(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/7014 E. , 2006/8861 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalının üstlendiği ihale konusu malları yapılan sözleşme ve ihtara rağmen teslim etmediğini, yeniden
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2006/7014 E. , 2006/8861 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalının üstlendiği ihale konusu malları yapılan sözleşme ve ihtara rağmen teslim etmediğini, yeniden yapılan ihale nedeniyle hazine zararının oluştuğunu ileri sürerek 940.000.000.000 TL’nin 17.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile 940.000.000.000 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.4.2005 tarih ve 2005/361 esas, 2005/6681 karar sayılı ilamı ile “Mahkemece verilen kısa kararda, “940.000.000.000 TL ‘nin 17.10.2001 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki reeskont faiziyle davalıdan tahsiline” denildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda; “940.000.000.000 TL’nin 17.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki reeskont faiziyle davalıdan tahsiline” şeklinde hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır. HUMK.nun 382-388 ve 389 maddeleri gereğince kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Kararların farklı ve çelişkili olması mahkemelere olan ... ilkesini zedeler. Bu durumda, 10.4.1992 ... ve 1991/7 esas ve 1992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi, mahkemece, kısa karar ile bağlı kalınmaksızın, ancak, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilebilmesi için usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerekir.” Denilmek suretiyle bozulması üzerine mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile 940.000.00 YTL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Mahkemece verilen ilk karar, davacının temyizi üzerine faiz başlangıç tarihindeki çelişki nedeniyle bozulmuş olup, mahkemece kısa kararla bağlı olmaksızın çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu halde bozma ilamına uyulması taraflar yararına kazanılmış usulü müktesep hak teşkil etmez. Dosyanın incelenmesinde; davacı, eldeki davayı açmadan önce 20.1.2003 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarında, dava konusu 940.000.000.000 TL’nin ihtarın tebliğinden itibaren 10 ... içinde ödenmesini istemiş, ihtar 21.1.2003 günü muhatabın adresten ayrılması nedeniyle bila tebliğ iade olunmuş ise de taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye ekli ... şartnamenin 6. maddesinin a ve b bendi gereğince davalı sözleşmede bildirdiği adresinden ayrıldığı halde bu durumu ve yeni adresini davacıya bildirmediği için ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinin kabulü gerekir. O halde ihtarnamede verilen sürenin dolduğu 1.2.2003 tarihi itibariyle davalı temerrüde düşmüştür. Mahkemece hükmedilen miktara bu tarihten itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken açıklanan hususun göz ardı edilerek dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK’nun 438/7 maddesi hükmü gereğidir. SONUÇ: 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyize konu kararın “Hüküm” başlıklı kısmının 1 nolu bendinin 2. satırında yazılı “dava tarihinden” sözlerinin karardan çıkartılarak yerine “temerrüt tarihi olan 1.2.2003 tarihinden” söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 1.6.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.