11. Ceza Dairesi 2012/17118 E. , 2013/19600 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 1)TCK.nun 155/1, 50/1-a, 52/1. maddeleri gereğince 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası, I- Sanık müdafiinin "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasayla değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanma
**11. Ceza Dairesi 2012/17118 E. , 2013/19600 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Güveni kötüye kullanma, resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : 1)TCK.nun 155/1, 50/1-a, 52/1. maddeleri gereğince 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası, I- Sanık müdafiinin "resmi belgede sahtecilik" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasayla değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye, 1. fıkrada yer alan diğer hak yoksunluklarının ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün yerine, “53. maddenin 1. fıkrasının c bendindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yer alan diğer haklardan, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi DÜZELTİLEREK ONANMASINA, II- Sanık müdafiinin "güveni kötüye kullanmak" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; Daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyetinin bulunması ve katılanın zararını gidermemesi nedeniyle 5728 sayılı Yasayla değişik 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1- Olay günü katılan ile lokantada buluşan sanığın, kendisini Murat olarak tanıtıp yanında bulundurduğu poşeti göstererek Kıbrıs'tan kendisine hediye getirdiğini ve annesini tanıdığını söyleyip üzerinde güven oluşturarak onu Kıbrıs'a götürüp orada iş bulacağından bahisle görüşme yapıp iade etmek üzere katılandan cep telefonunu aldıktan sonra alt katta konuşmak bahanesiyle zilyetliğine geçirdiği telefon ile birlikte uzaklaşması şeklinde oluşan eyleminde, başlangıçtan itibaren telefonu alma kastıyla hareket ettiği anlaşılan sanık ile katılan arasında kanun koyucu tarafından güveni kötüye kullanma suçunun oluşması amacıyla aranan nitelikte, tarafların aldatılmamış özgür iradeleriyle kurulan ve hukuken geçerli olan bir sözleşme, dolayısıyla hukuksal anlamda geçerli bir zilyetlik devri bulunmadığından, sözleşme sonucu meydana gelmiş olan güven ve buna bağlı olarak güveni kötüye kullanma suçundan söz edilemeyeceği, sanığın basit bir yalanı aşan, içinde bulunduğu durum itibariyle katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri ve ustaca sergilediği hareketlerinin hileli davranış olarak kabulü gerektiği, hileli davranışlarla aldatma sonucunda mağdur zararına gerçekleşen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde unsurları oluşmayan güveni kötüye kullanmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi, 2- Kabule göre de; a- Güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükümde gün para cezasının adli para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanma yeri bulunmayan TCK'nun 50/1-a maddesinin kararda gösterilmesi, b- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye, 1. fıkrada yer alan diğer hak yoksunluklarının ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 19.12.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.