Başvuru, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, müşterek çocuğun velayetinin anneye verilmesi nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 17/7/2020 tarihinde yapılmıştır. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun yaptığı evlilikten 2013 yılında bir kız çocuğu dünyaya gelmiştir. Evlilik birliği 2015 yılında sona ermiş ve çocuğun velayeti annesine verilmiştir. Anne bir süre sonra başka biriyle evlenmiş, evlendiği kişi hakkında Anadolu Ağır Ceza Mahkemesinde müşterek çocuğa yönelik hakaret, tehdit ve çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla kamu davası açılmıştır. Bunun üzerine anne boşanma davası açmıştır. Başvurucu, dört yaşında olan müşterek çocuğun velayetinin kendisine verilmesi talebiyle 27/2/2017 tarihinde İstanbul Anadolu Aile Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, annenin eşinden ayrılma kararı aldığı için çocuğun kendisinde kalmasını talep ettiğini ve o günden beri çocuğun babaanne ve kendisiyle birlikte yaşadığını, annenin evlendiği kişi hakkında müşterek çocuğa yönelik eylemler nedeniyle hakaret, tehdit ve çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla kamu davası açıldığını belirtmiş; çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması için velayetinin değiştirilerek kendisine verilmesini talep etmiştir. Başvurucu; müşterek çocuğa dört aylıktan boşanma sürecine kadar annesi ve teyzesinin baktığını, çocuğun annenin eşinden ayrılma kararı aldığı tarihten beri annenin talebiyle babaanne ve kendisiyle birlikte yaşamaya devam ettiğini, çocuğu kreşe kendisinin bıraktığını ve babaannesinin aldığını, esnek zamanlı çalışması nedeniyle çocukla uzun ve kaliteli zaman geçirebildiğini, çocuğun kendisine ait bir odasının bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu ayrıca annenin boşanma aşamasında olduğunu ve koruma kararı aldırdığını, bunun çocuk için bir risk oluşturduğunu, çocuğun anne tarafından korunamadığını ve annenin eşi tarafından istismar edildiğini, annenin kurulu bir düzeninin bulunmadığını vurgulamıştır. Anne cevap dilekçesinde; eşi ile boşanma davasının devam ettiğini, cinsel istismar fiilini öğrenir öğrenmez yasal yollara başvurduğunu, eşinden fiilen ayrıldığını ve koruma kararı aldırdığını, çocuğuna karşı bakım, özen ve koruma görevini hiçbir şekilde ihmal etmediğini, bu olaylar nedeniyle kendisine ev tutup düzen kurmak için çocuğu geçici olarak başvurucuya bıraktığını, yedi yıldır çalıştığı işyerinin başka bir şehre taşınması nedeniyle işsiz kalacağını ve başka bir şehirde olan ailesinin yanına taşınacağını başvurucuya anlatması nedeniyle başvurucunun velayet davası açtığını ifade etmiştir. Mahkeme 2/3/2017 tarihinde verdiği ara kararla çocuğun geçici velayetini tedbiren başvurucuya bırakarak anne ile kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir. Yargılama sürecinde velayet hususunda Mahkemece İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Adli Tıp Enstitüsü Müdürlüğünden bilirkişi raporu alınmıştır. Çocuk ve davanın tarafları ile bire bir görüşmeler yapılarak hazırlanan 2/11/2018 tarihli raporda; doğrudan doğruya velayet tercihi sorulduğunda müşterek çocuğun mevcut düzeni sürdürmekten yana görüş bildirmesi, hâlihazırda süregelen mevcut düzenin işlevsel yapısı dikkate alınarak çocuğun ihtiyaçları, ebeveynin bakım kapasitesi ve aile dinamikleri bağlamında yeterli olduğu kanaati bildirilmiştir. Raporda ayrıca çocuğun yaşamış olduğu muhtelif olayların ardından yaşam şartlarındaki yeni bir değişikliğe hazır olmadığı da gözönüne alınarak çocuğun velayetinin başvurucuda devam etmesinin uygun olacağı sonucuna varılmıştır. Mahkeme 19/11/2019 tarihinde davanın kabulüne ve müşterek çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesine, anne ile çocuğu arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir. Kararda yargılamada dinlenen tanık beyanları ve velayet hususunda alınan bilirkişi raporu gözönüne alındığında çocuğun velayetinin başvurucuya verilmesinin küçüğün menfaatine olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca anne tarafından bakım görevinin gereği gibi gerçekleştirilemediği, küçüğün annenin evlendiği şahıs tarafından istismar edildiğini anlattığında annenin evden ayrıldığı ve bir düzen kurmak amacıyla çocuğu başvurucuya bıraktığı, çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişiminin sağlıklı bir ortamda sağlanmasının temini amacıyla çocuğun yaşadığı ve yargılaması devam eden cinsel istismar vakasının çocukta yaratmış olduğu travmatik etkiler dikkate alınarak velayeti kendisinden alınmış anne ile arasındaki güven ilişkisinin aşamalı olarak yeniden tesisi ve çocuğun eğitim durumu, sosyal hayatının sekteye uğramaması için anne ile belirlenen sürelerde şahsi ilişki kurulması gerektiği vurgulanmıştır. Çocuğun annesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine (Bölge Adliye Mahkemesi) istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi 3/6/2020 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak velayetin anneye verilmesine ve başvurucu ile çocuğu arasında kişisel ilişki kurulmasına kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirdiği, çocuğun cinsel istismarına ilişkin davanın beraat ile sonuçlanması nedeniyle bu olayın velayetin değiştirilmesi sebebi olarak değerlendirilemeyeceği, çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle anne bakım ve şefkatine muhtaç olması ve üstün yararı dikkate alındığında velayetin değiştirilmesi yerine annede kalmasının daha uygun olduğu belirtilmiştir. Nihai karar başvurucuya 16/7/2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. İlgili hukuk için bkz. Aysel Aslan, B.No: 2019/12792, 12/1/2021, §§ 16-