(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/30203 E. , 2013/28635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait işyerinde 01.08.2006-24.06.2010 tarihleri arasında çalıştığını iş akdinin işverence haksız feshedilmesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsili tal
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2012/30203 E. , 2013/28635 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya ait işyerinde 01.08.2006-24.06.2010 tarihleri arasında çalıştığını iş akdinin işverence haksız feshedilmesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsili talebi ile ... 4. İş Mahkemesinin 2011/306 sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine açmış olduğu davanın kabul ile sonuçlanarak kesinleştiğini, ancak ilgili dosya üzerinden dava açılırken ücretini sehven asgari ücret olarak bildirildiğini ve bu nedenle hesaplamaların asgari ücret esas alınarak yapıldığını, gerçekte ise aylık brüt ücretinin 1.746,00 TL olduğunu ileri sürerek bakiye kıdem ve ihbar tazminatlarının tahsilini istemiştir. Davalı, ... 4. İş mahkemesinin 2010/306 Esas sayılı dava dosyası üzerinden düzenlenen ve asgari ücret esas alınarak hesaplama yapılan bilirkişi raporuna davacının itiraz etmediğini ve belirtilen bu rapor doğrultusunda davasını ıslah ettiğini, davanın kesin hüküm bulunması nedeni ile reddi gerektiğini savunmuştur Mahkemece, ... 4. İş mahkemesinin 2011/306 esas sayılı dava dosyasının üzerinden yapılan yargılama sırasında davacının hak kazandığı alacakları asgari ücret esas alınarak belirlendiği, SGK hizmet cetveli içeriğine göre davacının aylık brüt ücretinin 1.746,06 TL olduğunun anlaşıldığı, kısmi dava niteliğinde olan ilk dava da davacının, hem dava dilekçesinde hemde ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmuş olması nedeni ile verilen kararın, fark kıdem ve ihbar tazminatına yönelik davada kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Uyuşmazlık; kısmi davada alınan rapor ve verilen kararın eldeki ek davaya etkisinin ne olacağı ve buna göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınması, gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.07.2007 gün ve 2007/15-126 esas -2007/210 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır. Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı; kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı; kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki, bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur. Kısacası; ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda, mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup, mahkemeler ve Yargıtay'ca doğrudan doğruya (res'en) gözönünde tutulmalıdır. Kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmelidir . Somut olayda da; davacı ... 4. İş Mahkemesinin 2011/306 esas sayılı dosyası, üzerinden açmış olduğu davada, asgari ücret aldığını beyan etmiştir. İlgili dosya üzerinden düzenlenen bilirkişi raporunda da davacının hak kazandığı kıdem ve ihbar tazminatı asgari ücret üzerinden hesaplanmıştır. Davacı bilirkişi raporuna itiraz etmemiş ve bu rapor doğrultusunda alacak miktarlarını ıslah yolu ile arttırmıştır. Yapılan yargılama sonucunda asgari ücret üzerinden belirlenen kıdem ve ihbar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir . Karar davacı tarafça temyiz edilmemiştir. Davalı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından gerçekleştiren inceleme sonucunda onanarak kesinleşmiştir Davacı tarafından davalı aleyhine açılmış bulunan ve yukarıda ayrıntıları ile safahatı açıklanan kısmi dava da davacı raporlara itiraz etmemekle ve karara ilişkin temyiz yoluna başvurmayarak burada ortaya konan tazminat miktarı ile kendisini bağlamıştır. Taraflar açısından kesinleşen bu hususların yeniden inceleme konusu yapılması hukuken olanaklı değildir. Saptanan bu durum karşısında ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulduğunda, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 10.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.