9. Hukuk Dairesi 2025/9330 E. , 2026/453 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1621 E., 2025/1349 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. İş Mahkemesi SAYISI: 2017/608 E., 2022/100 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan ra…
9. Hukuk Dairesi 2025/9330 E. , 2026/453 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/1621 E., 2025/1349 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 4. İş Mahkemesi SAYISI: 2017/608 E., 2022/100 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait işyerinde boru ustası olarak ilk işe başladığı tarihten 05.09.2017 tarihine kadar kesintisiz çalıştığını, 2012 yılı dâhil her gün saat 07.00’de başlamak üzere günde 12 saat, daha sonra vardiya sistemi ile çalışmaya devam ettiğini, vardiya sisteminin 3 haftada bir değişim olmak üzere 07.00-15.00, 15.00-23.00, 23.00-07.00 şeklinde olduğunu, üç hafta sonra dördüncü haftaya ait cuma günü (ayda bir gün hafta tatili olmak üzere) hafta tatili kullandığını, ayın son haftası olan dördüncü haftada cumartesi ve pazar günleri 07.00’den akşama kadar 12 saat, ulusal bayram ve resmî tatillerde de bu şekilde çalıştığını, yıllık ücretli izin kullanmadığını, ücretinin 1.670,00 TL’sinin bankaya yatırıldığını geriye kalanının elden verildiğini, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının işe başladığı günden 05.09.2017 tarihine kadar Şirkette çalıştığını, başka bir iş bulduğu için ayrılmak istediğini, işverenin de işten ayrılmasına müsaade ettiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, indirimi yapılmayan alacaklar bakımından dava belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını, genellikle mesai yapmadığını, yapılan bir çalışma varsa ödeme yapıldığını, 2012 yılından önce her sabah 07.00’de mesaisinin başladığı 12 saat sürdüğü iddiasının gerçek dışı olduğunu, ücret hesap pusulaları ve bordrolarda davacının imzasının olduğunu, fazla çalışmanın yasal sınırlar içinde yaptırıldığını ve banka kanalıyla ödendiğini, bordrolarda ihtirazı kayıt olmadığını, davacının Şirketten hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 02.10.1998-05.09.2017 tarihleri arasında çalıştığı, toplam kıdeminin 18... ay 4 gün olduğu, ispat yükü kendisinde olan davalı işveren tarafından iş sözleşmesinin tazminat ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğu hususunun ispatlanamadığı, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağına hak kazandığı, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından iş ve çalışma koşullarını bilen tanık beyanlarıyla hafta tatili, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma olgusunun ispatlandığı, bu alacak kalemlerinden %30 indirim yapıldığı, zamanaşımı def'inin değerlendirildiği belirtilerek ve bilirkişi raporuna göre kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatili ücreti alacakları hüküm altına alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen diğer istinaf sebepleri dikkate alındığında, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, gerekçesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Bilirkişi raporunda ücretin asgari ücretten hesaplanmasının hatalı olduğunu, hak edilen alacakların eksik hesaplandığını, b. Mahkemece ıslah dilekçesi de dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken hatalı karar verildiğini, c. Davalılar lehine hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. ...San. ve .... Ltd. Şti. ile organik bağ bulunmadığı hâlde çalışma süresinin 18... ay 4 gün kabulünün hatalı olduğunu, b. Raporda kendi Şirketlerinde 13 gün yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu belirtilmesine rağmen hükmedilen yıllık ücretli izin alacağının hatalı olduğunu, c. Ücretin asgari ücret olduğu hâlde asgari ücretin katı şeklinde yapılan hesaplamaların hatalı olduğunu, d. Fazla çalışma yapılmadığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının çalışma süresi, ücreti, talep edilen alacaklara hak kazanılıp kazanılamadığı, alacakların hesabı, zamanaşımı ve vekâlet ücretine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir . 2. Dosya içeriğine göre davacı, 02.10.1998 tarihinde davalıya ait işyerinde çalışmaya başlamıştır. 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) 10.06.2003 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun (1475 sayılı Kanun) uygulandığı dönem içerisinde davacının hak kazandığı izin sürelerinin, 1475 sayılı Kanun'a göre hesaplanması gerekir. Bu husus gözetilmeden tüm hesaplamanın 4857 sayılı Kanun doğrultusunda yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.