Başvuru, tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde alacak davasında yeterli gerekçeden yoksun ve hukuka aykırı karar verilmesi ile yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tapu iptali ve tescili olmadığı takdirde alacak davasında yeterli gerekçeden yoksun ve hukuka aykırı karar verilmesi ile yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 21/1/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Bursa ili Balat Mahallesi 4197 ada 1 parsel numaralı taşınmazın satışına yönelik olarak satıcılarının B. ve E.A.U.F. Anonim Şirketi ile alıcılarının başvurucular olduğu 1/3/2006 tarihli adi yazılı (haricen) satış vaadi sözleşmesi düzenlenmiştir. Başvurucular, Bursa Asliye Hukuk Mahkemesinde 9/6/2008 tarihinde açtıkları davada; taraflar arasında sözleşmeye konu taşınmaz satış bedelinin 000 dolar olduğunu, davalılara yaptıkları 660 TL ödeme oranında belirlenecek hisselerin iptali ve tescilini, olmadığı takdirde ödedikleri bedelin davalılardan tahsilini istemişlerdir. Davalılar öncelikle iş bölümü itirazında bulunmuşlardır. Ayrıca taraflarca düzenlenen "Tutanaktır" başlıklı belgede ödeme miktarının 000 dolar olduğunu ve 31/12/2009 tarihi itibarıyla vadeye bağlandığını belirterek tapu iptali ve tescili isteminin şekle aykırılık sebebiyle, iadesi istenen para borcunun da vadeden önce istenemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Bursa Asliye Hukuk Mahkemesi 22/7/2008 tarihli kararıyla davalı tarafın iş bölümü ilk itirazını kabul ederek dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Gönderme kararı sonrası Bursa Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme) yargılamaya devam edilmiştir. Mahkeme 26/5/2010 tarihli kararıyla tapu iptali ve tescili isteminin esas yönünden, bedelin iadesi isteminin de usul yönünden reddine karar vermiştir. Karar gerekçesinde; tapu iptali ve tescili isteminin taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin noterde düzenlenmemesi nedeniyle geçerli bir sözleşme olmadığından reddedildiği, ödenen bedelin iadesi talebinin de bu hususta taraflar arasında düzenlenen ve Adli Tıp raporu ile başvurucunun (İbrahim Bebek) imzasının bulunduğu tespit edilen belgede ödemenin 31/12/2009 tarihi olarak vadeye bağlandığı, bu tarihten önce istenemeyeceği ve davanın bu tarihten önce açılması nedeniyle reddedildiği açıklanmıştır. Anılan kararın temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesinin (Daire) 17/4/2012 tarihli kararıyla tapu iptali ve tescili isteminin esas yönünden reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak, geçersiz sözleşme uyarınca ödenen bedelin iadesi isteminin reddedilmesinin yerinde olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Bozma kararında "davalı savunmasında vadenin ibraz ettikleri tutanağa göre 31/12/2009 tarihinde dolduğunu ve bu tarihten önce vade dolmadan dava açılamayacağını ileri sürmüş, kural olarak, her davanın açıldığı tarihteki koşullara ve kurallara göre değerlendirilmesi ilkesi geçerli ise de; yargılama devam ederken tutanakta yazılı vadenin de dolmuş olması ve aradan uzun zaman geçtiği anlaşıldığından işin esası ile ilgili bir karar verilmesi" gerektiği gerekçesiyle bedelle ilgili davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğu açıklanmıştır. Dairenin 11/10/2012 tarihli kararı ile karar düzeltme talebi reddedilmiştir. Bu defa Mahkeme 22/1/2013 tarihli kararı ile bozma kararına uymamış veönceki kararında direnerek davanın reddine hükmetmiştir. Direnme kararına karşı başvurucuların temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (YHGK) 29/1/2014 tarihli kararında "1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri ve yerleşik uygulamaya göre, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilerek karara bağlanacağı ve doğmamış bir hakka dayalı olarak dava açılamayacağı" gerekçesiyle direnme kararının oyçokluğuyla onanmasına; ancak, başvurucular vekilinin avukatlık ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar vermiştir. YHGK 5/11/2014 tarihli kararıyla da başvurucuların karar düzeltme istemini reddetmiştir. Nihai karardan 14/1/2015 tarihinde haberdar olduğunu bildiren başvurucular, 21/1/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.