1. Ceza Dairesi 2013/6327 E. , 2014/1747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İhmali davranışla öldürme, taksirle ölümü neden olma HÜKÜM : 1- Sanık ... için; 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2. maddeleri ile CMK.nun 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı uyarınca kamu davasının düşürülmesine, 2- Sanık ... (...) için; CMK.nun 223/2-b. maddesi gereğince beraatına dair. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Oluşa ve dosya içeriğine göre; suç tarihi olan 16.10.2005 tarihinde sanık ...’ın
**1. Ceza Dairesi 2013/6327 E. , 2014/1747 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : İhmali davranışla öldürme, taksirle ölümü neden olma HÜKÜM : 1- Sanık ... için; 765 sayılı TCK.nun 102/4. ve 104/2. maddeleri ile CMK.nun 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen zamanaşımı uyarınca kamu davasının düşürülmesine, 2- Sanık ... (...) için; CMK.nun 223/2-b. maddesi gereğince beraatına dair. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Oluşa ve dosya içeriğine göre; suç tarihi olan 16.10.2005 tarihinde sanık ...’ın Eleşkirt ilçesi Aydıntepe Jandarma Karakol Komutanlığında jandarma er, sanık ...'in ise Eleşkirt ilçesi Tahir Sağlık Ocağında doktor olarak görev yaptıkları, olay günü sanık ...’ın görev yaptığı jandarma karakoluna, ülkemiz sınırlarını yasa dışı geçerek gelen ve bir minibüse binip Yunanistan ülkesine gitmek için yola çıkan yabancı uyruklu şahıslar ve bu şahısları nakleden kişilerin yetki bölgelerinden geçmekte olduğunun ihbar edilmesi üzerine, sanık ...’ın içinde olduğu bir grup jandarma kuvvetinin minibüsün muhtemel geçiş güzergahında önlem aldığı, ihbarda belirtildiği gibi kapalı kasası bulunan minibüsün önlem alınan yere geldiği görülünce, öncelikle dur ihtarının yapıldığı ancak araç durmayıp hızla kaçarak uzaklaşmaya başlayınca sanık ...’ın minibüsün kaçmasını önlemek amacıyla sol arka ve ön tekerleklerine doğru görev silahı ile iki el ateş ettiği, mermilerden birinin sol arka tekerleğin 25 cm üst tarafına ve aracın kaportasına, diğerinin ise sol ön kapı alt kısmına isabet ettiği, sol arka tekerliğin üstüne isabet eden merminin kaportayı delerek o sırada kapalı kasa içerisinde diğer 44 vatandaşı ile birlikte oturmakta olan Pakistan uyruklu maktulün kalça bölümüne isabet ettiği, sonrasında aracın bir süre daha gittiği ancak sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi üzerine yoldan çıkarak durduğu, yapılan kontrollerde maktulün yaralandığının anlaşılması üzerine, saat 11:30 sıralarında sanık ...’in görev yaptığı sağlık ocağına getirildiği, sanığın, sağlık ocağının koşulları ve teknik malzeme yetersizliği nedeni ile maktulü Eleşkirt Devlet Hastanesine sevk ettiği, sevkinin henüz yapılmaması ve durumun acilyetine binaen hemen tıbbi müdahalede bulunarak maktule isabet eden mermiyi çıkarttığı ve vakit kaybedilmeksizin sevkinin yapılmasını istediği, sonrasında jandarma karakolunda bulunan diğer Pakistan uyruklu şahısların muayenesini yapmak üzere jandarma kuvvetleri ile birlikte karakola gittiği, burada adli muayene işlemlerini yaptıktan sonra saat 16:00 sıralarında yeniden sağlık ocağına döndüğü, maktulün belirlenemeyen nedenle halen sevkinin yapılmadığını görüp durumunun kötüleştiğini anlayınca bizzat müdahale edip hayata döndürmeye çabaladığı fakat maktulün aldığı mermi isabeti sonucu meydana gelen omurga kırığı ve omurilik parçalanması nedeni ile öldüğü, Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan raporlarda, sanık ...’in eylemleri ile maktulün ölümü arasında herhangi bir illiyet bağının bulunmadığı ile maktulün tam teşekküllü hastaneye sevkinin ve sanığın maktule yaptığı tıbbi müdahalelerin tıp kurallarına uygun olduğunun belirtildiği olayda; sanık ...’in üzerine atılı görevi kötüye kullanma ve ihmal suretiyle öldürme suçunun tarihinin 16.10.2005 olup, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın dava zaman aşımı hükümlerini düzenleyen 66 ve 67. Maddeleri uyarınca, zamanaşımının dolmadığı anlaşılmakla; mahkemenin suç tarihini 16.05.2005 olarak kabul ederek dava zamanaşımı süresinin dolduğunu kabul etmesi hatalı ise de; bu sanık yönünden açılan kamu davasında yapılan yargılamada sonuç olarak kurduğu beraat hükmünde ve sanık ... yönünden eylemini taksirle öldürme olarak nitelendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, tebliğnamenin yetersiz gerekçe ile hüküm kurulduğuna yönelen ve bozma öneren düşüncesi benimsenmemiştir. 2- Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmü ile sanık ... hakkında kurulan düşme hükmüne yönelik olarak Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine yapılan temyiz incelemesinde; Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ... hakkında maktul ...’i taksirle öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun suç niteliğini tayin, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma ve maktul ... ihmal suretiyle öldürme suçundan açılan kamu davasında elde edilen delillerin hükümlülüğüne yeter derece ve nitelikte bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bozma nedeni dışında bir isabetsizlik bulunmadığından, Cumhuriyet Savcısının sanık ... yönünden suçun niteliğine, sanık ... yönünden üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunun sübuta ermekle birlikte gerçekleşen dava zamanaşımı nedeni ile davanın düşmesine karar verilmesi gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle; A) Sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak ONANMASINA; B) Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden; a) Suç tarihinin 16.10.2005 tarihi olup, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın dava zamanaşımı hükümlerini düzenleyen 66 ve 67. maddeleri ve taksirle öldürme suçunu düzenleyen TCK’nın 85. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilmeksizin; suç tarihinin hatalı şekilde 16.05.2005 olarak belirlenmesi ve buna göre 01.06.2005 tarihinde yürürlükten kalkan 765 sayılı TCK’nın dava zamanaşımını düzenleyen hükümleri uyarınca açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeni ile düşmesine karar verilmesi; b) Gerekçeli hükmün başlığına suç tarihinin, “16.10.2005” yerine “16.05.2005” olarak, sanık ...’ın soyadının, “” yerine “Selçuuk” olarak yazılması ve sanık ...’ın nüfusa kayıtlı olduğu yer bilgilerinin belirtilmemesi suretiyle CMK'nın 232.maddesine aykırı davranılması; Bozmayı gerektirmiş olup, Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi BOZULMASINA; 19.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.