8. Hukuk Dairesi 2021/13703 E. , 2024/1157 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacılar ... ve ...'ün davasının reddine, davacı ... ve davacı ... ve ... ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün asli müdahil Hazine vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, asli müdahil ... vekili ve davalı ... ve
**8. Hukuk Dairesi 2021/13703 E. , 2024/1157 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davacılar ... ve ...'ün davasının reddine, davacı ... ve davacı ... ve ... ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün asli müdahil Hazine vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, asli müdahil ... vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 110, 113 ve 114 parsel sayılı sırasıyla 2.156.125, 677.250 ve 1.224.125 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı, irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edildikten sonra, Kadastro Müdürlüğünün 20.10.1977 tarihli yazısı ile taşınmazlara ilişkin Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin dava dosyasında Tapulama Mahkemesine görevsizlik kararı verildiğinden söz edilerek, tespit tutanak ve ekleri Tapulama Mahkemesi' ne gönderilmiştir. Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; mirasbırakanları Hacı Ali ve Hacı Mehmet adlarına tapunun Mart 1286 tarihli ve cilt 8 sahife 14 kayıtlı sıra 1, 2, 3 ve 4 numaralı tapu kaydı ile malik olduğu taşınmaza davalı ...'ın müdahalede bulunduğunu ileri sürerek, müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında, müdahil ..., vekili vasıtasıyla dava konusu yerlerin kendi tapulu yerleri olduğunu beyanla davaya katılmıştır. Birleşen dosya davacısı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; 1953 tarih cilt no: 228/92 sıra no 145 aynı tarih ve cilt no: 228/91 sıra no 140 numaralı tapu kaydı ile malik olduğu taşınmaza davalı ...' ın müdahalede bulunduğunu ileri sürerek, müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiş ve yargılama sırasında müdahil ... ve arkadaşları sundukları müdahale dilekçesi ile, davacı ...'ın kardeşleri ...'in çocuğu olduğunu, davacı ile birlikte intikal suretiyle taşınmazda haklarının bulunduğunu belirterek, taşınmazın miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesince, davaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılaması sonunda; " her iki tarafın tapu kaydının taşınmaza uyduğu, bu durumda kadim tapu kaydına değer verilmesi gerektiği " gerekçesiyle, davacı ...'ın davasının reddine, davacı ...'ün davasının kabulüne karar verilmiş; hükmün, davacı - birleşen dosya davacısının temyizi üzerine Yargıtayca; " yöntemince tapu kaydı uygulaması yapılması " gereğine değinilerek bozulmasına karar verilmiş ve bilahare yargılama sırasında davaya konu olan parseller hakkında tapulama tutanağı düzenlendiğinden bahisle dava dosyası Tapulama Mahkemesine aktarılmıştır. Müdahil Hazine vekili Kadastro Mahkemesine sunduğu asli müdahale dilekçesinde; dayanılan tapu kayıtlarının gayri sabit ve genişletilmeye elverişli olduğunu ileri sürerek, kayıt miktar fazlasının Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Müdahil Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili ise, Kadastro Mahkemesine sunduğu asli müdahale dilekçesinde; Diyarbakır ili Sur ilçesi Çubuklu mahallesi 182 (eski 110) ve 195 (eski 114) parsel sayılı taşınmazların Kuruçay Barajı rezervuar alanında kaldığını, taşınmazlar üzerinde yer alan muhtesatların bedelini ödediklerini ileri sürerek, muhtesatlara ilişkin müvekkil kurum lehine tapuda şerh verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, tapulama tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; " çekişmeli taşınmazların 1937 tarihli 1, 2 ve 4 tahrir numaralı vergi kaydı ile tespit maliki olan davalıların ve mirasçılarının zilyetliğinde olduğu, mezkur kaydın gayrisabit sınırlı olduğu ve kayıt maliklerinin Medeni Kanun öncesi öldüğü ve zilyetlikle kazanılabilecek miktarlar ve miras payının devirleri de gözetilerek, davacı ..., davacı ..., asli müdahil ... ve arkadaşlarının davalarının kısmen kabulüne; davacı ... ve ...'ın dayandığı kayıtların dava dışı taşınmazlara revizyon gördüğü ve kesinleşmiş olduğu, öte yandan taşınmazlarda zilyetliklerinin de bulunmadığı gerekçeleriyle davalarının reddine karar verilmiş; hüküm, asli müdahil Hazine vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, asli müdahil ... vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Asli müdahil ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi, infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda; asli müdahil ... vekili, dava konusu 182 (eski 110) ve 195 (eski 114) parsel sayılı taşınmazların Kuruçay Barajı rezervuar alanında kaldığını ve taşınmazlar üzerinde yer alan muhtesatların bedelini ödediklerini belirterek, muhtesatların müvekkilleri lehine tapuda şerh verilmesini talepte bulunduğu halde İlk Derece Mahkemesince, müdahilin talebine ilişkin olumlu veya olumsuz hüküm verilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 297/2 nci maddesine aykırı olarak, asli müdahil ...' nün talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması doğru görülmemiştir. 2. Asli müdahil Hazine vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların 1937 tarih 1, 2 ve 4 tahrir numaralı vergi kaydı ile tespit maliki olan davalıların ve mirasçılarının zilyetliğinde olduğu, mezkur kaydın gayrisabit sınırlı olduğu, kayıt maliklerinin Medeni Kanun öncesi öldüğü ve zilyetlikle kazanılabilecek miktarlar ve miras payının devirleri de gözetilerek davacı ..., davacı ..., asli müdahil ... ve arkadaşlarının davasının kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; vergi kaydının miktarı kadar taşınmazın kayıt maliki mirasçıları adına tesciline karar verilmesine ilişkin hüküm yönünden temyiz itirazı bulunmamakla birlikte miktar fazlası kısım yönünden, taşınmazların sınırında çay bulunduğu halde keşfe jeolog bilirkişi götürülmemiş ve jeolog bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazlar ile sınırlarındaki çay arasındaki kot farkını ve taşınmazların çaydan kazanılıp kazanılmadığını, öncesinin çay yatağı olup olmadığını, çayın aktif etki alanında kalıp kalmadığını ve zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığını belirten rapor alınmadığı gibi, bir arazinin niteliğinin, imar - ihyaya muhtaç yerlerden ise imar ihyanın tamamlandığı tarihin, üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve şeklinin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazlar hakkında, tespit gününden önce genel mahkemede açılmış mülkiyete ilişkin dava bulunduğundan kadastro tespiti sırasında malik hanesinin doldurulmasının hukuken değer taşımadığı ve davada re' sen araştırma ilkesinin geçerli olduğu gözden kaçırıldığı gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi, doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğundan, bu kapsamda, vefat edenler yönünden veraset ilamına atıf yapılarak, pay ve payda toplamı eşit olacak şekilde, diğerleri yönünden adı, soyadı ve T.C. Kimlik Numarası hüküm yerinde açıkça belirtilerek infazı mümkün, doğru sicil oluşturmaya elverişli bir hüküm kurulması gerektiği halde, veraset ilamı alınmaksızın ve hüküm yerinde bir kısım mirasçıların açık kimlik bilgileri yazılmaksızın tescil hükmü kurulması suretiyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesine de muhalefet edilmiştir. 3. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü / mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre, aktarılan dava tarihi olan 1966 yılından 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı (bulunmadığı taktirde bulunan en eski tarihli hava fotoğrafları) tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı; aynı kadastro çalışma bölgesi içinde tarafların adlarına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı ilgili Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenerek belgesizden tespiti yapılan taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ve tespitler kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise buna ilişkin kesinleşme şerhini içerir mahkeme karar örnekleri dosya arasına celp edilmeli; dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan, taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeolog bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulunun katılımıyla taşınmazlar tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında aktarılan davanın açıldığı tarihten geriye doğru miktar fazlası kısım yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesindeki zilyetlikle kazanım şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılmalı; bu kapsamda yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden kime ve nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, evveliyatları itibariyle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olup olmadıkları, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve imar - ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse imar - ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatlarının ne olduğunu, evveliyatları itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıklarını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığını ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerilerinde sürdürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirten, denetime elverişli rapor düzenlettirilmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazların toprak yapılarını ve niteliklerini, zirai durumlarını, üzerilerinde sürdürdürüldüğü iddia olunan zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü ve varsa üzerilerindeki ağaçların cinsini, sayısını, kapalılık oranını ve taşınmaz üzerindeki dağılımlarını, taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş yakın plan ve panoramik fotoğraflarını içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazlar ile sınırlarındaki çay / dere arasındaki kot farkını, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, taşınmazların çay / dere yatağından kazanılıp kazanılmadıklarını, evveliyatlarının dere çay / dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, halen aktif çay / dere yatağında kalıp kalmadıklarını, aktif çay / dere yatağında kalmıyorlarsa çayın / derenin etkisi altında kalan yerlerden ve taşınmazın jeolojik yönden zilyetlikle iktisap edilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığını açıklar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden ise, keşfi izlemeye, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli, varsa ağaçların cinslerine göre dağılım biçimini gösterir, ayrıntılı harita ve rapor alınmalı ve bundan sonra, iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve murislerin Medeni Kanun' un kabulünden önce vefat etmiş olmalara nedeniyle terekenin paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğu dikkate alınmak suretiyle, tespit tarihi itibariyle belgesizden edinilebilecek taşınmaz miktarı sınırlaması ve kadastro hakiminin tüm talepler hakkında karar verme ve taşınmazın tamamına ilişkin infazı kabil olacak şekilde tescil hükmü kurma yükümlülüğünün bulunduğu gözetilerek, vefat edenler yönünden veraset ilamına atıf yapılarak, pay ve payda toplamı eşit olacak şekilde, diğerleri yönünden hüküm yerinde adı, soyadı ve T.C. Kimlik Numarası açıkça belirtilerek infazı mümkün, doğru sicil oluşturmaya elverişli bir hüküm kurulmalıdır. 4. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve infazı kabil olmayacak şekilde hüküm kurulması ve ayrıca müdahil ...' nün talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Asli müdahil ... vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle; asli müdahil Hazine vekili, davalı ... Belediye Başkanlığı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ve arkadaşları vekilinin hükme yönelik temyiz itirazlarının ise yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.