7. Ceza Dairesi 2022/17802 E. , 2023/3504 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1843 E., 2021/2174 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’
**7. Ceza Dairesi 2022/17802 E. , 2023/3504 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1843 E., 2021/2174 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanığın mahkûmiyetine ilişkin hüküm TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.01.2020 tarihli ve 2018/350 Esas, 2020/87 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) muhalefet suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2.Katılan ... İdaresi vekilinin istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 11.10.2021 tarihli ve 2020/1843 Esas, 2021/2174 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak sanık hakkında 6831 sayılı Kanun'un 93 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 ... hapis cezasından çevrilen 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, ilk derece Mahkemesince verilen beraat kararında usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık bulunmadığına, delil ve işlemlerde eksiklik olmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Davanın dayanağını oluşturan suç tutanağına göre, orman muhafaza memurları tarafından yapılan kontrolde orman alanında 3689 m2 lik yerde açma yapıldığı, çevre ormanların kapalılığına bakılarak 21 adet kızılçam ağacına zarar verildiği tespit edilmiştir. 2.10.07.2013 tarihli ecrimisil ihbarnameleri, 14.08.2013 tarihli tutanak, 16.08.2013 tarihli İl, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün yazı cevabı suretleri dosyada mevcuttur. 3.Orman İdaresinin suça konu yerde orman kadastrosunun kesinleştiğine dair 16.04.2018 tarihli yazısı dosyada mevcuttur. 4.Mahallinde yapılan keşif sonucu fen ve orman bilirkişileri tarafından düzenlenen 22.10.2019 tarihli raporda suça konu 3690 m2 lik alanın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde olduğu, açma yapılan taşınmaz kenarında dip kökler olduğu ve çevre ormanların kapalılığından açma yapılan alanda 21 adet kızılçam ağacına zarar verildiğinin anlaşıldığı, suça konu yerde keşif günü itibarıyla tek yıllık otsu bitkilerin olduğu, iş makinesi ile diri örtü köklerinden sökülerek doğal orman örtüsünün gelip yerleşmesinin engellendiği tespit edilmiştir. 09.01.2020 tarihli ek raporda uydu fotoğrafları üzerinden yapılan incelemede suça konu yerde 2010 yılı görüntüsünde taraçalama yapılmadığı, 2011 yılında bitki örtüsünün kaldırılmaya başlandığı, 2014 yılı görüntüsünde taraçalama yapıldığı, 2019 yılı görüntüsünde taraçalama yapılan yeri sürülü olmadığı belirtilmiştir. 5.Sanık aşamalarda, annesinin yıllardır kullandıklarını belirttiği yeri düzenlediklerini, yapılan işlemlerin sadece masrafını karşıladığını, suç işleme amacının olmadığını beyan etmiştir. 6.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın Ağustos 2013 tarihi itibarıyla Antakya Kisecik mevkinde 319 numaralı ... ormanı bölmesinde 15.03.2016 tarihinde kesinleşen orman kadastro çalışmaları neticesinde de orman olarak tespit ve tescil edilen 3690 metrekarelik orman alanını Ağustos 2013 tarihi itibarıyla üzerinde bulan bitki örtüsünü temizleyerek tarıma elverişli hale getirdiği hakkında düzenlenen suç tutanağı içeriği, mahallinde yapılan keşifte elde edilen bilgiler, orman mühendisi ve fenni bilirkişilerin raporları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, bilirkişilerin dosyaya ibraz ettikleri suça konu yere ait 2010 ve 2011 yılına ait uydu görüntülerinden suça konu alan içerisinde bulunan ve çevre orman örtüsüyle bütünlük arzeden ağaç kümelerinin 2014 yılı uydu görüntülerinde ve keşif sırasında suça konu yerde bulunmadığı tespit edildiği, yine bilirkişi raporunda suça konu yerin kenarında bulunan dip köklerden sahadan iş makinleriyle doğal orman örtüsünün temizlendiğinin tespit edildiği, her ne kadar sanık, suça konu yerin atalarından kaldığını, izin alarak tesviye yaptığını, 2016 yılında orman kadastrosu geçip saha orman olarak tespit edildikten sonra bir müdahalesinin olmadığını savunmuş, buna ilişkin aynı mevkide toplam 1762 m2 lik alan için ecrimisil tahakkukuna ilişkin 10.07.2013 tarihli iki belge ile, İl, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün 16.08.2016 tarihli, daha önce yapılmış talebe istinaden 5403 sayılı Kanun kapsamında yine aynı toplam 1762 m2 alanda tesviye yapılmasında bir sakınca bulunmadığı yönünde yazı ibraz etmiş ise de; suça konu sahanın izin talep edilen ve tesviyesinde sakınca olmadığı bildirilen sahadan iki katı daha geniş olduğu, tesviye sırasında sahada çevre ormanlarda kendiliğinden yetişen ağaçların bulunduğu, bu ağaçların orman sahasında olmasalar bile kesiminin orman idaresine bildirilmesi gerektiği, sahanın tesviye ihtiyacının bir bütün olarak öncesinde tarım alanı olarak kullanılmadığına karine teşkil edeceği gözetildiğinde sanığın eyleminde suç kastı ile hareket ettiği gözetilerek, sanığın 6831 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE 6831 sayılı Kanun'un 82 nci maddesi uyarınca aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan suç tutanağı ile orman alanında açma yapılarak 21 adet ağaca zarar verildiğinin tespit edilmesi, "Olay ve Olgular" başlığı altında ayrıntılarına yer verilen, mahallinde yapılan keşif sonucu orman ve fen bilirkişileri tarafından düzenlenen raporda bilirkişi raporlarında suça konu yerin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığının, diri örtünün köklerinden sökülerek doğal orman örtüsünün yerleşmesinin engellendiğinin tespiti ve tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin, 11.10.2021 tarihli ve 2020/1843 Esas, 2021/2174 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... 7. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 10.04.2023 tarihinde karar verildi. (Karşı düşünce) KARŞI DÜŞÜNCE Sanık müdafi “sanık hakkında yerel mahkeme tarafından verilen beraat kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, mahkemece yapılan değerlendirmenin ve varılan sonucun yerinde olduğu kabul edilerek ... Bölge Adliye Mahkemesinin kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesinin kararının onanmasını” temyiz isteğinde dile getirmiştir. Heyetimizin sayın çoğunluğu temyiz dilekçesinin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 294 üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen gerekçeyi taşıdığını kabul ederek hükmü esastan inceleyerek karar vermiştir. 5271 sayılı Kanun'un temyiz nedeni başlıklı 288 inci maddesi “(1) Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. (2) Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un hukuka kesin aykırılık halleri başlıklı 289 uncu maddesi “(1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır: a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması. b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması. c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması. d) Mahkemenin kanuna aykırı olarak davaya bakmaya kendini görevli veya yetkili görmesi. e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması. f) Duruşmalı olarak verilen hükümde açıklık kuralının ihlâl edilmesi. g) Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h) Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması. i) Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması.” şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un temyiz başvurunun içeriği başlıklı 294 üncü maddesi “(1) Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. (2) Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.” şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un temyiz gerekçesi başlıklı 295 inci maddesinin birinci fıkrası “Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemişse temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya gerekçeli kararın tebliğinden itibaren yedi gün içinde hükmü temyiz olunan bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe verilir.” şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un temyiz isteminin reddi başlıklı 298 inci maddesinde “Yargıtay, ..... temyiz dilekçesinin temyiz sebeplerini içermediğini saptarsa, temyiz istemini reddeder.” şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un temyizde incelenecek hususlar başlıklı 301 inci maddesi “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması başlıklı 302 nci maddesi “(1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz isteminin esastan reddine karar verilir. (2) Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir. (3) Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir. (4) Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur. (5) 289 uncu madde hükümleri saklıdır.” şeklindedir. 5271 sayılı Kanun'un istinaf istemi ve süresi başlıklı 273 üncü maddesinin 4 üncü bendi “Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.” şeklindedir. Yukarıdaki paragraflarda 5271 sayılı Kanun'un temyiz ile ilgili maddeleri gösterilmiş olup, kanun koyucu temyiz isteğinde bulunulurken CMK’nin 289 uncu maddesinde belirtilen re’sen gözetilecek hukuka kesin aykırılık halleri dışında, temyiz dilekçesinin hukuki bir gerekçeye bağlı olmasını mutlak olarak ifade etmiştir. Bilindiği gibi 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nda böyle bir düzenlemeye yer verilmemişken kanun koyucu 5271 sayılı Kanun'da farklı bir düzenleme getirmekle temyiz isteğinde bulunulurken bir disiplin öngörmüştür. Kanun koyucu temyizi bir disipline bağlamakla gelişigüzel yazılan temyiz dilekçelerine bir sınırlama getirmek istemiştir. 5271 sayılı Kanun'un 273 üncü maddesinde istinaf isteminde hiçbir sınırlama olmadığı halde temyiz ile ilgili hükümlerde hukuki gerekçe istenmesi kanun koyucunun amacını açıkça ortaya koymaktadır. 5271 sayılı Kanun'un 301 inci maddesinde “ Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” denilmekle temyiz başvurusunda belirtilen nedenlerle sınırlı inceleme yapılacağı vurgulanmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin 3 üncü bendinde “Hüküm, temyiz dilekçesinde gösterilen sebeplerle bozulduğunda, dilekçede açıklanmış olmasa bile saptanan bütün diğer hukuka aykırılık hâlleri de ilâmda gösterilir.” denilmiş olmakla temyiz dilekçesinde gösterilen nedenle hükmün bozulmaması halinde diğer bozma nedeni olabilecek 289 uncu madde dışında kalan hukuka aykırılıkların incelenemeyeceği sonucu ortaya çıkmıştır. Kanun koyucu temyiz dilekçesinin hukuki gerekçeler içermesini, temyiz dilekçesinin içeriğine göre sınırlı inceleme yapılmasını istemektedir. Temyiz isteğinin sadece temyiz nedenine bağlı olarak incelenmesi sonucu yapılan temyiz incelemesinde şayet temyiz nedeni yerinde görülmez ise; bozma nedeni olabilecek diğer hususlar incelenemeyecek ancak hukuki gerekçeler içermeyen bir nedene bağlı olmayan muğlak ifadelerle yazılmış temyiz dilekçeleri geçerli kabul edildiğinde, tüm hukuka aykırılıklar incelenmekle bir nedene bağlı ve hukuki gerekçe gösterenler hak kaybına uğrayacaktır. İlk paragrafta ayrıntısına yer verilen temyiz dilekçesi incelendiğinde, temyiz dilekçesinin hukuki bir gerekçe içermediği, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi maddesi gereği temyiz isteğinin reddi gerektiği anlaşılmaktadır. Heyetimizin sayın çoğunluğu temyiz dilekçesinin hukuki gerekçeyi içerdiğini kabul ederek hükmün esasını incelemiştir. Heyetimizin sayın çoğunluğunun temyiz dilekçesinin hukuki gerekçe içerdiğine dair görüşüne katılmıyorum.