4. Hukuk Dairesi 2010/9717 E. , 2011/10971 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... AŞ. ve diğerleri aleyhine 30/04/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan ... hakkında açılan davanın husumet ehliyeti yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabulüne dair verilen 13/05/2010 günlü kararın Yargı
**4. Hukuk Dairesi 2010/9717 E. , 2011/10971 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... AŞ. ve diğerleri aleyhine 30/04/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan ... hakkında açılan davanın husumet ehliyeti yokluğundan reddine, diğer davalılar yönünden ise kısmen kabulüne dair verilen 13/05/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılardan ... Gaz. AŞ. ve ... vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın davalı ... yönünden husumetten reddine, diğer davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... Gazetecilik AŞ. ve ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, Türkiye Gazetesi 02.04.2009 günlü sayısının ilk sayfasında “Ergenekon Para İçin Silah ve Zehir Ticareti Yapmış” ve 10. sayfasında “Maocu ...'in Görevi Provokasyon” başlığı altında yayımlanan haber ile yine Türkiye Gazetesi 03.04.2009 günlü sayısının ilk sayfasında “Ergenekon'un Maşası Öcalan” ve 7. sayfasında “...'ten Teröristlere Silah” alt başlığında yayımlanan haberlerin gerçek olmadığını ileri sürerek, kişilik haklarına saldırıdan dolayı davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise, haberin Cumhuriyet Savcılığı tarafından hazırlanan iddianameden alındığını, iddianameye yorum dahi katılmadığını, gerçekliğin somut gerçeklik değil, olayın haberin verildiği andaki biçimine uygunluk olarak anlaşılması gerektiğini, belirterek istemin reddini talep etmişlerdir. Yerel mahkemece, 02.04.2009 günlü gazetenin 1. sayfasından başlayıp 10. sayfasında "İddialar Birbiri Ardına" başlığı ile devam eden haberde haberin tamamen iddianameye dayandırılmadığı, 03.04.2009 günlü gazetenin 1. sayfasından başlayıp 7. sayfasında "Ergenekon'un Maşası Teröristbaşı Öcalan" üst başlığı ve bu haberin altında "...'ten Teröristlere Silah" alt başlığında devam eden haberde iddianameden alıntı yapıldığının anlaşıldığı belirtilerek; iddianamelerin iddiaların yer aldığı yazılı ... olduğu, içeriğinin kanıtlanmadığı, iddianame ile dava açılmış olmasının artık iddianamenin aleniyet kazandığı ve içeriğinin her ortam ve zamanda yayınlanabileceği anlamına gelmeyeceği gerekçesi ile davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve ... içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekmektedir. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu nedenle basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğu bu farklılıklar gözetilerek belirlenmelidir. Bu nedenle basının ayrı bir konumu bulunmaktadır. Basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi gerek Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümünde yer alan gerekse MK'nun 24 ve 25. maddelerinde ve özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı gibi, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verilirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Anılan ilke ve kurallara uyulması durumunda ise, yayının Anayasa, Basın Yasası ve basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. Olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen herşeyi araştırmalı, incelemeli ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden her iki yayının da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmaya dair 2009/511 soruşturma no, 2009/268 esas no ve 2009/188 iddianame nolu iddianamedeki bilgilere dayanılarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek görünür gerçeklik kapsamında kalan yayının davacının kişilik haklarına saldırı oluşturmadığı sonucuna varılıp istemin tümden reddedilmesi gerekir iken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 24/10/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum. 24/10/2011