(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/21748 E. , 2015/22799 K. Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Tespit Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Davalı temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bö…
**(Kapatılan) 7. Hukuk Dairesi 2014/21748 E. , 2015/22799 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Tespit Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1- Davalı temyizi yönünden; 6100 sayılı HMK'nun geçici 3.madde 1.fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmi Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2.fıkrasına göre; Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ila 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK'nun 427/2.maddesi uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra(inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz. Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir. İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir. Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir. Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir. Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir. Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15.maddesindeki düzenleme gereği HUMK'nun 427.maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir. 2014 yılında mahkemelerce verilen kararların temyiz edilebilmesi için temyize konu dava değerinin 1.890,00TL'sını geçmesi gerekir. Somut olayda temyize konu edilen miktar 648,90 TL olup karar tarihi itibariyle hüküm kesin nitelik taşıdığından davalının temyiz dilekçesinin reddi gerekir. 2- Davacının temyizi yönünden; Davacı, dava dilekçesi ile 31.12.2007 tarihine kadar ... iletişim Reklam ve Org Ltd Ştinin alt işveren, davalı şirketinde asıl işveren olduğu iş yerinde çalıştığını, bu tarihte alt işverenin iflası ile bu iş yerinden ayrıldığını, bu tarihten itibaren de yine davalı şirketin yeni alt işvereni olan ... Satış Destek Hizmet A.Ş de çalıştığını ancak buradaki iş akdinin de haksız ve geçersiz şekilde feshedildiğini iddia ederek 19.11.2004-31.12.2007 tarihleri arasındaki çalışmaları için kıdem tazminatı, yıllık izin ve ödenmeyen 2007 Aralık ayı ücreti talebinde bulunmuştur. Davalı, dava dışı ... Satış Destek Hizmet A.Ş. ile aralarında alt işverenlik ilişkisinin olmadığını, ... iletişim Reklam ve Org Ltd Şti ile aralarında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 31.12.2007 tarihinde sona erdiğini, ... iletişim Reklam ve Org Ltd Şti ‘ nin mali durumunun bozulması nedeni ile iflas aşamasına geldiğini, işten çıkarılan çalışanların mağdur olmaması için kıdem tazminatlarının ödendiğini, ücret alacağı ve yıllık izin ücreti taleplerinden sorumluluklarının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının hizmet akdinin 31.12.2007 tarihinde sona ermediği, davacının gün kaybetmeden yeni alt işverende işe başladığı ve çalışmasının sorunsuz olarak 30.07.2012 tarihine kadar devam ettiği gerekçesiyle kıdem tazminatı ile yıllık izin ücret talebinin reddine karar verilmiştir. İş akdinin fesih tarihi ve iş yeri devrinin iş ilişkisine etkileri ile işçilik alacaklarından sorumluluk bakımından taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur. İş yeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanununun 6'ncı maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlar açısından, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu oldukları aynı yasanın üçüncü fıkrasında belirtilmiş, devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen Yasanın 120'nci maddesi hükmüne göre, 1475 sayılı Yasanın 14'üncü maddesi halen yürürlükte olduğundan, işyeri devirlerinde kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından belirtilen madde hükmü uygulanmalıdır. Anılan maddeye göre, iş yerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde, işçinin kıdemi iş yeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İş yeri devrinin temel ölçütü, ekonomik birliğin kimliğinin korunmasıdır. Avrupa Adalet Divanı kararlarına göre, maddî ve maddî olmayan unsurların devredilip devredilmediği ve devir anındaki değeri, işgücünün devri, müşteri çevresinin devri, işyerinde devirden önce ve sonra yürütülen faaliyetlerin benzerlik derecesi, işyerinde faaliyete ara verilmişse bunun süresi, işyeri devrinin kriterleri arasında kabul edilmektedir. Maddî ve maddî olmayan unsurların devri söz konusu olmaksızın da işgücünün önem taşıdığı sektörlerde ekonomik birliğin önemli unsurunu olan işçilerin devri de, iş yeri devri olarak kabul edilmelidir. Devirden sonra işyerindeki ekonomik birliğin kimliğini koruyup korumadığının saptanabilmesi için, yürütülen faaliyetin devirden sonra yeni işveren tarafından aynı veya özdeş biçimde sürdürülmesi ölçütü yanında, işyerinin taşınmaz ve taşınır malları ile maddî olmayan varlıkların, işyerinde çalışan işçilerin sayı ve uzmanlık bakımından çoğunluğunun, bunun yanı sıra müşteri çevresinin devredilip devredilmediği, devir öncesi ve sonrasındaki faaliyetler arasında benzerlik olup olmadığı, devir sebebiyle işyerinde faaliyet askıya alınmışsa askı süresi gibi koşullar da göz önünde tutulmalıdır. 4857 sayılı Yasanın 6'ncı maddesinde yazılı olan “hukukî işleme dayalı” ifadesi geniş şekilde değerlendirilmeli, yazılı, sözlü ve hatta zımnî bir anlaşma da yeterli görülmelidir. İş yeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı şekilde iş yeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkânı vermez. İş yerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup iş yeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Dairemizin kökleşmiş kararlarına göre iş yeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İş yeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bir yönü olup olmadığı belirlenmelidir. Bu açıklamalar ışığında, iş hukukunda iş yeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İş yeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı Yasanın 6'ncı maddesinde sözü edilen devreden işveren için öngörülen iki yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden son işveren sorumlu olup devreden işverenin bu işçilik alacaklarından herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. İş yerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı Kanunun 6'ncı maddesi uyarınca devreden işveren ile devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumlu olacaktır. Somut olayda, davacı davalı şirket nezdinde alt işveren elemanı olarak çalıştığını 31.12.2007 tarihinde iş akdinin sona erdirildiğini ve hemen ertesi gün yeni alt iş veren ... Satış Destek Hizmet A.Ş.'nde işine devam ettiğini ve bu yeni alt işveren yanındaki iş ilişkisin haksız ve geçersiz nedenle feshedildiğini iddia ederek 31.12.2007 tarihine kadar olan çalışmaları için hak etmiş olduğu kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti ve ödenmeyen ücret alacağını talep etmiştir. Davalı şirketin alt işvereni olan dava dışı ... iletişim Reklam ve Org.Ltd Ştinde davacı 19.11.2004 – 31.12.2007 tarihleri arasında satış danışmanı olarak çalışmıştır. Davacının hizmet döküm cetveline göre 01.01.2008 tarihinde dava dışı ... Satış Destek Hizmet A.Ş.’ne işe girişinin ve 06.01.2012 tarihinde de işten çıkışının bildirildiği görülmüştür. Mahkemece dava dışı ... Satış Destek Hizmet A.Ş. ile davalı arasındaki ilişki ortaya konulmamıştır. ... Satış Destek Hizmet A.Ş. ile davalı şirket arasındaki ilişki tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Davacının iddia ettiği gibi ... Satış Destek Hizmet A.Ş. davalı şirketin alt işvereni ise davacının bu alt işverenden ayrılış şekli önem kazanacaktır. Eğer ... A.Ş. davalı şirketin alt işvereni ise ve davacı ... Satış Destek Hizmet A.Ş. adlı işyerinden kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde ayrılmış ise davalı şirket nezdinde alt işveren ... Ltd. Şti'nde ki çalışma dönemi için davacı kıdem tazminatına ve 31/12/2007 tarihine kadar tahakkuk eden yıllık izin alacağına hak kazanacaktır. Davacı ... Satış Destek Hizmet A.Ş. den kıdem tazminatına hak kazanamayacak şekilde ayrılmış ise tüm süre içinde kıdem tazminatı talebinin reddi isabetlidir. Eğer davalı şirket ile ... Satış Destek Hizmet A.Ş. arasında herhangi bir alt işverenlik ilişkisi kurulmamış ise davalı işveren 31.12.2007 tarihindeki feshin haklı nedene dayandığını ispat edemediğinden asıl işveren olarak bu tarihe kadar olan kıdem tazminatından ve yıllık izin ücreti alacağından sorumlu olacaktır. Davalı şirket ile dava dışı ... Satış Destek Hizmet A.Ş. arasındaki ilişki açık bir şekilde ortaya konulmadan eksik inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 18/11/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.