4. Ceza Dairesi 2022/12672 E. , 2025/4265 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4024 E. 2021/1204 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun b
**4. Ceza Dairesi 2022/12672 E. , 2025/4265 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/4024 E. 2021/1204 K. SUÇ : Hakaret HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyizinin; 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uygulanmasa dahi kazanılmış hakkın sanığa verilen ceza miktarıyla sınırlı olduğu, netice cezanın "4.420,00 TL" olarak belirlenmesi gerekirken "3.540,00 TL" olarak belirlenmesinin usul ve Yasa'ya aykırı olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereği 4.420,00 TL'lik kısmının infaz işlemine konu edilmesine karar verilemeyeceği halde cezanın bir kısmının infaza konu edinilmesine karar verildiği, bu kararın İnfaza ilişkin olması nedeniyle ve infaza ilişkin kararlar kazanılmış hakka konu olmayacağından aleyhe bozma kapsamında kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler de yerinde görülmemiştir. Ancak, Ceza Genel Kurulunun 09/02/2016 tarihli ve 2014/8-71 esas, 2016/42 sayılı kararında da belirtildiği üzere, cezayı aleyhe değiştirememe yasağı öğreti ve uygulamada; "temyiz davası yalnızca sanık veya müdafii ya da sanık lehine Cumhuriyet savcısı veya sanığın eşi ya da yasal temsilcisi tarafından açıldığında hükümde yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından sonucu sanığın aleyhine ağırlaştırıcı, diğer bir anlatımla aleyhe sonuç verici düzeltmelerin yapılamaması veya kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması" şeklinde tanımlanmaktadır. Cezayı aleyhe değiştirememe yasağı, hükmün temyiz incelemesine başlarken, bakış açısını belirleyen bir usul kuralı olduğu gibi, bozmadan sonraki aşamada da ceza miktarının sınırını belirleyen bir yargılama ilkesidir. Bu sebeple temyiz incelemesinde öncelikle temyizin lehe veya aleyhe mi olduğu tespit edilip, inceleme buna göre yapılmalı ve sanık lehine tecelli eden bir hatanın doğuracağı hukuki neticeler aleyhte başvuru bulunmadıkça değiştirilmemelidir. Latince "reformatio in pejus judici appellato non licet" olarak adlandırılan, "bir hükmün aleyhe değiştirilmesi caiz değildir" şeklinde tecrüme edilen, öğreti ve uygulamada ise, "lehe kanun yolu davası üzerine hükmü aleyhe değiştirmeme, aleyhe bozmama zorunluluğu, aleyhe düzeltme yasağı, yaptırım ve sonuçlarını aleyhe kötüleştirememe ya da ağırlaştıramama kuralı, aleyhe bozma yasağı" olarak ifade edilen bu ilkenin amacı; hükmün aleyhine bozulabileceğini düşünen sanığın bazı davalarda istinaf ya da temyiz kanun yoluna başvurmaktan çekinmesinin önüne geçmek ve kanun yoluna başvurma hakkını daha özgürce kullanabilmesini sağlamaktır. Kanundaki açık düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere; yaptırımı ve sonuçlarını aleyhe değiştirme yasağının kapsamı yalnızca ceza miktarı ile sınırlı olacak, sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, lehe bozma üzerine yeniden kurulan hükümle belirlenen ceza ve sonuç önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacaktır. Açıklamalar ışığında inceleme konusu olayda; sanığın hakaret suçundan 8.840,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile denetim süresini herhangi bir yükümlülük belirlenmeden geçirilmesine karar verildiği, sanığın, denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin ihbarı üzerine dosya yeniden ele alınarak sanık hakkında "8.840,00-TL adli para cezasının 1/2'nin infaz edilmemesine ve kalan 4.420,00 TL'lik kısmının infaz işlemine konu edilmesine" şeklinde kısmi olarak hükmün infazına karar verildiği anlaşılmakla, yalnızca sanık müdafiinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanması için aranılan koşulların oluşmadığı gerekçesiyle hükümden Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanmasına dair bölümün çıkartılması sırasında sonuç adli para cezasının "4.420,00 TL" yerine "3.540,00 TL" olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini nedeniyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303/1. maddesi gereği, sonuç adli para cezasının belirlendiği hüküm fıkrasından "3.540,00 TL"nin çıkartılarak yerine "4.420,00 TL" ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Ankara 47. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,05.03.2025 tarihinde karar verildi.