2. Ceza Dairesi 2018/1076 E. , 2018/3082 K. "İçtihat Metni" Hükümlü ... ... hakkında, müştekiler ..., ..., ...'e yönelik hırsızlık suçlarından 5237 sayılı TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle TCK’nun 142/2-h, 143, 62, 53/1.(üçer kez) maddeleri gereğince üç kez 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, müşteki ...'a yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nun 37/1 maddesi delaletiyle TCK’nun 142/2-h,, 143, 168/2, 62, 53/1. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile ayrı ayrı cez
**2. Ceza Dairesi 2018/1076 E. , 2018/3082 K.** **"İçtihat Metni"** Hükümlü ... ... hakkında, müştekiler ..., ..., ...'e yönelik hırsızlık suçlarından 5237 sayılı TCK’nun 37/1. maddesi delaletiyle TCK’nun 142/2-h, 143, 62, 53/1.(üçer kez) maddeleri gereğince üç kez 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, müşteki ...'a yönelik hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nun 37/1 maddesi delaletiyle TCK’nun 142/2-h,, 143, 168/2, 62, 53/1. maddeleri gereğince 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına ilişkin YALOVA 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/11/2015 tarih ve 2015/408 esas, 2015/488 karar sayılı kesinleşen kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/02/2018 gün ve 2017/66275 sayılı tebliğnamesiyle kanun yararına bozma isteminde bulunularak dairemize gönderilmekle okundu; Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Sanık ... hakkında müştekilere yönelik geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olması, hükümlü müdafinin vermiş olduğu dilekçesinde sadece müvekkili hakkındaki müştekilere yönelik hırsızlık suçlarından kurulan hükümlere yönelik kanun yararına bozma talebinde bulunulduğunu beyan etmiş olması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın doğrudan kanun yararına bozma yoluna başvurma yetkisinin de CMK'nun 309/4-d maddesindeki hususlarla sınırlı olması nedeniyle, sanık ... hakkındaki müştekilere yönelik geceleyin konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlara yönelik olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızca kanun yararına bozma talebinde bulunulmamıştır.. 1-Müşteki ...'nun 14/08/2015 günü saat 09.00'da uyandığında hırsızlık olayının olduğunu fark ettiği, diğer müşteki ...'in ise 13/08/2015 günü saat 21.00 sıralarında evden çıktığını ve 14/08/2015 günü saat 00.30'da eve geldiğinde hırsızlık olayını fark ettiğini beyan ettiği, UYAP'tan alınan güneşin doğuş ve batış çizelgesine göre 28/03/2010 tarihinde başlayan yaz saati uygulaması da dikkate alındığında, 13/08/2015 tarihinde güneşin batış saatinin 20.07 olduğu, gece vaktinin saaat 21.07'de başladığının, 14/08/2015 tarihinde ise gece vaktinin saat 05.09'da bittiğinin anlaşılması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, müştekiler ... ve ...'e yönelik hırsızlık suçunun sanık ... ... lehine gündüz sayılan zaman dilimi içerisinde işlendiğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, hırsızlık suçunun gece vakti işlendiğine ilişkin kanıtlar denetime olanak verecek biçimde karar yerinde gösterilip tartışılmadan, hırsızlık suçundan hükmolunan cezanın 5237 sayılı TCK'nın 143/1. maddesiyle artırılması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, 2-Sanık ... ve suçu birlikte işleyen diğer sanıklar hakkında müşteki ...'a yönelik hırsızlık eylemi ile ilgili olarak; ikametinden cep telefonu, 10 TL, nüfus cüzdanı ve ehliyeti çalınan müştekiye ait nüfus cüzdanı ve ehliyetin sanıkların bulunduğu ikamette ele geçirilmesinden sonra, müştekinin kovuşturma aşamasında 17/09/2015 tarihinde zararının giderildiğini beyan etmesi ve bu şekilde kısmi iadenin gerçekleşmesi karşısında; sanıklar hakkında müşteki ...'na yönelik hırsızlık eylemi ile ilgili olarak; müştekinin mahkemeye hitaben havale tarihi bulunmayan dilekçede zararının karşılandığını beyan etmesi; sanıklar hakkında müşteki ...'e yönelik hırsızlık eylemi ile ilgili olarak; müştekinin talimatla alınan savunmasında, sanıklar hakkında kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlığa rıza göstermediğini belirtmesinden sonra, dosya arasında bulunan 12/10/2015 tarihli makbuza göre, Ferdane adına 2.475 TL ödeme yapıldığının anlaşılması karşısında, müşteki... adına gönderilen havalenin hangi sanık veya sanıklar tarafından yapıldığı tespit olunarak ve bahse konu ödeme ile tüm müştekilerin zararını giderilip giderilmediği kesin bir şekilde tespit olunarak, bahse konu ödeme ile sanık veya sanıklar tarafından müşteki ....'nin zararının giderildiğinin tespiti halinde müştekiye kısmi iade konusunda rızasının sorularak ve yalnızca ödemeyi yapan sanık ve sanıklar bakımından etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma durumu gözetilerek, ödemenin diğer müştekilerin de zararının giderilmesine yönelik olduğunun tespiti halinde sanık ... hakkında müştekilere yönelik hırsızlık eylemlerinden dolayı hüküm kurulurken, ceza veya cezalarından TCK'nın 168/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri gereğince indirim yapılıp yapılmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Yasaya aykırı olduğundan,Yalova 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/11/2015 tarih ve 2015/408 esas, 2015/488 karar sayılı kararının, 5271 zayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesinin 3.fıkrası uyarınca bozulması, aynı maddenin 4.fıkrasının (d) bendi gereğince de bir karar verilmesi ve infazın durdurulması talep olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5271 sayılı CMK’nın 306. maddesinde yer alan “Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.” şeklindeki amir hüküm dikkate alındığında; Yargıtay, bozma kararında, bu bozmadan temyiz etmeyen sanıklardan hangilerinin yararlanacağını göstermelidir. Ancak, bu mutlak bir zorunluluk değildir. Bozmadan yararlanacak sanıkların gösterilmemiş olması, sanıkların bu bozmadan yararlanmasına engel oluşturmaz. Zira, mahkeme bu durumu kendiliğinden gözetmek zorundadır. Yargıtay tarafından verilen bozma kararı ile bozmadan yararlanacak olan sanıklar hakkındaki hükümler de kendiliğinden ortadan kalkar, bu sanıklar hakkında da artık yeni bir hüküm kurulması gerekir. İnceleme konusu olayda, Dairemizin 10.10.2016 tarih ve 2016/17841 E., 13485 K. sayılı bozma ilamı doğrultusunda mahkemece yapılacak araştırma ile elde edilecek delillerin takdiri sonucuna göre yeniden kurulacak hükümde sirayetin değerlendirilmesinin mümkün olduğu, aksi halde mahkemece toplanan delil durumuna göre yeniden kanun yararına bozma yoluna başvurulmasının istenmesi mümkün olup, bu aşamada herhangi bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmediğinden (YALOVA) 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 gün ve 2015/408 E., 2015/488 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21.03.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.