11. Hukuk Dairesi 2013/8301 E. , 2013/22353 K. "" MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2012/51-2012/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe,…
**11. Hukuk Dairesi 2013/8301 E. , 2013/22353 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.12.2012 tarih ve 2012/51-2012/229 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 2010/09120 nolu "Kiel" ibareli marka tescil başvurusunun davalı TPE tarafından 556 s. KHK'nin 7/1-b maddesi uyarınca reddedildiğini, müvekkili itirazlarının ise YİDK'ca redde mesnet olan 2003-02022 sayılı "kiel" ibareli marka ile aynı olması 2003-02022 sayılı marka hükümsüzlüğüne ilişkin mahkeme kararının kesinleşmemiş olması nedeni ile reddedildiğini, ancak YİDK kararının yasaya aykırı olduğunu, kiel markası üzerindeki gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, redde mesnet markanın Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2008-645 Esas sayılı dosyasında hükümsüzlüğüne karar verildiğini, gerçek hak sahipliği konusunda tereddüt olmamasına rağmen YİDK'nın hükümsüzlük kararının itirazın incelendiği tarihte kesinleşmediği ve hükümsüzlük kararının sonucunu beklemek gibi zorunlulukları olamadığı gerekçesi ile itirazın reddinin anlaışılır gibi olmadığını, gerçek hak sahipliğinin şekli hak sahipliğinden üstün tutulamayacağını, TPE kötü niyetli tescili üstün tuttuğunu, tescile gerçek hak sahipliğinden bağımsız bir hak bahşettiğini, kiel markasını müvekkili şirketin 1945 yılından bu yana hem ticaret ünvanının bir parçası olarak hem de marka olarak aralıksız kullandığını ve sektöründe tanınmış bir marka olduğunu, ileri sürerek YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kurumun inceleme sırasındaki hukuki duruma göre karar vermesi gerektiği ve bekletici mesele yapma yükümlülüğü bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir.