman gazetesine üye olmaları yönünde insanları teşvik ettiği ileri sürülmüştür. Başvurucu; soruşturma evresinde alınan savcılık ifadesinde örgüt ile bir irtibatının bulunmadığını, ek ödeme alabilmek amacıyla Aktif Eğitimciler Sendikasına (Aktif-Sen) üye olduğunu, örgüte maddi ve manevi herhangi bir destek sağlamadığını beyan etmiştir. Soruşturma evresinde -şüpheli veya bilgi veren olarak- ifadeleri alınan A.G., K.K. ve A.B. başvurucu aleyhinde beyanlarda bulunmuştur. Bu kapsamda K.K. 12/10/2016 tarihli kolluk ifadesinde, başvurucunun örgütün düzenlediği tüm toplantılara katıldığını, zaman zaman evinde toplantı düzenlediğini ve sohbetlere katıldığını beyan etmiştir. A.G., 8/1/2017 tarihli kolluk ifadesinde başvurucunun sohbet hocalığı yaptığını ileri sürmüştür. Tire Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan A.B., başvurucunun örgüt içerisinde yer aldığını, sohbet hocalığı yaptığını, 2005 yılına kadar öğretmenler grubunda sohbete katıldığını, 2005 yılından sonra ise örgütün köylerde yaşayan mensuplarına ilişkin grupta sohbet hocalığı yaptığını beyan etmiştir. Ayrıca Menderes isimli gizli tanık 26/9/2016 tarihli savcılık ifadesinde başvurucu hakkında "Örgüt içerisinde yer alan aktif biridir. Öğretmendir. Örgütün toplantılarına ve faaliyetlerine katılan biridir." şeklinde açıklamalarda bulunmuştur. Soruşturma sonucunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) 3/6/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır. Düzenlenen iddianamede, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü hakkında genel bilgilere ve örgütün Tire ilçesinde bulunan yapılanması hakkında bilgilere yer verildikten sonra başvurucunun hukuki durumuna özgü değerlendirme yapılmıştır. İddianamede başvurucunun Aktif-Sen isimli sendikaya üye olduğu, adına kayıtlı GSM hatlarına ilişkin HTS raporlarının incelenmesi neticesinde aralarında ilçe imamının da bulunduğu FETÖ/PDY'nin Tire ilçe yapılanmasında yer alan şahıslar ile yoğun irtibat hâlinde bulunduğu, örgütün talimatları doğrultusunda hareket ederek 9/1/2014 tarihinde Bank Asyada hesap açtığı, hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde ATM aracılığıyla kaynağı belli olmayan 665 TL paranın yatırıldığı, bu kapsamda 9/1/2014 tarihinde 000 TL, 23/6/2014 tarihinde 820,55 Amerikan doları, 23/2/2015 tarihinde 000 Amerikan doları, 8/5/2015 tarihinde 555 Amerikan doları yatırdığı iddialarına yer verilmiştir. Anılan iddianamede ayrıca tanık sıfatıyla ifade vermiş olan A., K.K., A.G. ve A.B. isimli kişilerin ifadeleri uyarınca başvurucunun örgütün köy ünitesinden sorumlu sohbet grubu yetkilisi olduğu, örgütsel toplantılarda örgüt adına himmet, zekât ve burs adı altında maddi yardım topladığı, örgüte ait gazete ve dergi aboneliğinin bulunduğu ifade edilerek FETÖ/PDY üyesi olduğunun anlaşıldığı iddia edilmiştir. İddianamenin kabulü ile açılan dava İzmir Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2017/506 sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Yargılamada 14/7/2017 tarihinde duruşma hazırlığı işlemleri yapılmıştır. Tensip Tutanağı'nda iddianamede isimleri geçen A., K.K., A.G. ve A.B.nin tanık sıfatıyla dinlenmeleri amacıyla yargı yetkisi içerisinde olanların zorla getirilmelerine, yargı çevresi dışında olanların beyanlarının istinabe yolu ile alınmasına ve duruşmanın 7/12/2017 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin istinabe talebi üzerine soruşturma evresinde beyanları alınan K.K. ve A.B. Tire Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 16/10/2017 tarihinde tanık sıfatıyla dinlenilmiştir. Tanık K.K.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir:"Ben Tire ilçesinde zaman gazetesi dağıtıcısı olarak görev yapıyordum, biz üç kişi olarak dağıtım yapıyorduk, hepimizin bölgeleri farklıydı ben İlhami Aksuya gazete dağıtmıyordum ancak aldığını biliyorum, bizde listeler olur, büroya gelip para öderler, bu kişinin de gelip para ödediğini biliyorum kendim şahit oldum, büroda sohbet konuşmaları geçiyordu, şuraya gidelim, buraya gidelim şeklinde konuşuyorlardı ancak ben sohbete gitmediğim için şahit olmadım, bu kişinin dergi ve gazete aboneliği de vardı, örgütün düzenlediği toplantılara katılırdı, ayrıca evinde zaman zaman sohbet düzenlerdi, bütün bunları büroda geçen konuşmalarında kendi ağzından duydum" İstinabe yoluyla dinlenilen diğer tanık A.B.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir: "İlhami Aksu benim öğretmen arkadaşım olur, [İ]lhami Aksu Köy grubunda çalışan arkadaşlarımdan biri idi, köyler bulundukları güzergahlara göre gruplandırılmışlardı, ve köylere imam atanmıştı, bu imamlardan biri de İlhami Aksuydu, köylülere sohbet yaparlardı, ihtiyaçları olduklarında da maddi destek talep ederlerdi, köylülere hangi partiye oy vermeleri gerektiği konusunda yönlendirme yaparlardı, ben daha önce kendim de sohbetlere gidiyordum, 2012/2013 yıllarına kadar İlhami Aksuyu sohbetlerde görüyordum, bu yıllardan sonra ben kendim sohbetlere gitmediğim için kendisini görmüyordum ancak kendisinin devam ettiğini başkalarından duydum, sohbetlere insan kazandırmak için gidiyorlardı, İlhami Aksunun 2012/2013 yıllarında imam olduğunu kendisinden duymuştum, bu yıllardan sonra imam olarak görev yaptığını başkalarından duydum" Yargılamanın 7/12/2017 tarihli ilk celsesinde başvurucu, oğlunun kaydolduğu öğrenci yurdunun ödemelerini yapmak için Bank Asya'da hesap açtığını, bu hesaba talimat ile para yatırmadığını, öğretmenlikten aldığı maaş dışında çiftçilikten kazandığı parayı kızının düğününde kullanmak için Bank Asyada tuttuğunu, devletin sendika üyeliğini maddi olarak teşvik etmesi nedeniyle Aktif-Sen'e üye olduğunu, bu sendikanın herhangi bir toplantısına katılmadığını, örgüte maddi yardımda bulunmadığını ve örgüt üyeliği suçunu kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu ayrıca istinabe yolu ile dinlenilen tanıklar K.K. ve A.B.nin beyanlarını kabul etmediğini ifade etmiştir. Anılan celsede tanıklar A. ve A.G. dinlenilmiştir. Tanık A.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir: "Ben geçen sene 2016 [A]ğustos ayında ve 2017 [O]cak ayında iki kez FETÖ/PDY silahlı terör örgütü soruşturmasında [T]ire ilçe imamı olduğum iddiası ile gözaltına alınmıştım. İlk ifademde sanığı tanımadığımı söylemiştim. İkinci ifademde ise kendisi ile alakalı birlikte oldukları gruplarda bulunan fotoğrafları gösterildi. Ben fotoğraflardan değil ancak isminden sanığı hatırladım. Zira Tire'de cemaate ait fidan okuma salonu ve buğdaydede erkek öğrenci yurdu isimli yerler mevcuttu. Bu yurda ve okuma salonuna köylerden gıda maddeleri yardımı toplanıyordu. Bu yardımları toplayanlar Aktif-sen'e bağlı öğretmenler oluyorlardı. Bu yardımları köylerden toplamayı organize eden kişi [Z.] isimli öğretmendi. Ben sanığın ismini [Z.den] daha önce köylerden fakir öğrencilere yardım toplayan kişilerden birininde İlhami hoca olduğunu duyduğum için ve emniyetteki ikinci ifademdede İlhami Aksu'nun ismini gördüğüm için ve [Z.nin] bana söylediği yardım toplayanlar içerisinde geçen İlhami hocanın çevresinde sevilen sayılan Tire'li öğr[e]tmen olduğunu söylediği için emniyetteki beyanında bu kişinin İlhami Aksu olduğunu [Z.den] duyduğumu söyledim. Ben kendim sanıkla ilgili birebir görgüye dayalı bilgim yoktur. Burs, himmet, gazete, bankasya, [ByLock]larla sanığın alakası varmıdır bilmiyorum." Söz konusu celsede dinlenilen diğer tanık A.G.nin beyanının ilgili kısmı şöyledir:"Ben 2008-2014 yılları arasında Tire'de [K]örfez [dershanesinde] muhasebe elemanı olarak çalıştım. Ben de İzmir 13 ACM'de FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden yargılanıyorum. Bende [ByLock] tespit edilmişti. [S]anığı Tire'de dershanede çalıştığım dönemde dershanede velimiz olması nedeniyle tanırım. Kendisini MEB'te dinkültürü öğretmeniydi. Kendisi ile alakalı dershaneye geldiğinde dinlenme bölümlerinde branşı ile alakalı sohbetlerini dinlerdik. Bu sohbetler zaman zaman akşam zaman zaman gündüz toplandığımızda ve denk geldiğinde olabiliyordu. Bu sohbetlerin içeriği dini sohbettir. Dini anlamda merak ettiğimiz şeyleri veli [olarak] tanıdığımız ve din kültürü öğretmeni olması [nedeniyle] ona sorardık. Bazen ilmihal okunurdu. Sanıkla beraber risale okunan bir sohbetimiz olmamıştır. Ben kendim risale okuyordum. Bu dediğim sohbetler 2012 yılında olurdu. Ben 2014 yılında zaten bu dershaneden ayrıldım. Bizim sanıkla yaptığımız sohbetler cemaat sohbeti değildi. Normal din bilgisine dair sohbetlerdi. Yani sanığı ben cemaatin bi görevlisi olarak cemaat sohbeti veren bir kişi olarak bilmem. Sanıkla ilgili başka bir bilgim yoktur." Anılan celsede iddia makamınca esas hakkında mütalaa sunulmuştur. Başvurucu esas hakkında mütalaaya karşı savunmasında önceki savunmalarını tekrar ettiğini beyan etmiştir. Başvurucu müdafii de Bank Asyada açılan hesabın hayatın olağan akışına uygun olduğunu, bu hesaba yatırılan paranın başvurucunun geliri ile uyumlu olduğunu, paranın talimat ile yatırılmadığını, tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğunu, bir kısım tanıkların kendilerini aklamak için isnatlarda bulunduğunu savunmuştur. Söz konusu celsede hüküm açıklanmıştır. Mahkeme, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:"Sanığın örgütle iltisaklı olması nedeniyle KHK ile kapatılan AktifSen isimli derneğin üyesi olduğu, terör örgütünün finans kaynağı olan Bank Asyaya para yatırdığı, oğlunu örgüte ait eğitim kurumuna kayıt ettirip eğitim aldırdığı, örgütün ideolojisini yaymak ve dayanışmalarını sağlamak için yaptığı toplantılara anlatıcı olarak katıldığı, soruşturma ve yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanları tamamı değerlendirildiğinde özetle sanığın bulunduğu ilçede bilinen örgüt mensuplarından biri olduğu, sanığın örgütün belli fasılalarla düzenlediği sohbet toplantılarında toplantıya katılan değil toplantının anlatıcısı olduğu dolayısıyla bu anlatımlarıyla örgütün görüş ve düşüncelerini toplantıya katılanlara yansıtan kişi olduğu yine sanığın AktifSen isimli sendikanın üyesi olup yaşanan yerde bilinen tanınan öğretmenlerden olup bu sıfatlarını kullanmak suretiyle Tirenin köylerinden erzak, gıda, kurban derisi gibi yardımlar toplayarak örgüte finans ve kaynak sağladığı bizatihi yardım eden kişi değil yardım toplayan olarak örgüt üyeliğindeki kendisine verilen görevini yerine getirdiği ve bu şekilde FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu kanaat ve sonucuna varılmıştır." Anılan hükme yönelik istinaf başvurusu İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince 6/4/2018 tarihinde esastan reddedilmiştir. Başvurucu, istinaf başvurusunun esastan reddi kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Yargıtay Ceza Dairesi 15/4/2019 tarihinde başvurucunun çocuğunu örgütle iltisaklı okula göndermesinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği tespiti ile temyiz isteminin reddine ve hükmün onanmasına karar vermiştir. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi yönünden ilgili hukuk için bkz. Adnan Şen [GK], B. No: 2018/8903, 15/4/2021, §§ 64- Terör örgütüne üye olma suçuyla ilgili ulusal hukuk normları için bkz. Metin Birdal [GK], B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28- Yargıtay Ceza Dairesinin 21/1/2018 tarihli ve E.2017/3335, K.2018/361 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"[B]ir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devletin her kurumuna sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik, örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlandığı, bu yapının kamuoyu ve medya tarafından tartışılır hale geldiği, üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda “paralel yapı” veya “terör örgütü” olduğuna ilişkin tespitler ve uyarıların yapıldığı, Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı değerlendirmelerin paylaşıldığı süreçten önce icra edilen faaliyetlerin, nitelik, içerik ve mahiyeti itibariyle silahlı terör örgütünün amacına hizmet ettiğinin somut delil ve olgularla ortaya konulmadıkça örgütsel faaliyet kapsamında kabul edilemeyeceği değerlendirilerek;FETÖ/PDY terör örgütünün Dinar İlçesi mütevelli heyeti içerisinde yer alarak, örgütsel nitelikte toplantılar yapmak, örgüte kazanç sağlamak için himmet toplamak, örgütü müzahir oldukları için faaliyetlerine son verilip kapatılma kararı verilen derneklerin organizasyonlarına katılıp ekonomik destek sağlamak, örgüt mensuplarınca kutsallık atfedilen (f) serisinden 1 dolar bulundurmak, talimat üzerine BankAsya’ya para yatırmak şeklinde gerçekleşen faaliyetlerin örgütsel nitelikte olduğundan içerdikleri çeşitlilik, yoğunluluk ve süreklilik nedeniyle örgüt üyeliği kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır." Yargıtay Ceza Dairesinin 15/2/2018 tarihli ve E.2017/1861, K.2018/294 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"[N]ihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve örgüt hiyerarşisinde üçüncü veya daha yukarı katlarda yer alan mensuplarının zaman sınırlaması olmaksızın nihai amacından haberdar oldukları yönünden kuşku bulunmamakta ise de bir ve ikinci katmanlarda yer alanlar açısından; Devlete sızan mensupları vasıtasıyla kişi ve kurumlara yönelik örgütün gerçek yüzünü ortaya koyan operasyonlara başlanması, bu yapının kamuoyu veya medya tarafından tartışılır hale gelmesi üst düzey hükümet yetkilileri ve kamu görevlileri tarafından yapılan açıklamalarda 'paralel yapı' veya 'terör örgütü' olduğuna ilişkin tespitler yapılması ve Milli Güvenlik Kurulu tarafından da aynı şekilde değerlendirilmesi karşısında bu tarihten önceki faaliyetlerin örgütsel olduğunun mahkemece ispat edilmesinin gerekli olduğu gözetildiğinde; [B] İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünde veteriner hekim olarak görev yapan, ByLock iletişim sistemini kullanmayan ancak 2014 tarihinde örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asya’ya para yatırdığı anlaşılan sanığın eyleminin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluluk içermemesi karşısında örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı, konusu suç oluşturmayan ancak örgüt liderinin talimatı doğrultusunda amaca hizmet eden faaliyetinin yardım suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması [kanuna aykırıdır.] Yargıtay Ceza Dairesinin 15/1/2019 tarihli ve E.2018/4959, K.2019/145 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "2- BDDK’nın 2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanununun maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Asya Katılım Bankası AŞ'de gerçekleştirilen mutad hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek, örgüt liderinin talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan ödeme ve sair işlemlerin, örgüte üye olmak suçu bakımından örgütsel faaliyet, tek başına ise örgüte yardım etmek olarak kabul edilebileceği nazara alındığında; sanığın ilgili yerlerden Bank Asya hesap hareketlerinin getirtilip, gerekirse hesap hareketlerine dair bilirkişi raporu alınıp tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve yetersiz belgelere dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi, ..."