4. Hukuk Dairesi 2012/3984 E. , 2012/8543 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı .... A.Ş. aleyhine 19/11/2001 gününde verilen dilekçe ile tazminat ve el atmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/09/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/05/2012 duruşma günü için ya
**4. Hukuk Dairesi 2012/3984 E. , 2012/8543 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı .... A.Ş. aleyhine 19/11/2001 gününde verilen dilekçe ile tazminat ve el atmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/09/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 15/05/2012 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı hazine vekili Avukat Sema Selçuk ile karşı taraftan davalı şirket vekili Avukat Arda Sefa Akay geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davacının diğer temyiz itirazına gelince; dava, el atmanın önlenmesi ve maddi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; temyiz istemi üzerine, Dairemizin 25.9.2008 gün ve 2008/8577-11043 sayılı ilamı ile hüküm onanmış; bu kez de karar düzeltme istemi üzerine de Dairemizin, 9.3.2009 gün ve 2009/562-3410 sayılı kararı ile onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulmuş ve yapılan yargılama sonucunda istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Davacı; davalının, ruhsat sınırlarının dışına çıkarak devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerden ruhsatsız olarak kaçak şekilde maden çıkarmış olduğunu ileri sürerek uğradığı zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı ise; ruhsat aldıkları alan içinden maden çıkardıklarını, ruhsat dışında çalışma yapmadıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece verilen 12/03/2007 günlü ilk hükümde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre “…davalının maden çıkardığı sahanın ruhsat sınırları içinde kaldığı…” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce, karar düzeltme istemi aşamasında verilen 9.3.2009 günlü bozma kararında; “…Somut olayda davalı maden ruhsatı ile faaliyette bulunmuş olmakla birlikte, ruhsat sınırları içinde kalan ve devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazları kullanabilmek için davacıyla anlaşıp kiralama yapmış veya izin almış değildir. Bu itibarla davacının dava açarken ruhsat alanı dışında çalışma yapıldığından söz ederek çıkarılan malzeme bedelini istemiş olması, bu yer için kullanım bedeli istemediği anlamına gelmez. Esasen davalının tamamen ruhsatsız olarak çalışmış olması halinde, davacının çıkarılan maden bedelini isteme hakkı bulunduğu gibi, ruhsatının olduğunun anlaşılması halinde yer kullanım bedeli isteme hakkı da vardır. Bu nedenle dava dilekçesindeki talep bu doğrultuda değerlendirilmeli ve talebin yer kullanım bedelini de içerdiği kabul edilmelidir. Mahkemece anılan yön gözetilerek davacı yararına tazminat kapsamının belirlenmesi gerekir…” gerekçesi ile yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulmuş, mahallinde tekrar keşif yapılmış ve keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporlarında; davalının maden çıkarmış olduğu alanlar ve ruhsat sınırları gösterilmiş olmakla birlikte, davalının ‘tecavüz’, ‘tescil harici alana girme’ miktarının 23.919 metre kare olduğu, bu miktardaki yer için 1997-2001 tarihleri arasında hesaplanan yer kullanım bedelinin 2.139,08 TL olduğu, ayrıca bu alan içinde kalan bir bölüm yer içinde davanın açıldığı tarihten sonra 22.12.2004 tarihli ruhsat alındığı belirtilmiştir. Bu bilirkişi raporundan, ‘tescil harici alana girme’ ifadesinin ruhsatsız alan için kullanıldığı tahmin edilmekle birlikte ‘tescil harici alan’ ifadesi kullanılarak gösterilen ve yer kullanım bedeli hesaplanan alanların ruhsat sınırları içinde kalıp kalmadığı ve bu terimin, ruhsatlı veya ruhsatsız alan için mi kullanıldığı açık ve net değildir. Yerel mahkemece de bu rapor karara esas alınarak 2.139,08 TL yer kullanım bedeline karar verilmiştir. Karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur. Tüm dosya kapsamının incelenmesinden; yerel mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra yapılan keşif sonrası düzenlen bilirkişi raporu ile Dairemizce bozulan davanın reddine ilişkin ilk karara esas alınan bilirkişi raporları arasında ‘davalının maden çıkardığı sahanın ruhsat sınırları içinde kalıp kalmadığı’ hususunda açık çelişki oluştuğu anlaşılmıştır. Bu nedenle öncelikle bu çelişkinin giderilmesi, daha sonra ise bozma kararında açıklandığı üzere; ruhsat sınırları içinde maden çıkarılan yerler için, yer kullanım bedeline, ruhsat sınırları dışında kalan ve maden çıkarılan yerler için ise, çıkarılan malzeme bedeline hükmedilmesi gerekir. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra düzenlenen ve temyize konu bu karara esas alınan bilirkişi raporu ve krokisinde; tescil harici alan olarak gösterilen yer için yer kullanım bedeli hesaplanmıştır. ‘Tescil harici alan’ ifadesinin, ruhsatsız veya ruhsatlı alan için mi kullanıldığı tam olarak anlaşılamamaktadır. Eğer, ‘tescil harici alan’ ifadesi ile ruhsatsız alan gösterilmişse; bozma kararı gereğince, o yer için yer kullanım bedeli değil malzeme bedelinin hesaplanması gerekir. Öte yandan; bilirkişi raporunda, davanın açıldığı tarihten sonra alınan 22.12.2004 tarihli ruhsat alanında kalan bölüm için de yer kullanım bedeli hesaplanmıştır. Bilirkişi raporuna göre, bu bölüm yer için, davanın açıldığı tarihte henüz alınmış bir ruhsat bulunmamaktadır. Şu durumda bu bölüm yer için de dava tarihi itibariyle ruhsatsız olarak maden çıkarıldığının kabulü ile yer kullanım bedeli değil; çıkarılan malzeme bedelinin hesaplanması gerekirdi. Kaldı ki, bu yer için davalı tarafından dava tarihinden önce alınmış başka bir ruhsat veya iznin olup olmadığı, dava tarihinden sonraki tarihli bu ruhsatın daha önceden alınmış başka bir ruhsatın intibakı ve devamı niteliğinde olup olmadığı da belirsizdir. Şu durumda yerel mahkemece, dava konusu yerde tekrar keşif yapılmalı, davanın dayanağını oluşturan tespit bilirkişi rapor ve krokisine ve dosya içindeki tutanaklara göre dava konusu edilen ve davalının maden çıkardığı alan net olarak belirlenmeli, belirlenen alan için dava tarihi itibariyle geçerli ruhsat, izin alınıp alınmadığı araştırılmalı, ruhsatların intibakının yapılıp yapılmadığı belirlenmeli, dava tarihinden sonra alınmış olan ruhsatın öncesinde aynı yer için alınmış başka bir ruhsat veya iznin bulunup bulunmadığı tahkik edilmeli ve maden çıkarılan alanın ruhsat sınırları içinde kalıp kalmadığı konusundaki çelişki giderilmeli, tapulu ve ruhsatlı alanlar açıkça gösterilmeli, maden çıkarılan yer, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunuyor ve ruhsat sınırları içinde kalıyorsa o yer için, yer kullanım bedeli hesaplanmalı, ruhsat sınırları dışında maden çıkarılan yer var ise, ruhsat harici kalan bu yer için de malzeme bedeli hesaplanmalı, tescil harici olarak gösterilen yerlerin, ruhsat sınırları içinde veya dışında olduğu konusunda bilirkişiden açıklama yapması istenmelidir. Yerel mahkemece, bozma kararına uyulmuş olmasına göre, ruhsatlı alan için yer kullanım bedelinin hesaplanması gerekirken, yukarıda açıklanan yönler gözetilmeden, bilirkişi raporunda tescil harici ibaresi ile gösterilen alanlar ile dava tarihinden sonra alınan ruhsat alanı kapsamında kalan yer için hesaplanmış olan yer kullanım bedeline karar verilmiş olması, usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davacının öteki temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı hazine yararına takdir olunan 900,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine 15/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.