6. Ceza Dairesi 2012/9555 E. , 2013/10 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : suç örgütü kurmak ve yönetmek, suç örgütüne üye olmak, yağma, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmedilen cezanın türü ve süresine göre, sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıy…
**6. Ceza Dairesi 2012/9555 E. , 2013/10 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : suç örgütü kurmak ve yönetmek, suç örgütüne üye olmak, yağma, tehdit HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmedilen cezanın türü ve süresine göre, sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla, 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi gereğince REDDİNE, I-Sanık ... hakkında suç örgütü kurmak ve yönetmek; sanıklar ..., ... ve ... hakkında suç örgütüne üye olmak suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde; Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; sanıklar ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA, II-Sanık ... hakkında yakınanlar ... ve ...'na yönelik yağma, yakınan ...'e yönelik tehdit; sanık ... hakkında yakınan ...'e yönelik yağma; sanıklar ... ve ... hakkında yakınan ...'e yönelik tehdit suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesine gelince; Yakınan ...'in 05.10.2010 tarihli oturumdaki ifadesinde, zararının 5 ay kadar önce sanık ...'in babası tarafından giderildiğini beyan ettiği, kovuşturma evresinin 02.07.2009 tarihindeki iddianamenin kabulü kararıyla başladığı dikkate alındığında, zararın kovuşturma aşamasında karşılandığı anlaşılmakla; hükmün gerekçesinde zararın kovuşturma aşamasından önce karşılandığının belirtilmesi, maddi hata kabul edilip yerinde düzeltilmesi olanaklı görüldüğünden, tebliğnamede bu yönde bozma isteyen (II) numaralı düşünce benimsenmemiştir. Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; yakınan ...'e yönelik yağma suçunun sanıklar ... ve ... tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-) Yakınan ...'in tehdit edilmesi ile ilgili olarak; tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur. Somut olayda; yakınan ...'in, sanıkların kendisine tehdit içeren sözler sarfettiklerine dair bir beyanı bulunmadığı gibi, iletişimin kayda alınmasına ilişkin işlemlerde de bu yönde herhangi bir delil elde edilmediği, sanıkların da atılı suçlamayı kabul etmedikleri, yakınana söylendiği iddia edilen "Namık abinin yeğenine sıkıntı çıkartıyormuşsun, sen iyi insansın, durakta sıkıntı olmasın" şeklindeki sözlerin tehdit unsuru içermediğinin anlaşılması karşısında; tehdit fiilinin olayda ne şekilde gerçekleştiği kanıtlara dayalı olarak karar yerinde gösterilmeden, yetersiz gerekçe ile sanıklar ..., ... ve ... hakkında hükümlülük kararı verilmesi, 2-) Yakınan ...'na yönelik yağma suçu nedeni ile kurulan hükümde bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Malın alınması veya verilmesini temin için zilyetin üzerinde cebir ve tehdit kullanılmaktadır. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmaması ve bu durumda failin malı doğrudan alması söz konusudur. Yani mağdur malı teslim etmektedir. Bu suçla yalnızca korunan hukuki değer malvarlığı değil, aynı zamanda kişi özgürlüğü ve vücut dokunulmazlığıdır. İcrai hareketle işlenebilen bir suç tipidir. Yağma suçunun maddi unsuru hareket kısmıdır. Kullanılan cebir ve tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkartmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir. Tehdit muhatabın üzerinde zorlama etkisinin hali hazırda bedensel tesir eden zorlama ile değil gelecekte belirtilen manevi bir zorlama, korkutmayla oluşmasıdır. Ciddi tehdidin objektif olarak ciddi görünüm uyandırması ve tehdit edilen tarafından ciddiye alınması da gerekir. Yağma suçunda tehdit şahıs veya malvarlığına ilişkin ve kişiyi büyük bir tehlikeye düşürecek ağırlıkta bulunması gerekir. İşte bu konumdaki tehdit yağmanın elverişli zorlama aracı olmaktadır. Dolayısıyla hafif bir tehlikeyle tehdit yani şahsen ve malen büyük bir tehlike oluşturmayan tehditler yağma cürümünün oluşması bakımından yeterli değildir. Tehlikenin büyük olup olmadığı daha çok fiili bir mesele olup, tehdidin yönlendirilmiş olduğu şahıs, yer ve zaman da göz önüne alınarak her somut olayda nicelik incelemesi gerekmektedir. Ayrıca tehditte belirtilen tehlike neticeyi meydana getirmiş ise bu da büyük sayılmalıdır. Ancak tehdit edilen kötülük ile malın teslimi arasında oran yoksa yine yağma suçundan bahsedilemez. Bilindiği üzere sübjektif sorumluluğun ilk şekli olan kast 5237 sayılı TCK'nın 21.maddesinde yer almıştır. Kast suçun maddi unsurlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi olarak tanımlanmıştır. O halde bilme ve isteme kastın unsurlarıdır. Kast kişi ile işlediği suçun maddi unsurları arasında psikolojik bağı da ifade etmektedir. Hareket ve kast birlikte olmalıdır. Failin iç dünyasını ilgilendiren kast; failin olay öncesi iç dünyasını, olay sırası veya olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenebilir. Sanığı harekete geçiren etken saik psişik olgunun irade aşamasıdır. Sosyal ilişkilerin ve dışa vurmuş hareketlerin disiplini olan hukuk, ceza normunun ihlaline etki yapmadıkça failin zihni ve ruhi durumu ile uğraşmaz. Suçun işlendiği zaman failin öngörü ve irade ile hareket etmiş olması yeterlidir. Failin iç dünyasını ilgilendiren kastın niteliğinin belirlenbilmesi için dış dünyaya yansıyan davranışlardan hareketle sonuç çıkarmak olanaklıdır. Bu bağlamda failin olay öncesi, olay sırasında ve olay sonrası davranışları kastın belirlenmesinde ölçü alınır. Kişilerin içinde bulundukları psikiyatrik koşullar da yaşamlarının her alanında oransız endişe duymalarına neden olmaktadır. Çevresel bazı faktörler insanı modellemekte suç korkusu da bundan nasibini almaktadır. Toplumdaki şiddet eylemlerinin genel güvensizlik duygusunu etkilediği de bir gerçektir. Ceza adalet sistemi suç korkusunun ekonomik, sosyal mahiyetini azaltma suçluyu cezalandırmak aynı kişideki insanı da kazanmak olduğu gerçeği dikkate alındığında, somut olayımıza gelince; ... isimli kişinin, yakınan ...'ndaki alacağını tahsil etmek için sanık ...'a ulaşarak bu kişiden yardım istediği, sanığın, örgüt üyesi olduğu kabul edilen ... aracılığıyla yakınanı telefonla arayarak, parası varsa ...'a ödeme yapmasını söylediği, yakınanın herhangi bir cebir yahut tehdit olmaksızın alacak tutarı olan 3.800 TL değerinde senet düzenleyip ...'a verdiği ve daha sonra senet bedelini ödeyerek evrakı geri aldığı olayda, olay anındaki tüm koşullar ile sanığın sarf ettiği sözcükler ve/veya hareketler bir bütün olarak değerlendirildiğinde, anılan söz ve hareketlerin yağma suçunda aranan tehditteki nicelik ve şiddet boyutuna vardığının kabulünün olanaklı olmadığının anlaşılması karşısında, sanığın yüklenen suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, 3-) Yakınan ...'e yönelik yağma suçu nedeni ile kurulan hüküm de sanıklar ... ve ... hakkında suç örgütü kurmak ve örgüte üye olmak suçlarından verilen cezalardan, "sanıkların yargılama aşamasındaki olumlu tutum ve davranışları" gerekçe gösterilerek TCK 62.maddesine göre 1/6 oranında indirim yapılmasına karşın, sanıklar hakkında yakınan ...'e yönelik yağma suçundan verilen cezadan, aynı gerekçelerle 1/8 oranında indirim yapılması suretiyle hükümler arasında çelişki yaratılması, Bozmayı gerektirmiş, sanık ..., ..., ... ve ... savunmanlarının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.