4. Ceza Dairesi 2023/12814 E. , 2023/23074 K. HAKİMLİĞİ : Mersin 4. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/8477 D. İş SUÇ : Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan yapılan soruşturma sonunda, Cumhuriyet başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan i…
**4. Ceza Dairesi 2023/12814 E. , 2023/23074 K.** **"İçtihat Metni"** HAKİMLİĞİ : Mersin 4. Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2022/8477 D. İş SUÇ : Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Sanık hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçundan yapılan soruşturma sonunda, Cumhuriyet başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Mersin 4. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı ile reddedildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarih ve 94660652-105-33-2423-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57933 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; " ...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki düzenlemeler nazara alındığında; Dosya kapsamına göre, somut olayda şüphelinin boşandığı eşi olan müşteki ile evliliklerinden kayden 08/03/2008 doğumlu ... isminde müşterek çocuklarının bulunduğu, adı geçen çocuğun velayetinin müştekide olduğu, şüphelinin müştekiden boşandıktan sonra çocuğu ile ilgilenmediği, kendisine baba olarak destek olmayıp ihtiyaçlarını karşılamadığı, mahkemece belirlenen görüş günlerinde kızı ile görüşmediği yönünde yapılan şikâyet üzerine başlatılan soruşturmada; atılı suçun yasal unsurları oluşmadığı gibi şüpheli tarafından işlendiği de sabit olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müşterek çocuk olan mağdur ...'nin şikâyete konu olaylar nedeniyle intihar girişiminde bulunduğunun iddia edilmiş olması karşısında, maddi gerçeğin tespiti bakımından; öncelikle mağdur çocuğun varsa çocuk izlem merkezinde pedagog ve gerekli uzmanlar eşliğinde usulünce dinlenerek mağdur hakkında kapsamlı bir sosyal inceleme raporu aldırılması, müşteki ve mağdur vekili tarafından dosyaya sunulan 20/12/2022 tarihli itiraz dilekçesi ekinde yer alan ve müşteki ile şüpheli arasında geçtiği belirtilen mesajlaşmaların ayrıntılı dökümünün yaptırılıp, olaya ilişkin görgüye dayalı bilgi sahibi olan tanıkların bulunup bulunmadığı da araştırılarak varsa tanık ifadelerinin alınması, şüphelinin müştekiye mağdur için aylık ödemekle yükümlü olduğu nafakaları ödeyip ödemediği araştırılarak, ödemelerin banka aracılığıyla yapılması halinde buna ilişkin banka kayıtlarının dosya içerisine alınması, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu verilmiş kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", 160 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'', 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.", 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde; “(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, 5271 sayıl Kanun'un “Soruşturma” başlıklı ikinci kitabında, Cumhuriyet savcısının suç soruşturmasına ilişkin süreci nasıl yürüteceği ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi durumunda, itirazı incelemekle görevli mahkemenin görevleri açık bir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu çerçevede, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen hakimlik, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hakimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Anılan maddeye göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnad edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkumiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdani kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.” denilmek suretiyle, etkin soruşturma yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli hakkında aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali suçu bakımından, suçun unsurlarının oluşmadığı ve somut delil elde edilemediği gerekçesiyle şüpheli baba hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişse de, mağdur çocuğun şikâyete konu olaylar nedeniyle iki kez intihar girişiminde bulunduğu iddiası karşında, intihar girişiminin şikâyete konu olaylarla bağlantılı olup olmadığına ilişkin uzmanlar tarafından düzenlenen bir rapor alınmadan, mağdur çocuğun anne ve babası olan şikâyetçi ile şüpheli arasında geçen mesajlaşmaların dökümü yaptırılmadan ve konuya ilişkin tanıkların bulunup bulunmadığına dair araştırma yapılmadan, toplanacak diğer deliller ve yapılacak etkin soruşturma sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik merciince itirazın kabulüne karar verilmesi yerine reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 30.12.2022 tarih ve 2022/8477 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun maddesinin 4 (a) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.