Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın alınan konut için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup edilmeyen tutarların tahsili amacıyla açılan davaların reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvurular, Göçmen Konutları Projesi kapsamında satın alınan konut için avans olarak ödenen ve konut taksit ödemelerinden mahsup edilmeyen tutarların tahsili amacıyla açılan davaların reddedilmesi nedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru dilekçeleri ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvuruların Komisyonlara sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Komisyonlarca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümler tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan inceleme sırasında konularının aynı olması nedeniyle 2014/13640, 2014/13773, 2014/19592 numaralı dosyaların 2013/8637 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucular 1989 yılında zorunlu göçe tabi tutulmaları sonucu Bulgaristan'dan Türkiye'ye gelmiş ve Türk vatandaşı olmuşlardır. Başvurucular; Başbakanlık ile Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) aleyhine muhtelif tarih aralıklarında Ankara ve Bursa Tüketici Mahkemelerinde açtıkları davalarda, Türkiye’ye geldikten sonra Türkiye’nin değişik yerlerinde Göçmen Konutları Projesi kapsamında göçmen evlerinin yapıldığını, bu evlerden bir konuta sahip olmak için değişik miktarlarda peşinat ödediklerini belirtmiş ve ayrıca oturdukları konutların maliyet hesabı çıkarıldıktan sonra ödenen miktarların evin taksit miktarlarından mahsup edilmesi gerektiğini, mahsup işleminin gerçekleştirilmediğini ileri sürerek yatırılan tutarların günün ekonomik koşullarına göre güncellenerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tahsilini talep etmişlerdir. Mahkemelerce istenen bilirkişi raporlarının dava dosyalarına sunulmasını müteakip başvurucular ıslah dilekçesi ile birlikte taleplerini, ilgili bilirkişi raporunda belirtilen güncellenmiş miktara kadar çıkarmıştır. Başvuruculardan Seyitahmet Seçkin ve Günay Caferoğlu’nun Bursa Tüketici Mahkemesinde ve Mehmet Karakaş’ın Ankara Tüketici Mahkemesinde görülen davasında Mahkemeler verdikleri kararlarıyla başvurucuların konut almak üzere ödeme yaptığı ve avans yatırdığı, yatırılan tutarların taksit ödemelerinden mahsup edildiğinin ispat edilemediği, bu paraların banka nezdinde Devlet Bakanlığı adına açılan hesapta tutulduğu, bilahare bu hesabın TOKİ’ye devredildiği, denkleştirici adalet ilkesi dikkate alınarak başvurucularca yatırılan peşinatın ve avansın güncellenmiş tutarının iade edilmesi gerektiği şeklindeki gerekçelerle açılan davaların kabulüne karar vermiştir. TOKİ ve Başbakanlık tarafından kararların temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi muhtelif tarihlerde vermiş olduğu kararlarla temyiz aşamasında İlk Derece Mahkemesi kararlarını davalılar lehine farklı gerekçelerle bozmuştur. Başvurucular Seyitahmet Seçkin ve Mehmet Karakaş’ın davalarına ilişkin olarak Yargıtay Hukuk Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu değişik tarihli kararlarda;“… Uyuşmazlık, davacının yaptığı peşin ödemenin maliyet hesabına göre borçlandığı anlaşılan davacı borcundan mahsup edilip edilmediği hakkındadır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporunda soyut ifadelerle ödenen peşinatın mahsup edilmediğine ilişkin düşünce esas alınarak peşinatın güncelleştirilmiş değerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalılar mahsup işleminin yapıldığını ve peşin ödemenin mahsup edildiğini savunmaktadır. Taraflar arasındaki borçlanma sözleşmesine göre davacının kullandığı kredi üzerinden borçlandığı anlaşılmaktadır. Buna karşılık yapılan maliyet hesaplarında göçmen konutlarının şerefiyelendirmesi de gözetildiğinde maliyetlerin davacı borçlanmasının üzerinde kaldığı görülmektedir. Bu durumda mahkemece taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, borçlandırma işleminin başlangıcında mahsuplaşma yapılıp yapılmadığı, konutun maliyet bedeli, borçlandırma bedelinden yüksek olduğu takdirde davacının maliyet bedelinden borçlanmayı kabul ettiği halde daha düşük miktarda borçlandırılmasının kabul edilebilir açıklaması yaptırılmalı, ödenmesi gereken taksitlerden mahsup işlemi yapılıp yapılmadığı dosya içindeki ve emsal dosyalardaki listeler ve yazışmalar değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” şeklindeki gerekçeyle bozma kararı verilmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi, temyiz incelemesi sonucunda 17/10/2012 tarihli E.2012/25101, K.2012/23770 sayılı kararla başvurucu Günay Caferoğlu’nun davasına ilişkin olarak ise; “… Davacı, 1989 yılında Bulgaristan’dan zorunlu göçe tabi tutularak Türkiye’ye geldiğini, Devlet Başkanlığı’nın hazırladığı göçmen evleri projesi kapsamında borçlanarak konut satın aldığını, bu amaçla 000 TL peşinat ödediğini, daha sonra aralarında sözleşme düzenlendiğini, peşin ödediği paranın konut maliyet bedelinden mahsup edilmediğini ileri sürerek bu ödemenin güncelleştirilmiş değerinin tahsilini istemiş; davalı ise, peşin olarak yatırılan paranın mahsubunun yapıldığını, davacının talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece dairemiz bozması üzerine verdiği kararında mahsubun yapılmadığı gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Toplanan delillerden ve dosya kapsamından taraflar arasında sözleşme kurulmadan önce davacının konut edinmek amacıyla davalı hesabına bir kısım paralar yatırdığı, daha sonra davacıyla dava dışı Emlak bankası arasında yapılan sözleşmeyle borcun takside bağlandığı, sözleşmede mahsup konusunda hüküm bulunmasa da taksit tutarlarının tamamının ödendiği konusunda ihtilaf yoktur. İhtilaf önceden peşin olarak yatırılan 000 TL nın mahsubunun yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Yine dosya kapsamından açıkça anlaşılacağı üzere göçmen konutlarının yapım ve temini işini dava dışı Devlet Bakanlığı ile Emlak Bankası üstlenmiş, geçen zaman içerisinde de bu konutların yapım işi davalı TOKİ ye devredilmiş, Emlak Bankası da dava dışı Ziraat Bankasına devredilmiştir. Devlet Bakanlığı kredi temin işini üstlenen Emlak Bankasına 1993tarihinde yazdığı yazısında “Her ne şekilde olursa olsun, soydaşların konut için yatırdıkları peşinatların borç miktarından düşülmesi ve bakiye üzerinden borçlandırılmaları” talimatını vermiş; daha sonra aynı bankaya 1997 tarihinde yazdığı yazı ile de yatırılan peşinatların mahsup edilip edilmediğini sormuştur. Emlak Bankası ise 1997 günlü cevabi yazısında proje kapsamında ülke çapında 21556 kişinin konut sahibi olduğunu, 6629 kişinin peşinatlarının kesin borçlandırma işlemleri aşamasında peşinatlarının mahsup edileceğini, bunların dışında kalan kişilerin tamamının peşinatlarının borçlarından mahsup edildiğini bildirmiştir. Yine aynı Bakanlık 1999 tarihli yazısında soydaşlara yapılacak geri ödemelerin mutlaka banka cüzdanlarına işlenmesini bildirmiştir. Emlak Bankasının Ziraat Bankasına devrinden sonra Devlet Bakanlığı Ziraat Bankasına yazdığı 2002 tarihli yazısında Kestel’de hak sahiplerine konutlarının teslim edildiğini, işin başında yatırılan peşinatlarında maliyet hesabından tenzil edildiği belirtilmiş; bu yazı esas alınmak suretiyle Halk Bankasının bireysel krediler daire başkanlığının Garajlar şubesine yazdığı 2003 tarihli yazısında Devlet Bakanlığının 2002 tarihinde Kestel’de inşa edilen 2064 göçmen konutunun kesin borçlandırılmasının talimata bağlandığı, 2003 tarihi itibariyle hesaplanan ilave borçlanma tutarlarının yazı ekinde tablo halinde gösterildiği, çok cuzi olan borçlanma tutarlarının bu tarih itibariyle hesaplara borç kaydedildiği, bunların tahsil edilmesinin gerektiği İTFA planı ve ANÜFE tablolarında bir değişiklik olmayacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan dairemiz incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ve aynı konuda Ankara Tüketici Mahkemesinde açılan 2010/107 esas ve 2011/114 esas sayılı dosyaların davacıları banka hesap cüzdanlarını, hesap cüzdanlarının suretlerini dosyaya ibraz etmişler, hesap cüzdanlarının incelenmesinden de gerekli mahsubun yapıldığı gözlemlenmiştir. Yukarıda özetlenen gerek Devletin resmi kurumları arasındaki yazışmalardan, gerek hak sahiplerine ait liste başlıklı belge kapsamından ve gerekse aynı nedenlerle açılan ve reddedilip, dairemizin incelenmesinden de geçmek suretiyle kesinleşen dosya kapsamlarından da açıkça anlaşılacağı gibi davacının peşin ödediği paranın mahsubunun yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.” şeklindeki gerekçeyle bozma kararı vermiştir. Bireysel başvurulara konu olan bu davalar Ankara Tüketici Mahkemesi ile Bursa Tüketici Mahkemelerinde görülmüş, bozma kararlarının tümüne uyulmuş ve bunun sonucunda başvurucularca açılan davaların tümü reddedilmiştir. Başvurucu Hasan Çalışkan’ın açtığı davada ise Bursa Tüketici Mahkemesi, herhangi bir bozma kararı olmaksızın açılan davayı doğrudan reddetmiştir. Başvuruculardan Seyitahmet Seçkin, Günay Caferoğlu ve Hasan Çalışkan’ın Bursa Tüketici Mahkemesinde görülen davalarında verilen kararın gerekçesi şöyledir: “Bilirkişi … ../../… tarihli raporunda özetle; … davacının borçlandığı bedel ile konut maliyet bedelinin aynı olduğu, konut bedeline mahsup edilmek üzere yatırmış olduğu … TL’nin konut bedelinden mahsup edilmediği yolunda görüş bildirilmiştir. Dosya içinde yer alan belgelerden, konut maliyet bedeline ilişkin kesin bir rakam bulunmamaktadır. Bilirkişi tarafından konut maliyet bedeli hesaplamasında, dosya içerisinde örneği yer alan Tuğrul Balaban imzalı 1993 tarihli "Bursa/Kestel Göçmen Konutları Daire Maliyet İcmali" başlığını taşıyan belge esas alınmıştır. Ancak bu belgenin "not" kısmında "Konutların yaklaşık daire maliyetleri süre uzatım komisyonu il kararı göz önüne alınarak düzenlenmiş olup, söz konusu konutları kesin inşaat ve daire maliyetleri kesin hesaptan sonra belirlenecektir" ifadesine yer verilmiştir; yani bilirkişi tarafından rapora esas alınan maliyet hesabı kesin hesap değildir. Ancak, yine örneği dosya içerisinde yer alan Emlak Bankası tarafından "Devlet Bakanlığı Sn. Orhan Kilercioğlu" başlığını taşıyan 1993 tarih 1584 sayılı yazıda "Ancak sözkonusu konutlar için Bankamızca yapılan tespitler çerçevesinde projeye Avrupa İskan Fonu Kaynaklarından alt ve üst yapı için istihkak bedelleri ile komisyonlar dahil 559,286 TL ödeme yapılmış olup, bu tutarların 1994 tarihine kadar faizi 535,038 TL olarak hesaplanmıştır. Buna göre fiili ödeme tutarı 094,324 TL'ye ulaşmıştır. Ayrıca halen ödenmemiş 675,276 TL'nin de ödenmesiyle projeye sağlanan finansman tutarı 769,600 TL'ye ulaşmakta ve birim konut bedeli ortalama 7 milyon TL olmaktadır. Bu tutara söz konusu projeye Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu'ndan sağlanarak ödenmiş olan 720,391 TL'den (faizsiz) konut başına düşen 11,8 milyon TL'ninde ilavesiyle ortalama beher konut bedeli 98,5 milyon TL'ye baliğ olmaktadır" denilmektedir. Bu yazı, bilirkişi tarafından konut maliyet bedeli esas alınan 1993 tarihli maliyet icmalinden sonra düzenlenmiştir. Dolayısıyla konut maliyet hesabında, bu yazıda belirtilen rakamın esas alınması gerekir. Bu yazıya ekli "Maliyet İcmali" başlıklı hesap tablosunda "Fiilen Yapılan Ödemeler" başlıklı hesaplamada Üstyapı Maliyet Bedelinin faizi ile birlikte toplam 209,00 TL, Altyapı Maliyet Bedelinin faizi ile birlikte toplam 826,00 TL, Müşavirlik Bedelinin faizi ile birlikte toplam 891,00 TL, Banka Hizmeti Bedelinin 622,00 TL, Hazine Komisyonunun 766,00 TL olmak üzere toplam 324,00 TL olduğu, "Yapılacak Ödemeler" başlıklı hesaplamada ise, Üst yapı Bedeli olarak 362,00 TL, Alt yapı Bedeli olarak 331,00 TL, Nato Boru Hattı Bedeli olarak 227,00 TL, Müşavirlik Bedeli olarak 748,00 TL, Banka Hizmeti Bedeli olarak 972,188,00 TL, Hazine Bedeli olarak 920,00 TL, Arsa Bedeli olarak 500,00 TL olmak üzere toplam 276,00 TL ödenmesi gerektiği, fiilen yapılan ödemelerle, yapılması gereken ödemeler toplamının 600,00 TL olduğu, buna Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonun’dan sağlanan 391,00 TL eklendiğinde daire başına oluşan maliyetin toplam 061,00 TL olduğu belirtilmiştir. Bu hesaplamadan açıkça anlaşılacağı gibi şerefiye bedeli dahi hesaplanmaksızın davacıya satılan konutun bedeli 98,5 milyon TL'dir. Davacının … TL borçlanmış olması dikkate alındığında, borçlanılan bedel, konut maliyet bedeli olan 98,5 milyon TL'nin altında kalmaktadır. Bu durumda, davacının yatırmış olduğu … TL'nin konut maliyet bedeline mahsup edilmediğinin kabulüne imkan bulunmamaktadır; dolayısıyla davalının sebepsiz zenginleştiğinden de söz edilemez. Bu nedenle, aksi yöndeki bilirkişi raporuna itibar edilmemiş, bozma kararı da dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine…” Başvuruculardan Mehmet Karakaş’ın Ankara Tüketici Mahkemesinde görülen davasında, Mahkeme kararında başvurucunun yatırdığı 50 TL peşinat konusunda ihtilaf bulunmadığı, istenen bilirkişi raporlarında başvurucunun belirttiği miktarı istemekte haklı olduğu yönünde Mahkemeye görüş bildirildiği belirtilmiştir. Mahkeme kararının devamında Yargıtayın vermiş olduğu bozma kararına, Yargıtayın Pursaklar projesiyle ilgili bir içtihadına ve dosyada bulunduğu belirtilen Emlak Bankası Genel Müdürlüğünün Devlet Bakanlığına yolladığı 31/12/1997 tarihli yazıya aynen yer verilmiş ve yine Devlet Bakanlığının T. Ziraat Bankası A.Ş.ye hitaben 24/5/2002 tarihli yazı ile “… Konut sahibi olmak üzere işin başında yatırılan 000 TL bedel maliyet hesabından tenzil edilmiştir.” şeklinde yazışmanın bulunduğu ifade edilerek dava ekonomisi ve yargılamanın hızlandırılması nedeniyle yeni bir ek rapor alınmasının dosyaya fazla bir katkısı olmayacağı düşüncesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Başvurucuların yukarıda belirtilen kararları temyiz etmeleri üzerine Yargıtay Hukuk Dairesi değişik tarihli ilamlarıyla İlk Derece Mahkemelerince verilen kararları onamıştır. Karar düzeltme yolu açık olanlar yönünden karar düzeltme talebi hakkındaki istemler de reddedilmiş, nihai kararlar başvurucuların vekillerine 5/11/2013 ile 17/11/2014 tarihleri arasında tebliğ edilmiştir. Başvurucular süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.B. İlgili Hukuk 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.” 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Asıl borç tediye ile veya sair bir surette sakıt olduğu takdirde kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur.” 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Asıl borç ifa ya da diğer bir sebeple sona erdiği takdirde, rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak ve borçlar da sona ermiş olur.” 23/2/1995 tarihli ve 4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılır. Tüketici mahkemelerinin yargı çevresi, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.Tüketici mahkemeleri nezdinde tüketiciler, tüketici örgütleri ve Bakanlıkça açılacak davalar her türlü resim ve harçtan muaftır. Tüketici örgütlerince açılacak davalarda bilirkişi ücretleri, 29 uncu maddeye göre kaydedilen bütçede öngörülen ödenekten Bakanlıkça karşılanır. Davanın, davalı aleyhine sonuçlanması durumunda, bilirkişi ücreti 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre davalıdan tahsil olunarak 29 uncu maddede düzenlenen esaslara göre bütçeye gelir kaydedilir. Tüketici mahkemelerinde görülecek davalar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun Yedinci Babı, Dördüncü Faslı hükümlerine göre yürütülür.”