14. Hukuk Dairesi 2011/11125 E. , 2011/13558 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K…
**14. Hukuk Dairesi 2011/11125 E. , 2011/13558 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.06.2010 gününde verilen dilekçe ile tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mera nitelikli taşınmazın davacı köy adına tescili istemiyle açılmıştır. Davalı Hazine, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiş, bilirkişi krokisinde (A) harfi ile işaretlenen 17.675,16 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı köy adına tesciline karar verilmiştir. Hükmü, davalı Hazine temyiz etmiştir. 4342 Sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanımlamaya göre; mera, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsisi edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerleri ifade eder. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, zamanaşımı yoluyla kazanılması olanaklı değildir. Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16.maddesi hükmüne göre de meraların bir parsel numarası verilerek bu gibi taşınmaz mallar özel siciline yazılması mümkündür. Dolayısıyla, mera niteliği saptanan taşınmaz tapu kütüğüne tescil edilemez. Somut olaya gelince; mahkemece 19.04.2010 tarihinde yapılan keşifte dava konusu taşınmazın üzerinden civar köylere yol yapım çalışması için çakıl taşı alınması amacıyla hafriyat çalışmaları yapıldığı, bundan dolayı bir bölümünde 10 m kot farkı oluştuğu, taşınmazda alıç ağaçlarının olduğu, tarım faaliyeti yapılmadığı, yağış nedeniyle de gölet halini aldığı tespit edilmiş ve bu tespit keşif tutanağına geçirilmiştir. Mahkemenin yaptığı bu saptamaya göre, taşınmaz Türk Medeni Kanununun 715.maddesi kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılır. Bu gibi yerler, kimsenin mülkiyetinde bulunmadığından hiçbir şekilde tescile konu yapılamaz. Her ne kadar bazı yerel bilirkişi ve tanıklar ile ziraatçı bilirkişi çekişmeli taşınmazın mera olduğunu bildirmiş iseler de bu bildirimler mahkemenin yaptığı gözleme uygun düşmediğinden, değer verilemez. Yapılan bu açıklamalara göre davanın reddi yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek istem hüküm altına alındığından, karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.