Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/1646 E. , 2024/2606 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/1646 Karar No : 2024/2606 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Mermer San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Konya İli, Akşehir İlçesi sınırl…
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/1646 E. , 2024/2606 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/1646 Karar No : 2024/2606 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Mermer San. Tic. Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Konya İli, Akşehir İlçesi sınırları dahilinde uhdesinde bulunan S:… sayılı II(b) grubu mermer işletme ruhsat sahasıyla ilgili olarak, daimi nezaretçi defterinin düzgün tutulmaması sebebiyle 31.054,00 TL, faaliyeti durdurulan sahada üretim faaliyetinde bulunulması sebebiyle de 77.632,00 TL olmak üzere toplamda 108.687,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü'nün … tarih ve E… sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Mahkemelerinin 04/03/2020 tarihli ara kararı üzerine davalı idarece gönderilen 19/03/2020 tarihli cevabi yazı ekinde yer alan daimi nezaretçi defterine ait sayfalar incelendiğinde; defterin yasal sürelere uyulmadan ve düzensiz şekilde doldurulduğu, ayrıca davalı idarenin … tarih ve E… sayılı yazısı ile davacıya sahada işletme güvenlik tedbirlerinin alınmasına ilişkin verilen 6 aylık sürede; Y:382200, X:4269020 koordinatı civarında bulunan ocakta basamaklandırma çalışmalarının yapılmadığı tespit edildiğinden ruhsat sahasındaki üretim ve sevkiyat faaliyetlerinin durdurulduğu tebliğ edilmişse de, daimi nezaretçi defterinin 04/07/2018 tarihli sayfasında blok mermer üretim beyanının olduğu ve ocak içerisinde yakın zamanda kesildiği düşünülen mermer bloklarının bulunduğunun tespit edildiği, idari para cezasına esas alınan fiillerin 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleştiği ve idarece denetimin 2018 yılında yapıldığı, buna rağmen davalı idarece verilen idari para cezalarının miktarı belirlenirken işlemin tesis edildiği 2019 yılı güncel ceza tutarlarının dikkate alındığı, bu durumda, Akşehir 2. Noterliği'nin … tarih ve No:… noter onaylı daimi nezaretçi defteri için, cezaya esas alınan fiilin ilk olarak vücut bulduğu 2017 yılında geçerli olan 21.925,00 TL miktar üzerinden; sahada faaliyetin durdurulmasına rağmen, daimi nezaretçi defterinden de anlaşılacağı üzere en son 04/07/2018 tarihinde blok mermer üretim faaliyetinde bulunulması sebebiyle verilen cezaya ilişkin olarak ise, fiilin vücut bulduğu 2018 yılında geçerli olan 62.743,00 TL miktar üzerinden idari para cezalarının hesaplanması gerekmekte iken, işlemin tesis edildiği tarih olan 2019 yılı için geçerli güncel tutarlar üzerinden hesaplanarak davacının toplamda 108.687,00-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince teknik personel tarafından 16-18/08/2018 tarihleri arasında mahallinde yapılan incelemede, faaliyeti durdurulmuş olan ruhsat sahasında rödovansçı … Mer. Mad. Nak. İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından üretim faaliyetinde bulunulduğunun ve daimi nezaretçi defterinin 25/04/2017-01/08/2018 tarihleri arasında yasal sürelere uyulmadan tutulduğunun tespit edildiği, 3213 sayılı Kanunun Ek 15. maddesi kapsamında rödövansçı şirket hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurunda bulunulduğu, öte yandan 3213 sayılı Kanunun 10. maddesi gereğince daimi nezaretçi defterinin imzalanması, muhafazası ve düzenli tutulması yükümlülüğünün ruhsat sahibine ait olduğu, rödövans sözleşmesinin varlığının davacının Maden Kanunu'ndan kaynaklı yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacağı, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, faaliyetleri durdurulan maden sahasında üretim faaliyetlerinde bulunulduğu ve daimi nezaretçi defterinin düzgün tutulmadığının tespit edilmesi üzerine ruhsat sahibi olan davacı şirkete idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir. Dava konusu olayda, yaptırıma konu fiillerin rödövansçı şirket tarafından işlendiği hususu idare tarafından tespit edilmiş ve davalı idare savunmasında da, rödövans sözleşmesinin 22/04/2013 tarihinde Genel Müdürlüğe sunulduğu ve maden sicil kayıtlarına şerh edildiği belirtilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" düzenlemesine; üçüncü fıkrasında da, "ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" düzenlemesine yer verilerek suç ve cezaların kanuniliği esası benimsenmiş, yedinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun evrensel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Dolayısıyla bu ilke kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesini de kapsamaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de, ''.fıkra, ceza sorumluluğunun 'şahsî' olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılamayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukuna yerleşmiş ve 'kusura dayanan ceza sorumluluğu' ilkesine dahil, terki mümkün olmayan bir temel kuraldır." denilmektedir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir. Dava konusu işlemin dayanağı olan 3213 sayılı Kanunun 10. maddesinin 6. fıkrasında ve aynı maddenin 7. fıkrasında ''ruhsat sahiplerine'' ibarelerine yer verilmiş ise de, ruhsat sahibine ifadesinin, rödövans usulü ile işletilen sahalarda, "suç ve cezaların şahsiliği" ilkesi uyarınca rödövansçı olarak değerlendirilmesi ve rödövansçı hakkında idari para cezası verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, 3213 sayılı Maden Kanununun "İşletme faaliyeti" başlıklı 29. maddesinin 1. fıkrasında, "İşletme faaliyeti, projesine ve bu Kanunun ilgili hükümlerine göre yürütülür. İşletme projesine aykırı faaliyette bulunulduğunun tespit edilmesi hâlinde, projeye uygun faaliyette bulunulması için ruhsat sahibine altı aya kadar süre verilir. Bu süre sonunda projeye uygun faaliyette bulunulmaması hâlinde 50.000 TL idari para cezası verilerek üretim faaliyeti durdurulur. Ancak, projeye aykırı faaliyetlerin işletme açısından tehlikeli olduğunun tespit edilmesi hâlinde tehlikeli durum giderilinceye kadar üretim faaliyetleri doğrudan durdurulur." düzenlemesine yer verilmiş, işlem tarihinde yürürlükte bulunan 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği'nin "Daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları" başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin uygunluğunu denetlemek, (d) bendinde de, ruhsat alanı içerisinde hazırlık, üretim ve tüm işletme faaliyetlerinin işletme projesine uygun yürütülmesini sağlamak daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmış olup, aynı maddede daimi nezaretçiye işletme güvenliğini sağlamaya yönelik görev, yetki ve sorumluluklar da verilmiştir. 3213 sayılı Kanunun Ek 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Maden Kanunu'nda yer verilen düzenleme çerçevesinde, rödövans sözleşmesine dayanılarak yürütülen madencilik faaliyetlerinden doğacak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili rödövansçının sorumluluğu bulunmaktadır. Olayda, maden sahasındaki faaliyetlerin durdurulmasının sebebi 3213 sayılı Kanunun 29/1. maddesi kapsamında işletme güvenlik tedbirlerinin alınmasına ilişkin verilen 6 aylık sürede basamaklandırma çalışmalarının yapılmadığına ilişkin davalı idare görevlilerince yapılan tespit olup, bu durum iş güvenliği ile ilgilidir. Daimi nezaretçi defterinin usulüne uygun şekilde tutulması da iş sağlığı ve güvenliğini ilgilendirmektedir. Bu durumda, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olduğu anlaşılan fiillerden dolayı Maden Kanunu'na göre rödövansçı şirketin sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, maden sahasında rödövansçı tarafından işlenen fiiller sebebiyle rödövansçının sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiğinden, ruhsat sahibi hakkında tesis edilen idari para cezalarında hukuka uygunluk görülmemiş olup, dava konusu işlemin bu gerekçe ile iptali gerekmektedir. O halde, temyizen incelenen karar sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, Konya Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın yukarıda belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı kesin olarak karar verilmiş ise de dava konusu uyuşmazlığın maden mevzuatından kaynaklandığı anlaşıldığından, kararın temyize açık olduğuna karar verilerek işin esasına geçildi. İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Konya İli, Akşehir İlçesi sınırları dahilinde davacı şirketin uhdesinde bulunan S:… sayılı II(b) grubu mermer işletme ruhsat sahasında, davalı idare ekiplerince 16-18/08/2018 yılı içerisinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen … tarih ve … sayılı mahallinde tetkik raporunda; … tarihli ve … sayılı noter onaylı daimi nezaretçi defterinin, 25/04/2017-01/08/2018 tarihleri arasında düzensiz olarak (yasal sürelere uyulmadan) tutulduğu; ayrıca ruhsat sahibine yazılan … tarih ve E… sayılı yazıda özetle, ''S:… sayılı ruhsat sahasında, üretim faaliyetlerinin durdurulmasına sebep olan durumların düzeltilmesi ve/veya işletme güvenliğine yönelik faaliyetlerin dışında üretim faaliyetinde bulunulması halinde, 27/03/2018 tarih ve 30373 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7103 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile 3213 sayılı Maden Kanunu'na ilave edilen Ek-15. maddede yer alan; 'Bu Kanun kapsamında işletme izni veya Bakanlıkça şerh edilmiş rödovans sözleşmesi olmaksızın mücavirdeki sahalara taşmalar hariç olmak üzere, maden ocağı açılması, maden üretilmesi veya faaliyetleri durdurulmuş maden sahalarında üretim faaliyetlerinin durdurulmasına sebep olan durumların düzeltilmesi ve/veya işletme güvenliğine yönelik faaliyetlerin dışında üretim faaliyetinde bulunulması fiillerini işleyenlere üç yıldan beş yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası verilir. Bu suçlardan hüküm giyenler, infazın tamamlanmasından itibaren on yıl boyunca madencilik faaliyeti yapamazlar.' hükmüne göre de işlem yapılacağı hususu belirtilmişse de, daimi nezaretçi defterinde son olarak 04/07/2018 tarihinde blok mermer üretim beyanının olduğu, ocak içerisinde yakın zamanda kesildiği düşünülen mermer bloklarının bulunduğu'' tespit edilmiştir. Bu rapora istinaden davacı şirkete, daimi nezaretçi defterini düzenli tutmadığı gerekçesiyle Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 6. fıkrası uyarınca 31.054,00-TL idari para cezası, Genel Müdürlükçe faaliyeti durdurulan sahalarda üretim faaliyetinde bulunulduğu ve haksız surette hak iktisap edildiği gerekçesiyle aynı maddenin 7. fıkrası uyarınca 77.632,00-TL idari para cezası olmak üzere toplamda 108.687,00-TL idari para cezası tesis edilmiştir. Bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca 77.632,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 10/6. maddesi uyarınca 31.054,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 6. fıkrasının 28/02/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki halinde; "Daimi nezaretçinin, atandığı ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir şekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine kaydetmesi zorunludur. Aksi taktirde daimi nezaretçi uyarılır. İkinci kez aynı ruhsat ile ilgili olarak bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda daimi nezaretçi hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanır. Daimi nezaretçi defterini, daimi nezaretçi ile ruhsat sahibi veya vekili imzalar. Defterin ibraz edilmemesi veya düzenli tutulmaması hâlinde, ruhsat sahibine 20.000 TL idari para cezası verilir." hükmü yer almaktadır. 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Maden Yönetmeliğinin, daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumluluklarını düzenleyen 125. maddesinin (f) bendinde; daimi nezaretçinin, atandığı ve sorumlu olduğu işletmenin faaliyetlerinin projeye uygunluğunu işletme faaliyetinde bulunulan her gün inceleyerek tespitlerini ve önerilerini daimi nezaretçi defterine en az haftada bir kaydetmek zorunda olduğu, bu süre içerisinde işletmede yeni bir durumun ortaya çıkması halinde bu hususun aynı gün deftere kaydedileceği kuralına yer verilmiştir. İdare Mahkemesince, Akşehir 2. Noterliği'nin … tarih ve No:… noter onaylı daimi nezaretçi defteri için, cezaya esas alınan fiilin ilk olarak vücut bulduğu 2017 yılında geçerli olan 21.925,00 TL miktar üzerinden idari para cezasının hesaplanması gerektiği gerekçesi ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Ancak, daimi nezaretçi defterinin 25/04/2017-01/08/2018 tarihleri arasında yasal sürelere uyulmadan tutulduğu tespit edilmiş olup, Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesinde yer verilen kabahatin, failin icraî veya ihmali davranışı gerçekleştirdiği zaman işlenmiş sayılacağı ve neticenin oluştuğu zamanın, bu bakımdan dikkate alınmayacağı düzenlemesi gereğince, temadi eden durumun 01/08/2018 tarihinde sona erdiği dikkate alındığında eylemin gerçekleştiği tarihin 2018 yılı olarak kabul edilmesi ve eylemin gerçekleştiği tarih olan 2018 yılı için öngörülen ceza miktarının davacıya uygulanması gerekmektedir. Yani, her ne kadar İdare Mahkemesince, fiilin 2017 yılında gerçekleştiği belirtilmiş ise de, fiilin gerçekleştiği tarihin 2018 yılı olduğu ve davacıya 2018 yılı karşılığı olan idari para cezası verilmesi gerekirken, dava konusu işlem tarihi olan 2019 yılı için yeniden değerleme oranında güncellenen değerler üzerinden idari para cezalarının kesildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan ceza tutarı dikkate alınmak suretiyle verilen dava konusu idari para cezasında hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptaline dair karara yönelik istinaf isteminin reddine karar veren Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. … Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının; a) Dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 10/7. maddesi uyarınca … -TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının ONANMASINA; b) Dava konusu işlemin Maden Kanunu'nun 10/6. maddesi uyarınca …-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 07/05/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X) - 3213 sayılı Maden Kanunu'nun "İşletme faaliyeti" başlıklı 29. maddesinin 1. fıkrasında, "İşletme faaliyeti, projesine ve bu Kanunun ilgili hükümlerine göre yürütülür. İşletme projesine aykırı faaliyette bulunulduğunun tespit edilmesi hâlinde, projeye uygun faaliyette bulunulması için ruhsat sahibine altı aya kadar süre verilir. Bu süre sonunda projeye uygun faaliyette bulunulmaması hâlinde 50.000 TL idari para cezası verilerek üretim faaliyeti durdurulur. Ancak, projeye aykırı faaliyetlerin işletme açısından tehlikeli olduğunun tespit edilmesi hâlinde tehlikeli durum giderilinceye kadar üretim faaliyetleri doğrudan durdurulur." düzenlemesine yer verilmiş, işlem tarihinde yürürlükte bulunan 21/09/2017 tarih ve 30187 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Maden Yönetmeliği'nin "Daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları" başlıklı 125. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili alınan tedbirlerin uygunluğunu denetlemek, (d) bendinde de, ruhsat alanı içerisinde hazırlık, üretim ve tüm işletme faaliyetlerinin işletme projesine uygun yürütülmesini sağlamak daimi nezaretçinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmış olup, aynı maddede daimi nezaretçiye işletme güvenliğini sağlamaya yönelik görev, yetki ve sorumluluklar da verilmiştir. 3213 sayılı Kanunun Ek 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Maden ruhsat sahiplerinin, ruhsat sahalarının bir kısmında veya tamamında üçüncü kişilerle yapmış oldukları rödövans sözleşmelerinde, bu alanlarda yapılacak madencilik faaliyetlerinden doğacak İş Kanunu, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili idari, mali ve hukuki sorumluluklar rödövansçıya aittir. Ancak bu durum ruhsat sahibinin Maden Kanunundan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmaz." düzenlemesine yer verilmiştir. Rödövans sözleşmesine dayanılarak yürütülen madencilik faaliyetlerinden doğacak iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili rödövansçının sorumluluğu bulunmaktadır. Olayda, maden sahasındaki faaliyetlerin durdurulmasının sebebi 3213 sayılı Kanunun 29/1. maddesi kapsamında işletme güvenlik tedbirlerinin alınmasına ilişkin verilen 6 aylık sürede basamaklandırma çalışmalarının yapılmadığına ilişkin tespit olup, bu durum iş güvenliği ile ilgilidir. Daimi nezaretçi defterinin usulüne uygun şekilde tutulması da iş sağlığı ve güvenliğini ilgilendirmektedir. Bu durumda, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili olduğu anlaşılan fiillerden dolayı Maden Kanunu'na göre rödövansçı şirketin sorumluluğunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlığa konu olayda, ruhsat sahibi olan davacıya isnat edilen fiil yönünden "tipiklik" şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, davacı hakkında tesis edilen işlemde bu gerekçe ile hukuka uygunluk, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf isteminin reddine dair kararda ise sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY : (XX)- Davacı tarafından dava konusu işleme dayanak olan 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 6. fıkrasında yer alan ''ruhsat sahibine'' ibaresi ile aynı maddenin 7. fıkrasında yer alan ''ruhsat sahiplerine'' ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla somut norm denetimi için dosyanın Anayasa Mahkemesi'ne gönderilmesi istenilmiştir. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 10. maddesinin 6. fıkrasının 28/02/2019 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7164 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmadan önceki halinde; "Daimi nezaretçinin, atandığı ruhsat sahasındaki faaliyetleri düzenli bir şekilde denetleyerek tespit ve önerilerini daimi nezaretçi defterine kaydetmesi zorunludur. Aksi taktirde daimi nezaretçi uyarılır. İkinci kez aynı ruhsat ile ilgili olarak bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda daimi nezaretçi hakkında beşinci fıkra hükümleri uygulanır. Daimi nezaretçi defterini, daimi nezaretçi ile ruhsat sahibi veya vekili imzalar. Defterin ibraz edilmemesi veya düzenli tutulmaması hâlinde, ruhsat sahibine 20.000 TL idari para cezası verilir." hükmüne, aynı maddenin yedinci fıkrasında; "Gerçek dışı veya yanıltıcı beyanda bulunmak suretiyle Kanun hükümlerinin uygulanmasını engelleyen ve/veya haksız surette hak iktisap eden ruhsat sahiplerine 50.000 TL idari para cezası verilir. Bu fıkranın ikinci kez ihlâli halinde bir önceki ceza katlanarak uygulanır. İlk tespit tarihinden itibaren üç yıl içinde madde hükümlerinin üç kez ihlâl edildiğinin tespiti hâlinde ruhsat iptal edilir." hükmüne; aynı maddenin 8. fıkrasının (d) alt bendinde ise, ''Genel Müdürlükçe faaliyeti durdurulan sahalarda üretim faaliyetinde bulunulması, sahanın güvenli hale getirilmesi ile ilgili faaliyetler sonucunda üretilen madenin ve/veya faaliyetler durdurulmadan önce üretilmiş stoktaki madenin Genel Müdürlükten izin alınmadan sevk edilmesi, (...) haksız yere hak iktisabı sayılır. Haksız yere hak iktisabına imkan veren bu hususlarla ilgili yapılmış beyanlar da gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlar olarak kabul edilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz" düzenlemesine; üçüncü fıkrasında da, "ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur" düzenlemesine yer verilerek suç ve cezaların kanuniliği esası benimsenmiş, yedinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunun şahsi olduğu belirtilerek, herkesin kendi eyleminden sorumlu tutulacağı, başkalarının suç oluşturan eylemlerinden dolayı cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun evrensel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılmamasıdır. Diğer bir anlatımla, bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulmamasıdır. Dolayısıyla bu ilke kusursuz suç ve ceza olmaz ilkesini de kapsamaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinin yedinci fıkrası ile ilgili gerekçede de, ''.fıkra, ceza sorumluluğunun 'şahsî' olduğu; yani failden gayri kişilerin bir suç sebebiyle cezalandırılamayacağı hükmünü getirmektedir. Bu ilke dahi ceza hukukuna yerleşmiş ve 'kusura dayanan ceza sorumluluğu' ilkesine dahil, terki mümkün olmayan bir temel kuraldır." denilmektedir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tâbidir. Bu kapsamda, cezaların şahsiliği ilkesi gereğince, idari para cezasına konu olan fiil kim tarafından işlenmiş ise, ceza sorumluluğunun da o kişiye ait olması gerekmektedir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi de “belirlilik”tir. Hukuk devletinde kişiler ve idare için kanuni düzenlemelerin açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, kamu otoritelerinin keyfî işlemlerine karşı koruyucu önlemler içermesi gerekliliği hukuki güvenliği de sağlayacaktır. Bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olması ile birlikte hem bireylerin eylem ve işlemlerinde devlete güven duymalarını hem de devletin kanuni düzenlemelerinde söz konusu güven duygusunu zedelemekten kaçınmasını gerektirir. 3213 sayılı Kanunun 10. maddesinin 6. fıkrasında yer alan ''ruhsat sahibine'' ibaresi ile aynı maddenin 7. fıkrasında yer alan ''ruhsat sahiplerine'' ibarelerine yer verilmiş olup, söz konusu düzenlemelerde, rödövans usulü ile işletilen maden sahalarında maddede belirtilen söz konusu fiillerden sorumluluğun rödövansçıya ait olduğunu belirtir şekilde düzenleme yapılması gerekir iken bu yönde bir düzenlemeye yer verilmemesi eksik düzenleme niteliğindedir. Bu durumda, 3213 sayılı Kanunun 10. maddesinin 6. fıkrasında yer alan ''ruhsat sahibine'' ibaresi ile aynı maddenin 7. fıkrasında yer alan ''ruhsat sahiplerine'' ibareleri Anayasa'nın 2. ve 38. maddelerine aykırılık oluşturulduğundan Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması gerektiği görüşü ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.