Ceza Genel Kurulu 2021/239 E. , 2022/325 K. Mahkemesi:Asliye Ceza Sanık ... hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nda yer alan sahte belge düzenlenmesi suçunu oluşturduğu kabul edilerek aynı Kanun'un 36 ve TCK'nın 43/1, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin ... 13. Asl…
**Ceza Genel Kurulu 2021/239 E. , 2022/325 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi:Asliye Ceza Sanık ... hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nda yer alan sahte belge düzenlenmesi suçunu oluşturduğu kabul edilerek aynı Kanun'un 36 ve TCK'nın 43/1, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin ... 13. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 17.06.2014 tarihli ve 483-428 sayılı hükmün, sanık müdafisi ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ... 13. Asliye Ceza Mahkemesince 24.06.2014 tarih ve 483-428 sayı ile yargılama sırasında katılma talebinin reddedilmesi nedeniyle katılan sıfatı bulunmadığından bahisle ... Hazinesi vekilinin temyiz talebinin reddine karar verilmiş, bu ek kararın da katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 05.11.2018 tarih ve 831-12081 sayı ile;"Sanık hakkında tefecilik suçundan kamu davası açıldığı, Hazinenin bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve hükmü temyiz etme hakkı olduğu anlaşılmakla; 24.06.2014 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;TCK'nın 241. maddesindeki tefecilik suçunun oluşması için kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi yeterli olup ayrıca birden fazla kişiye sistemli olarak faiz karşılığı ödünç para verilmesinin suçun unsuru olarak aranmadığı cihetle; somut olayda tanık ...'in, komisyon karşılığında kredi kartı borçlarını ödemesi için sanığa kartlarını ve şifrelerini bıraktığı, sanığın da kredi kartlarının borçlarını ödeyip daha sonra değişik ... yerlerinde ödeme yaptığı kartlarla ilgili çekim yaptırarak menfaat temin ettiğinin kabul edilmesi karşısında; sanığın, TCK'nın 241. maddesinde tanımlanan tefecilik suçundan mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde hüküm kurulması," isabetsizliğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.... 13. Asliye Ceza Mahkemesi ise 07.01.2020 tarih ve 775-8 sayı ile; "Piyasada takla atmak diye tabir edilen kredi kartı borcunu belirli bir komisyon karşılığında ödeyerek daha sonra aynı kredi kartından tek çekim veya taksitli çekim yapmak suretiyle ödenen parayı geri almak eylemini gerçekleştirdiğinden, diğer bir ifade ile sanığın, POS cihazlarını kullanım amaçları ve sözleşme koşulları dışında, kredi kartı sahiplerinin kredi kartı borcunun ertelenmesi amacıyla komisyon almaktan ibaret fiilinin, hem TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen 'Tefecilik' suçunu, hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen 'Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme' suçunu oluşturduğu; TCK'nın 241. maddesinin genel ve 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinin özel norm niteliğinde olması karşısında; 'özel normun önceliği' kuralı gereğince, sanık hakkında zincirleme olarak 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunun'un 36. maddesinde düzenlenen 'gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme' suçundan hüküm kurulmuştur...Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 09.12.2019 tarih, 2016/737 esas, 2019/11605 sayılı kararı ile aynı Dairenin 27.05.2019 tarihinde 2015/10490 esas, 2019/5719 sayılı kararı; Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18.01.2018 tarih, 2017/19428 esas, 2018/589 sayılı kararı; Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 02.05.2019 tarih, 2019/140 esas, 2019/4293 sayılı kararı, aynı Dairenin 11.04.2019 tarih 2018/4065 esas, 2019/3789 sayılı kararları nazara alınarak, olayın suçtan zarar göreni olan ... sanıktan komisyon karşılığı ya da faizle borç para almadığını beyan etmesi; sanığın herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın suçtan zarar görenin kredi kartı borç ertelemesi amacıyla kredi kartları ile çekim işlemleri yapmak suretiyle gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemesi şeklindeki eylemlerinin 5464 sayılı Kanunun 36. maddesine aykırılık teşkil edeceği kanaatiyle, Mahkememizin 17.06.2014 tarih, 2013/483 esas, 2014/428 sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğu," gerekçesiyle bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafisi ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.04.2021 tarihli ve 37798 sayılı "bozma" istekli tebliğnamesi ile dosya, 6763 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle değişik CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 21.06.2021 tarih ve 9415-16368 sayı ile; direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK'nın 241/1. maddesinde düzenlenen "Tefecilik" suçunu mu yoksa 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle sanığa atılı eylemin niteliğinin belirlenmesi bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamına göre; ... (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesince 04.12.2012 tarih ve 2012/1023 değişik ... sayı ile; ... İl Emniyet Kom Şube Müdürlüğünün 04.12.2012 tarihli ve 2012/676712 sayılı yazısı ve ... Cumhuriyet Başsavcılığının aynı tarihli havalesi ile POS tefeciliği olayı ile ilgili arama yapılması talebi üzerine yapılan incelemede mevcut delil durumuna göre arama işlemi yapılmasının soruşturma için gerekli olduğu, arama kararı verilmesine yeterli delil ve emare olduğu, makul şüphe bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmakla "... Mahallesi, ... Caddesi,., Kat: 2" sayılı yerde bulunan. İletişim isimli ... yerinde Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 7 ve 31. maddeleri uyarınca en geç üç gün içerisinde CMK'nın 116-121. maddeleri uyarınca gündüzleyin bir defaya mahsus olmak üzere arama yapılmasına, arama işlemi sonucunda suç teşkil eden veya suç delili niteliğinde bulunan eşyalara aynı Kanun'un 123-127. maddeleri ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 15. maddesi uyarınca el konulmasına karar verildiği, Gelir uzmanı tarafından düzenlenen tutanağa göre; 05.12.2012 tarihinde . Vergi Dairesinin .vergi kimlik numarasında kayıtlı olan sanık ...'in . Mahallesi, . Caddesi,./... adresinde bulunan ... yerine gelindiği, sanığın anılan adreste 10.11.2012 tarihinden itibaren kuru bakliyat ürünleri toptan ticaret işinden dolayı vergi dairesinde kaydının bulunduğu, bahse konu ... yerinin pasaj içinde 15 m2 civarında bir yazıhaneden ibaret olduğu, herhangi bir ticari emtia bulunmayan ... yerinde iki adet masa, altı adet sandalye, kasa ve dolap bulunduğu, fatura, irsaliye vs. belgelerin bulunmadığı, sanığın henüz belge bastırmadığını beyan ettiği, ... yerinde kullanıma hazır POS cihazının bulunmadığı, Kolluk tarafından düzenlenen 11.03.2013 tarihli Cumhuriyet savcısı ile görüşme ve talimat alma tutanağına göre; haksız ekonomik kazanç sağlamak amacıyla kurulmuş örgütlü bir yapı içerisinde ... yerlerinin POS cihazı üzerinden tefecilik faaliyeti içerisinde bulundukları, para verme işleminin yasal zemine oturtulması amacıyla ... yeri sahipleri ile alışveriş yapılmış gibi gösterilerek sahte fatura düzenlendiği, fatura miktarının tüketicinin kredi kartından taksitler hâlinde ödenmek suretiyle çekildiği, ... yeri sahiplerince çekilen bu tutar üzerinden değişen oranlarda peşin komisyon alınarak geri kalan tutarın da tüketiciye nakit olarak ödendiği, bu ... yerlerinde çeşitli bankalara ait POS cihazları kullanılarak tefecilik yapıldığı bilgisi alınması üzerine ... ili genelinde yapılan çalışmalarda; ... ili çarşı merkezinde POS tefeciliği yaparak haksız menfaat sağladığı değerlendirilen toplam 19 ayrı ... yeri tespit edilmesi üzerine, ... (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1023 değişik ... sayılı kararı ile arama yapıldığı, on üç ... yerinde değişik kişilere ait 689 adet kredi kartı, 3 adet POS cihazı, çok sayıda POS cihazı slipleri, borç alacak not kağıtları ve defterlerinin ele geçirildiği,Sanık adına düzenlenen . onay kodlu vergi levhasına göre; sanığın ... yeri adresinin ". Mah. . Cd. ./..." olduğu, 10.11.2012 tarihinde işe başladığı, "Kuru bakliyat ürünleri toptan ticareti (Fasulye, mercimek, nohut vb.)" alanında faaliyet gösterdiği,... İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği tarafından düzenlenen 13.12.2012 tarihli ve 1401 sayılı yazıya göre; Cumhuriyet savcısı tarafından sanığın ... yeri hesaplarının vergi dairesince incelenmesi talimatı verilmesi üzerine bahse konu ... yerinden ele geçirilen slipler, defterler ile gün sonu çıktılarının incelenmek üzere ... Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığına gönderilip ... yeri hesaplarının incelenerek POS tefeciliği ile ilgili düzenlenecek olan inceleme raporunun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Mali Suçlar ve Suç Gelirleri Büro Amirliğine gönderilmesinin istendiği, bu yazının aynı gün ... Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığına havale edildiği,Kolluk tarafından düzenlenen 30.04.2013 tarihli teslim ve tesellüm tutanağına göre; sanığın ... yerinde yapılan aramada ele geçirilmiş olup suçtan zarar gören . adına düzenlenen ... TAŞ'ye ait 5571 13\*\* \*\*\*\* 6972, T. ... Bankası AŞ'ye ait 5549 60\*\* \*\*\*\* 7013 ve . AŞ'ye ait 4500 50\*\* \*\*\*\* 7791 numaralı kredi kartlarının suçtan zarar görene teslim edildiği, Kolluk tarafından yapılan arama sonucunda düzenlenen tespit tutanağına göre; ... (Kapatılan) 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 04.12.2012 tarihli ve 2012/1023 değişik ... sayılı kararına istinaden 05.12.2012 tarihinde saat 09.15 sıralarında ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, Kardeşler Pasajı, Kat: 2 sayılı adreste faaliyet gösteren...Ürün İletişim isimli ... yerinde yapılan aramada ele geçirilen malzemelerin sanık ... ile arama sırasında ... yerinde bulunan tanık Bülent Karahalı ve sanık müdafisi nezaretinde yapılan tespitte, ... yerinin giriş kısmında bulunup ... isimli şahsın oturduğu masa çekmecelerinde; 1 adet A-5 arka yüzü yazısız, ön kısmında "..." kaşeli tükenmez kalemle hesap dökümü yapılmış belge, 1 adet A-5 arka kısmında "Boğa İletişim" ibareli ön kısmında tükenmez kalemle hesap dökümü yapılmış belge, sanık ... adına imza beyannamesi ve ekinde bulunan nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri ve adres belgesi, 1 adet "2009" ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu mavi ajanda, 1 adet üzerinde ". 2012" ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu siyah ajanda, 1 adet üzerinde "..." ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu gri defter, 1 adet üzerinde "." ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu gri ciltli kareli defter, I adet üzerinde ". Emeklilik" ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu beyaz ajanda, ... yerinin paravanla ayrılmış arka kısmında bulunan para kasanın alt bölmesinden; suçtan zarar gören ... adına düzenlenmiş; T. ... Bankası AŞ'ye ait 1 adet 5549 60\*\* \*\*\*\* 7013 numaralı kredi kartı,.'ye ait 5571 13\*\* \*\*\*\* 6972 numaralı 1 adet kredi kartı ve . AŞ'ye ait 4500 50\*\* \*\*\*\* 7791 numaralı 1 adet kredi kartının ele geçirildiği,Hazine vekili tarafından düzenlenen 01.07.2013 tarihli dilekçe ile ... Hazinesi adına katılma talebinde bulunulduğu, ... 13. Asliye Ceza Mahkemesince 17.06.2013 tarihli ve 2013/483 sayılı yazı ile suçtan zarar gören ... adına düzenlenen 5549 60\*\* \*\*\*\* 7013 sayılı kredi kartının 2012 Eylül ayı ila 2013 Nisan ayı arasındaki döneme ilişkin hesap özetlerinin gönderilmesinin istenmesi üzerine T. ... Bankası AŞ tarafından düzenlenen 10.07.2013 tarihli yazıda; anılan kredi kartının kapanış tarihinin 04.08.2012 olduğu ve belirtilen dönemlere ilişkin ekstreye rastlanılmadığının belirtildiği,... 13. Asliye Ceza Mahkemesince 17.06.2013 tarihli ve 2013/483 sayılı yazı ile suçtan zarar gören ... adına düzenlenen 5571 13\*\* \*\*\*\* 6972 sayılı kredi kartının 2012 Eylül ayı ila 2013 Nisan ayı arasındaki döneme ilişkin hesap özetlerinin gönderilmesinin istenmesi üzerine . tarafından düzenlenen 11.07.2013 tarihli yazıda; anılan kredi kartına ilişkin belirtilen tarih aralığında ekstre bulunmadığının belirtildiği,..tarafınan düzenlenen 20.01.2014 tarihli yazıda; suçtan zarar gören ... adına düzenlenen 4500 50\*\* \*\*\*\* 7791 numaralı kredi kartının Citi Axess kartı olup Bankaları ile bir ilgisinin bulunmadığının belirtildiği, ekinde gönderilen 5571 13\*\* \*\*\*\* 6972 numaralı kredi kartına ilişkin 2011 yılı Ocak ayı ila 2012 yılı Eylül arasındaki döneme ilişkin hesap özetine göre ise ilk olarak 22.06.2010 tarihinde "Uc GSM Telekom Mobil" ... yerinden 8 taksit hâlinde toplam 398 TL'lik harcama yapıldığı, son olarak ise 19.03.2012 tarihinde "Ödeme planı kredisi" adı altında çekilen vade farkı hariç 1.164,84 TL'lik kredinin ilk taksitinin ödemesinin gerçekleştirildiği, anılan karta ilişkin 14.01.2011 tarihinde 50 TL ATM'den, 07.04.2011 tarihinde 100 TL şubeden, 29.04.2011 tarihinde 60 ve 20 TL olmak üzere toplam 80 TL ATM'den, 02.06.2011 tarihinde 400 TL şubeden, 11.07.2011 tarihinde 50 TL şubeden, 21.09.2011 tarihinde 50 TL PTT'den, 24.10.2011 tarihinde 100 TL ATM'den, 28.11.2011 tarihinde 71,50 TL PTT'den, 01.12.2011 tarihinde 100 TL ATM'den borç ödendiği, son olarak ise 19.03.2012 tarihinde çekilen 1.164,84 TL'lik ödeme planı kredisi ile kart borcunun kapatıldığı, yine 08.04.2011 tarihinde "Piyu indirim marketler ..." isimli ... yerinden 4,90 TL ve ".Tavukçuluk Tıc" isimli ... yerinden 87 TL, 04.05.2011 ".955" isimli ... yerinden 13,20 TL, 01.06.2011 tarihinde ". Corap San. Tıc" isimli ... yerinden 35,39 TL, 02.06.2011 tarihinde "." isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere 400 TL, aynı gün .... Tur" isimli ... yerinden 21 TL, 29.08.2011 tarihinde ". ve İç Giyim ... Tur" isimli ... yerinden 19 TL, ". 3955" isimli ... yerinden 7 TL, ".... Tur" isimli ... yerinden 14,50 TL, 22.10.2011 tarihinde "... . ... Tur" isimli ... yerinden 13 TL, 24.10.2011 tarihinde "." isimli ... yerinden 8 taksit hâlinde ödenmek üzere 127 TL, 27.10.2011 tarihinde ". Hızmetl" isimli ... yerinden 97,60 ve 97,40 TL, 28.10.2011 tarihinde "." isimli ... yerinden 6 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 32 TL, ".Kafeterya ... Tur" isimli ... yerinden 15 TL, "./.Petrol Ltd." isimli ... yerinden 100 TL, 29.10.2011 tarihinde ".ve İç Giyim ... Tur" isimli ... yerinden 16,50 TL, ".Kuruyemiş ... Tur" isimli ... yerinden 20,50 TL, 30.10.2011 tarihinde ". Kundura" isimli ... yerinden 4 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 40 TL, 02.11.2011 tarihinde ".ı Tekel Bayii ... Tr" isimli ... yerinden 15 TL, 29.11.2011 tarihinde ". Eczanesi ... Tr" isimli ... yerinden 15 TL, 01.12.2011 tarihinde ".İletişim ... Tur" isimli ... yerinden 85 TL, 04.12.2011 tarihinde ". 3955" isimli ... yerinden 20 TL, 17.12.2011 tarihinde "A101 2529 Karaısalı-... ... Tur" isimli ... yerinden 31 TL, 26.12.2011 tarihinde ". Tekel Bayii ... Tr" isimli ... yerinden 25 TL, 30.12.2011 tarihinde ".Itrı ." isimli ... yerinden 30 TL harcama yapıldığı, Citibank AŞ düzenlenen 18.12.2013 tarihli yazı ekinde gönderilen 4500 50\*\* \*\*\*\* 7791 numaralı kredi kartına ilişkin 2011 yılı Ocak ayı ila 2012 yılı Eylül arasındaki döneme ilişkin hesap özetine göre; anılan karta ilişkin olarak 17.01.2011 tarihinde 100 TL, 08.03.2011 tarihinde 200 TL, 26.04.2011 tarihinde 55 TL, 02.06.2011 tarihinde 900 TL, 02.08.2011 tarihinde 200 TL PTT'den, 19.09.2011 tarihinde 100 TL PTT'den, 24.10.2011 tarihinde 50 TL, 26.10.2011 tarihinde 20 TL, 27.10.2011 tarihinde 900 TL, 07.03.2012 tarihinde 50 TL PTT'den 13.03.2012 tarihinde 35 TL EFT şeklinde borç ödemesi yapıldığı, yine bu kart ile 17.01.2011 tarihinde "... Bujıterı Gultekın ..." isimli ... yerinden 50 TL, 30.04.2011 tarihinde "./. Pet Urun Ltd ..." isimli ... yerinden 50 TL, 03.05.2011 tarihinde ". Tıcaret ..." isimli ... yerinden 200 TL, 16.06.2011 tarihinde "... Mobilya I. Comertpay" isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 900 TL, 09.08.2011 tarihinde "OZ-KAR Dayanıklı Tuketim ..." isimli ... yerinden 70 TL, 22.08.2011 tarihinde "Groserı Kanal Kopru Sube ..." isimli ... yerinden 59,81 TL, 01.09.2011 tarihinde "Kuscu Petrol ..." isimli ... yerinden 20 TL, 04.09.2011 tarihinde ".Sube ..." isimli ... yerinden 34,27 TL, 05.09.2011 tarihinde ". Aksesuar Ku ..." isimli ... yerinden 9,50 TL, 19.09.2011 tarihinde "Kaytancı Tekel Bayii ..." isimli ... yerinden 45 TL, 21.09.2011 tarihinde ".-.n Mar ..." isimli ... yerinden 10 TL, 23.09.2011 tarihinde ". Bebe ve İç Giyim ..." isimli ... yerinden 10 TL, 24.09.2011 tarihinde ". . Sube ..." isimli ... yerinden 30 TL, 28.09.2011 tarihinde ". Market" isimli ... yerinden 50 TL, 27.10.2011 tarihinde ". Turızm Otomotıv ..." isimli ... yerinden 45 TL, 16.11.2011 tarihinde "... ..." isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 900 TL'lik harcama yapıldığı, T. ... Bankası TAŞ tarafından düzenlenen 17.12.2013 tarihli yazı ekinde gönderilen 5549 60\*\* \*\*\*\* 7013 numaralı kredi kartına ilişkin 2011 yılı Ocak ayı ila 2012 yılı Eylül arasındaki döneme ilişkin hesap özetine göre; anılan karta ilişkin olarak 10.01.2011 tarihinde 180 TL, 10.02.2011 tarihinde 50 TL, 24.03.2011 tarihinde 340 TL, 06.05.2011 tarihinde 60 TL, 02.06.2011 tarihinde 400 TL, 10.08.2011 tarihinde 50 TL, 24.10.2011 tarihinde 100 TL, 25.10.2011 tarihinde 500 TL, 02.02.2012 tarihinde 20 TL, aynı gün 55 TL, 28.03.2012 tarihinde 500 TL borç ödemesi yapıldığı, yine bu kart ile 10.01.2011 tarihinde "... ." isimli ... yerinden 134 TL, 21.01.2011 tarihinde ".Tavukculuk Tıc" isimli ... yerinden 7 TL ve 10 TL, 13.02.2011 tarihinde "." isimli ... yerinden 20 TL, 24.03.2011 tarihinde "... Mucevherat" isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 477 TL, 02.06.2011 tarihinde "...-." isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 400 TL, 02.06.2011 tarihinde "." isimli ... yerinden 56 TL, 02.07.2011 tarihinde "... Kasaplar ve ." isimli ... yerinden 11 TL, 09.08.2011 tarihinde ".Giyim San" isimli ... yerinden 2,73 TL, 30.08.2011 tarihinde ". Paça Salonu" isimli ... yerinden 23 TL, 23.09.2011 tarihinde .t" isimli ... yerinden 44,50 TL, 24.09.2011 tarihinde ". Kuafor" isimli ... yerinden 40 TL, 07.10.2011 tarihinde ". ." isimli ... yerinden 14,90 TL, 24.10.2011 tarihinde "." isimli ... yerinden 50 TL, 25.10.2011 tarihinde ".Telekominik" isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 545 TL, 23.03.2012 tarihinde ". Insaat" isimli ... yerinden 100 TL, 28.03.2012 tarihinde "...-... ..." isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 444 TL, 28.03.2012 tarihinde "Teknofen Insaat" isimli ... yerinden 51 TL'lik harcama yapıldığı, aynı kartla 21.03.2011 tarihinde 50 TL, 23.03.2011 tarihinde 100 TL, 16.03.2012 tarihinde 90 TL nakit çekim işlemi yapıldığı,Anlaşılmaktadır.Suçtan zarar gören ... kollukta; kredi kartları borçlarını ödeyemediğinden bu borçlarını bir ay erteletmek amacıyla kart atlatma işini yaptığını bir arkadaşı vasıtasıyla öğrendiği.İletişim isimli ... yerine şifreleriyle birlikte kredi kartlarını verdiğini, kartlarının borçlarının bir ay ertelendiğini, bu ertelenmeden dolayı toplam 120.00 TL elden komisyon verdiğini, hatta kartlarının içinden de komisyon alınmış olabileceğini, hatırladığı kadarıyla son olarak 120.00 TL komisyon verdiğini, ... yeri sahibi olan sanık ...'i ismen tanıdığını, borçlarını bir ay erteletmek için kartlarını verdiğini, daha sonra kartlarını almayı unuttuğunu ve daha da borçlanmaması için kartlarını kapattığını, POS tefeciliği ile ilgisinin bulunmadığını, herhangi bir mağduriyetinin olmadığını, şikâyetinin bulunmadığını,İstinabe olunan Mahkemede; kredi kartlarının borcunu ödeyemediğinden borçlarını bir ay erteletip taksitlendirmek için kart atlatma işini yapan sanık ...'e şifreleri ile birlikte kredi kartlarını bıraktığını, bu ertelemeden dolayı toplam ne kadar komisyon bıraktığını hatırlamadığını, erteleme yaptırdığı aylarda 50-100 TL civarında komisyon vererek sanıktan borçlarının taksitlendirilmesini istediğini, vakti olmadığı için kartlarını almaya gidemediğini, borçlarının devam ettiğini, kartlarını kapattırmadığını, POS tefeciliği ile bir ilgisinin bulunmadığını, Tanık Bülent Karahalı kollukta; sanık ...'in mahalleden arkadaşı olduğunu, sanığın daha öncesinde telefon ticareti ile uğraştığını, son iki yıldan bu yana da ... Mahallesi, ... Caddesi, Kardeşler Pasajı, Kat: 2 .../... adresinde bürosu bulunduğunu, bildiği kadarıyla sanığın bu büroda saat işi yaptığını, işinin mahiyeti hakkında net bir bilgisinin olmadığını, sanık ile 20-25 günde bir görüştüğünü, 05.12.2012 tarihinde saat 08.30 sıralarında sanığın ... yerinin bitişiğinde bulunan berber dükkânında traş olduktan sonra sanığın bürosuna geçtiğini, bahse konu ... yerinin bölme ile ayrılmış arka kısmında bulunan masasına oturduğunu, bu esnada ... yerinde sanığın yeğeni olan ... ile mahalleden tanıdığı ... isimli şahsın da bulunduğunu, aynı gün saat 09.15 sıralarında polislerin geldiğini, yapılan arama sırasında oturmuş olduğu masanın çekmecesinden siyah poşet içerisinde gazete kâğıdına sarılı bir miktar esrar olduğunu tahmin ettiği madde, 24 adet . tablet, 26 adet cinsel uyarıcı hap ile küçük ... kavanozda 6 adet kapsül çıktığını, ... tarafından odada bulunan para kasasının alt bölümünün kilidi açıldığında 12 şişe . marka viski, 100 adet., 10 adet 9 mm . dolu fişek ve suçtan zarar gören ... adına düzenlenen 3 adet kredi kartının ele geçirildiğini, para kasasının üst bölümünün anahtarı o an ... yerinde bulunanlarda olmadığından açılamadığını, ancak daha sonra ... yerine gelen sanık tarafından açılması üzerine kasa içerisinde sarı renkli deri çanta içerisinden 7,65 mm Browning marka tabanca ile bu tabancaya ait 2 adet şarjör ve 42 adet dolu fişeğin ele geçirildiğini, sanığın bu tabancanın kendisine dedesinden kaldığını, ruhsatının olmadığını beyan ettiğini, yine kasanın bu bölümünden 3 adet 9 mm tabancaya ait şarjör ile 5 adet MKE marka 9 mm dolu tabanca fişeğinin ele geçirildiğini, sanığın bu şarjörlerin kendisinin daha önce yakalattığı 9 mm tabancaya ait olduğunu söylediğini, yine 31 adet cinsel uyarıcı kapsül çıktığını, ... yerinde ele geçirilen malzemelerle ilgisinin bulunmadığını, yine bahse konu ... yerinde kredi kartı tefeciliği yapıldığı konusunda bilgisinin bulunmadığını, İfade etmişlerdir.Sanık ... kollukta; tekstil ve narenciye ticareti yapmak üzere yeni ... yeri kuruluşu yaptığını, iki yıldan bu yana belirtmiş olduğu ... adresini, 2 yıl öncesine kadar cadde üzerinde bulunan ve kendi işlettiği.. İletiştim isimli .bayisinin deposu olarak kullandığını, iki yıl önce işlerinin bozulmasından dolayı bu bayiliğini iptal edip ... yerini kapattığını, ancak depo olarak kullandığı yeri büro olarak dizayn edip yapacağı işlerde kullanmak üzere açık tuttuğunu, henüz işe başlamadığından geliri bulunmadığını, bu ... yerinde tek başına çalıştığını, ... isimli şahsın, kız kardeşinin oğlu olduğunu, bu kişinin ... yeri ile bir bağlantısının bulunmadığını, ... isimli şahsın ...'nın arkadaşı olduğunu, tanık Bülent Karahalı'nın ise arkadaşı olduğunu, bu kişinin olay tarihininde kendisini ziyarete geldiğini, ... yeri ile bir ilgisinin olmadığını, ... yerinde ele geçirilen bir adet A-5 kağıdının arka yüzü yazısız, ön kısmında "..." kaşeli ve hesap dökümleri bulunan tükenmez kalemle hesap dökümü yapılmış belge, yine 1 adet A-5 kağıdının arka kısmında ".İletişim" ibareli, ön kısmında tükenmez kalemle hesap dökümü yapılmış belgenin piyasada kredi kartı tefeciliği yapan şahısların ... yerlerine reklam amaçlı hazırlayıp gönderdikleri belgeler olduklarını, kendi ... yerine de farklı firmalardan bu şekilde reklam amaçlı belgeler bırakıldığını, yine ... yerinde yapılan aramada ele geçirilen bir adet 2009 ibareli, içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu mavi ajanda, bir adet üzerinde "." ibareli, içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu siyah ajanda, bir adet üzerinde "..." ibareli, içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu gri defter, bir adet üzerinde "." ibareli, içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu gri ciltli kareli defter ve bir adet üzerinde ".Emeklilik" ibareli, içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu beyaz ajandanın kendisine ait olmadığını açık adresini ve telefonunu bilmediği ve bildiği kadarıyla da piyasaya olan borçları yüzünden pek ortalıkta gözükmeyen . isimli şahsa ait olduğunu, bu şahsın ... yerinin bulunduğu pasaj içerisinde takip işi yaptığını, 3 ay kadar önce dükkânını kapattığını, alacak kayıtlarının tutulu olduğunu söylediği bu defterleri de emaneten kendi ... yerine bıraktığını, bu defterlerin kendisi ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığını, bildiği kadarıyla suçtan zarar gören ...'in . ilçesinde ikamet ettiğini, bu kişinin eşi olan.in narenciye işinde çalıştırdığı işçilerden olduğunu, bu nedenle de bu şahsa borcu bulunduğunu, borcuna karşılık bu kişinin kredi kartı borçlarını ödemesi için bahse konu kartların 6-7 ay önce bırakıldığını ancak kredi kartı borçlarını yatırmaya çalıştığında kartların kapalı olduğunu öğrendiğini, bu nedenle de yatıramadığını, durumu söz konusu şahıslara telefonla söylediğini, tahminine göre kartların kapalı olması nedeniyle bu kişilerin gelip kartlarını almadıklarını, kredi kartı tefeciliği yapmadığını, ... yerinde faal herhangi bir POS cihazı bulunmadığını,Mahkemede; atılı suçlamayı kabul etmediğini, . İletişim isimli ... yerini 2008 yılında kapattığını, o tarihten itibaren de narenciye ve bakliyat işiyle uğraştığını, iddianamede geçen..., Kat: 2'de bulunan ... yerinin büro olarak kullandığı bir yer olduğunu, .Vergi Dairesinde . Narenciye olarak mükellefiyet kaydı bulunduğunu, ... yerinde POS cihazı bulunmadığını, suçtan zarar gören ...'e ait 3 adet kredi kartının suç tarihinden 1,5 yıl kadar önce kendisine bırakıldığını, o tarihten sonra da bu kişi ile irtibata geçemediğinden kendisinde kaldığını, suçtan zarar gören ... ve eşi olan ... Şimşek'in tarım işlerinde çalışan kişiler olduğunu, olay tarihinden yaklaşık 1,5 yıl kadar önce bu kişilerin yanına gelerek kendisinden ... istediklerini, ancak bu kişilere ... veremediğini, bunun üzerine kredi kartı borçları olduğunu söyleyip kendisinden yardım istediklerini ve söz konusu kartları verdiklerini, bankaya gidip kart borcunu yatırmak istediğinde kartların kapanmış olduğu söylendiğinden 120 TL'yi yatıramadığını, bu kartlarla herhangi bir işlem yapmadığını, tahminine göre kendilerine ... vermediği için suçtan zarar gören ...'in üzerine bu şekilde suç attığını, suçlamaları kabul etmediğini, Savunmuştur. 1- Sanığa atılı eylemin niteliğinin belirlenmesi bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediği; Ceza muhakemesinin amacı, her somut olayda kanuna ve usulüne uygun olarak toplanan delillerle maddi gerçeğe ulaşıp adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasının önüne geçebilmek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmektir. Gerek 1412 sayılı CMUK, gerekse 5271 sayılı CMK, adil, etkin ve hukuka uygun bir yargılama yapılması suretiyle maddi gerçeğe ulaşmayı amaç edinmiştir. Bu nedenle ulaşılma imkânı bulunan bütün delillerin ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Diğer bir değişle adaletin tam olarak gerçekleşebilmesi için, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanması ve tartışılması zorunludur.Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin yapılan değerlendirmede;Direnmeye konu karar tarihi 07.01.2020 olmakla birlikte bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen 17.06.2014 tarihli ilk hükmün, temyiz yasa yoluna tabi olması nedeniyle direnmeye konu karara ilişkin temyiz süresinin 1412 sayılı CMUK'nın 310. maddesine göre bir hafta olduğu, sanığın yüzüne karşı verilen, katılan ... Hazinesinin ise yokluğunda verilip 18.02.2020 tarihinde tebliğ edilen bu hükmün bir haftalık süreden sonra sanık müdafisince 15.01.2020, katılan ... Hazinesi vekilince ise 04.03.2020 tarihinde temyiz edildiği anlaşılmakta ise de Ceza Genel Kurulunun 28.01.2021 tarihli ve 198-2 sayılı kararında da değinildiği üzere ilgili kişinin yüzüne karşı verilen hükme yönelik yasal temyiz süresinin işlemeye başlaması için kanun yolu bildiriminin Kanun'un öngördüğü şekilde ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde yapılması gerektiği, Anayasa'nın 40/2. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca gerek yüze karşı, gerekse yoklukta verilen hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu süresi, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça belirtilmesinin zorunlu olduğu, yanılgılı bildirim nedeniyle temyiz hakkının etkin kullanılmasının engellendiği hâllerde temyiz isteminde bulunanın bu yanılgısından faydalanması gerektiği, bu anlamda yasal temyiz süresi yedi gün olduğu hâlde Yerel Mahkemece, kanun yolu süresinin on beş gün şeklinde hatalı olarak gösterildiği anlaşılan somut olayda katılan vekilinin ve sanık müdafisinin yedinci günden sonra verdikleri temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu ve temyiz istemlerinin incelemesinin gerektiği kabul edilmiştir.Sanık ... hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda Yerel Mahkemece "...'in kendisine ait ... Bankası ve .tan verilme kredi kartları borçlarını komisyon karşılığı ödenerek ertelenmesi için sanığa şifresiyle beraber bıraktığı, sanığın da bırakılan her iki kredi kartın borcunu ödeyerek, daha sonra değişik ... yerlerinde ödeme yaptığı kartlarla ilgili çekim yaptırarak menfaat temin ettiği...piyasada takla atmak diye tabir edilen kredi kartı borcunu belirli bir komisyon karşılığında ödeyerek daha sonra aynı kredi kartından tek çekim veya taksitli çekim yapmak suretiyle ödenen parayı geri almak eylemini gerçekleştirdiği...sanığın herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın suçtan zarar görenin kredi kartı borç ertelemesi amacıyla kredi kartları ile çekim işlemleri yapmak suretiyle gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemesi" şeklindeki kabul ile sanığın 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde hüküm altına alınan "Sahte belge düzenlenmesi" suçundan mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılan olayda; 05.12.2012 tarihinde ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi, . Kat: 2 sayılı yerde faaliyet gösteren sanığa ait...Ürün İletişim isimli ... yerinde yapılan aramada suçtan zarar gören ... adına düzenlenen suça konu.'ye ait 5571 13\*\* \*\*\*\* 6972, T. ... Bankası AŞ'ye ait 5549 60\*\* \*\*\*\* 7013 ve . AŞ'ye ait 4500 50\*\* \*\*\*\* 7791 numaralı kredi kartlarının ele geçirilmesi, suçtan zarar gören ...'in söz konusu kredi kartlarını komisyon karşılığında borçlarının ertelenmesini sağlamak amacıyla sanığa verdiğini beyan etmesi ve bu kredi kartlarının 2011 yılı Ocak ayı ila 2012 yılı Eylül arasındaki döneme ait hesap özetlerinin dosya kapsamında yer alması hususları birlikte değerlendirildiğinde, maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet edebilecek tüm kanuni delillerin toplanarak tartışıldığı, bu nedenle de sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "Sanık ...'in ... yerine gelen ve kart borcu olan kişilerin komisyon karşılığında borçlarını herhangi bir alışveriş yapılmadan, alışveriş yapılıyormuş gibi göstererek ertelenmesini sağladığı iddia edilen somut olayda;1- Kolluk tarafından düzenlenen 11.03.2013 tarihli Cumhuriyet savcısı ile görüşme ve talimat alma tutanağına göre; ... ili genelinde yapılan çalışmalarda sanığın ... yeri de dahil olmak üzere POS tefeciliği yaparak haksız menfaat sağladığı değerlendirilen toplam 19 ayrı ... yeri tespit edildiğinin belirtilmesi nedeniyle bu tespite ilişkin olarak kolluk tarafından araştırma tutanağı düzenlenip düzenlenmediği sorulup varsa bahse konu tutanağın dosya arasına getirtilmesi, 2- ... İl Emniyet Müdürlüğü Mali Suçlar Büro Amirliği tarafından düzenlenen 13.12.2012 tarihli ve 1401 sayılı yazıya göre; Cumhuriyet savcısı tarafından sanığın ... yeri hesaplarının vergi dairesi tarafından incelenmesi talimatı verilmesi üzerine bahse konu ... yerinden ele geçirilen slipler, defterler ile gün sonu çıktılarının incelenmek üzere ... Küçük ve Orta Ölçekli Mükellefler Grup Başkanlığına gönderilip ... yerinin hesaplarının incelenerek POS tefeciliği ile ilgili olarak düzenlenecek olan inceleme raporunun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere Mali Suçlar ve Suç Gelirleri Büro Amirliğine gönderilmesinin istendiği anlaşılmakla söz konusu inceleme raporunun akıbeti araştırılıp düzenlenmiş ise söz konusu raporun dosya arasına alınması, 3- Suç tarihinin belirlenmesi amacıyla ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması ihtimaline binaen suça konu .'ye ait 5571 13\*\* \*\*\*\* 6972, T. ... Bankası AŞ'ye ait 5549 60\*\* \*\*\*\* 7013 ve . AŞ'ye ait 4500 50\*\* \*\*\*\* 7791 numaralı kredi kartlarına ilişkin dosya kapsamında yer alan hesap özetleri suçtan zarar gören ...'e gösterilip söz konusu ekstrelerde yapılan kart borcu ödemelerinden hangilerinin sanık aracılığıyla gerçekleştirildiği, her bir borç ödemesi için komisyon adı altında sanığa hangi tarihte ne kadar para verildiği hususları sorulmak suretiyle suçtan zarar görenin ayrıntılı olarak ifadesinin alınması, 4- Dosya kapsamında bulunan hesap ekstrelerine göre;.'ye ait 5571 13\*\* \*\*\*\* 6972 numaralı kredi kartı ile 02.06.2011 tarihinde 'Ersen Buga' isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 400 TL'lik alışveriş yapılıp aynı gün bahse konu karta 400 TL'lik borç ödemesi yapıldığı, yine bu kart ile './. isimli ... yerinden 24.10.2011 tarihinde 8 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 127 TL'lik alışveriş yapılıp aynı gün bahse konu karta 100 TL'lik ödeme yapıldığı; .k AŞ'ye ait 4500 50\*\* \*\*\*\* 7791 numaralı kredi kartına 02.06.2011 tarihinde 900 TL'lik borç ödemesi yapıldığı, aynı kart ile 16.06.2011 tarihinde ise '... Mobılya I. .' isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 900 TL'lik alışveriş yapıldığı, yine aynı karta 27.10.2011 tarihinde 900 TL'lik borç ödemesi yapıldığı, 16.11.2011 tarihinde ise bu kart ile '... ...' isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 900 TL'lik alışveriş yapıldığı; T. ... Bankası AŞ'ye ait 5549 60\*\* \*\*\*\* 7013 numaralı kredi kartı ile 24.03.2011 tarihinde '... Mucevherat' isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 477 TL'lik alışveriş yapıldığı, bu kart ile aynı gün 340 TL'lik borç ödemesi yapıldığı, yine aynı kart ile 02.06.2011 tarihinde '...-... Karmış' isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 400 TL'lik alışveriş yapıldığı, bu kart ile aynı gün 400 TL'lik borç ödemesi yapıldığı, 25.10.2011 tarihinde '.Telekominik' isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 545 TL'lik alışveriş yapıldığı aynı gün bu karta 500 TL'lik borç ödemesi yapıldığı, aynı kartla 28.03.2012 tarihinde '...-... ...' isimli ... yerinden 12 taksit hâlinde ödenmek üzere toplam 444 TL'lik alışveriş yapıldığı, aynı gün bu karta 500 TL borç ödemesi yapıldığı anlaşılmakla suçtan zarar gören ...'e şüpheli olduğu değerlendirilen bahse konu alışverişlerin kendisi tarafından yapılıp yapılmadığı sorulup kendisi tarafından yapılmadığının belirlenmesi üzerine söz konusu alışverişlerin yapıldığı ... yerleri ile ilgili olarak olay tarihinde tefecilik ya da sahte belge düzenlenmesi suçundan işlem yapılıp yapılmadığı, gerektiğinde bahse konu ... yeri sahiplerinin CMK'nın 48. maddesinde düzenlenen tanıklıktan çekinme hakkı da hatırlatılarak dinlenip söz konusu alışverişlerin gerçek bir alışveriş olup olmadığı, suçtan zarar gören tarafından sanığa ödenen komisyon miktarının bu alışverişler karşılığında POS bankasının üye ... yerinden aldığı komisyon miktarından fazla olup olmadığı ve bu ... yerlerinin sanık ile bağlantılarının bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması, 5- Sanığın ... yerinde ele geçirilen 1 adet A-5 arka yüzü yazısız, ön kısmında '...' kaşeli tükenmez kalemle hesap dökümü yapılmış belge, 1 adet A-5 arka kısmında 'Boğa İletişim' ibareli ön kısmında tükenmez kalemle hesap dökümü yapılmış belge, 1 adet '2009' ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu mavi ajanda, 1 adet üzerinde 'Halkbank 2012' ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu siyah ajanda, 1 adet üzerinde '...' ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu gri defter, 1 adet üzerinde 'Surface' ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu gri ciltli kareli defter ve 1 adet üzerinde '.Emeklilik' ibareli içerisinde hesap işlemlerinin yazılı olduğu beyaz ajandanın akıbeti araştırılarak mümkün ise dosya arasında getirilip incelenmesi, alacak kayıtlarına ilişkin olduğunun tespiti hâlinde mümkün ise borçlu kişilerin tanık olarak dinlenilmesi,Ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmayla hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.", Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Sanığın ... yerinde yapılan aramada ... adına düzenlenmiş üç adet kredi kartının ele geçirildiği, bu kartları kullanmak suretiyle POS tefeciliği yaptığı iddiasıyla açılan kamu davasında; sanığın kartların kullanıma kapalı olması nedeniyle kullanılamadığını, ... yerinde faal olan herhangi bir POS cihazı bulunmadığını savunup suçlamaları kabul etmemesi, ...'in ise kart borçlarını ödeyemediğinden ertelenmesi amacıyla kart atlatma işini yapan sanığa şifreleri ile birlikte kartları verdiğini, erteleme yapıldığı aylarda 50-100 TL komisyon verdiğini, toplamda 120 TL komisyon verdiğini aşamalarda beyan etmesi, bu beyan dışında kredi kartlarının nasıl kullanıldığının açıklığa kavuşturulmaması karşısında, kartlara ilişkin hesap ekstreleri ...'e gösterilerek sanığın gerçekleştirdiği kartların kullanımına ilişkin eylemler ve bu eylemler nedeni ile sanığa sağlanan yarar miktarlarının açıklığa kavuşturulması, buna göre sanığın eyleminin sabit olup olmadığı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayininin gerektiği kanaati ile eksik araştırma bulunmadığı yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.", Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle karşı oy kullanmışlardır. 2- Sanığın eyleminin TCK'nın 241/1. maddesinde düzenlenen "Tefecilik" suçunu mu yoksa 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu mu oluşturduğu; Bu aşamada bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyesince sanığın eyleminin hem TCK'nın 241/1. maddesinde düzenlenen "Tefecilik" suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bahse konu uyuşmazlık konuları bu doğrultuda birlikte değerlendirilmiştir. Tefecilik suçu, 5237 sayılı TCK'nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" başlıklı dokuzuncu bölümününde yer alan 241. maddesinde; "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." biçiminde düzenlenmiş iken 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesi ile anılan maddenin birinci fıkrasında yer alan “beş yıla kadar hapis ve” ibaresi “altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye ikinci fıkra olarak "Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır." ibaresi eklenmiştir.Madde gerekçesinde; "Faiz veya başka bir namla da olsa kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verilmesi, tefecilik suçunu oluşturur. Tefecilik suçu, iktisadi hayatımızda, 'senet kırdırma' denen usulle de işlenebilir. Örneğin henüz vadesi gelmemiş bir bononun vadesinden önce başkasına verilerek karşılığında bono üzerinde yazılı meblağdan daha az bir paranın alınması durumunda tefecilik suçu oluşur. Çünkü, bu durumda bononun el değiştirmesi, kişiler arasında doğmuş olan bir alacak borç ilişkisine dayanmamaktadır. İfade yerinde ise, bu durumlarda, birer ödeme aracı olan bononun veya çekin kendisi satılmakta ve satın alınmaktadır. İzlenen suç politikası gereğince, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi cezalandırılmaktadır. Buna karşılık, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır." şeklinde açıklamalara yer verilmiştir.5237 sayılı TCK öncesinde tefecilik suçu mülga 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Kanunu’nda ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de düzenlenmiş, 765 sayılı TCK'da tefecilik suçuna yer verilmemiştir. Tefecilik suçu, 5237 sayılı TCK içerisine 241. maddeyle dâhil edilmiş ise de tanımı yapılmamıştır. Buna karşılık mülga 90 sayılı KHK ve 2279 sayılı Kanun’da "tefeci" ve "tefecilik" kavramlarının tanımları yapılmıştır. Buna göre, 2279 sayılı Kanun’un 14. maddesinde;"1 inci maddeye göre izin almaya mecbur olan hakiki veya hükmi şahıslardan bu mecburiyete riayet etmeyenlere veya 9 uncu madde hükümlerine göre Bakanlar Kurulunca ittihaz edilecek kararlara aykırı hareket eyleyenlere ve beyannamelerindeki şartları ve faiz hadlerini muvazaa ile gizleyenlere tefeci denir.", 2279 sayılı Kanun'u ceza hükmünü düzenleyen 17. maddesi dışında yürürlükten kaldıran 90 sayılı KHK'nın 9. maddesinde ise; "Bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca ikrazatçılık yapmak üzere izin alınmadan, faiz veya her ne ad altında olursa olsun, bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işlemlerinin yapılması veya bu işlerin meslek ittihaz edilmesi ve Kanun Hükmünde Kararname uyarınca alınan ikrazatçılık izni iptal edildiği halde ödünç para verme işlerine devam edilmesi, tefecilik sayılır." şeklinde tanımlara yer verilmiştir.Tefecilik kavramı, ikrazatçılık kavramı ile de yakından ilgili olup 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/a bendinde ikrazatçı; "Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişiler" olarak tanımlanmıştır. 13.12.2012 tarihli ve 28496 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 52. maddesi ile 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmıştır. Yine anılan madde ile diğer kanunlarda, 90 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye yapılan atıfların, bu Kanun'un ilgili maddelerine yapılmış sayılacağı kabul edilmiştir. 6361 sayılı Kanun'un "İkrazatçılarla ilgili hükümler" başlıklı geçici 5. maddesinde ise "90 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden aldıkları yetkiye istinaden ikrazatçılık faaliyetinde bulunanlar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde bu Kanunda sayılı faaliyetlerden birini yürütmek amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilirler. Bu süre içinde mevcut sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının tahsiline yönelik işlemler dışında yeni bir ikrazatçılık faaliyetinde bulunamazlar. Kuruma başvuruda bulunan ikrazatçılar Kuruldan gerekli izinleri almak suretiyle faaliyetlerine faktoring, finansal kiralama veya finansman şirketi olarak devam edebilirler. Kurulacak bu şirketler bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alan sermaye yükümlülüğünü üç yıl içinde yerine getirmek zorundadır. Kuruma başvuruda bulunmayan veya başvurduğu halde Kuruldan gerekli izinleri alamayanların ikrazatçılık faaliyet izinleri başka bir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer." şeklindeki hüküm ile ikrazatçıların durumu düzenlenmiştir. 6361 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde "Finansal kiralama"; "Bir finansal kiralama sözleşmesine dayalı olmak koşuluyla, bu Kanun veya ilgili mevzuatı uyarınca yetkilendirilen kiralayan tarafından finansman sağlamaya yönelik olarak bir malın mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi; kiracıya kira süresi sonunda malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması; kiralama süresinin malın ekonomik ömrünün yüzde sekseninden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya finansal kiralama sözleşmesine göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının malın rayiç bedelinin yüzde doksanından daha büyük bir değeri oluşturması hâllerinden herhangi birini sağlayan kiralama işlemini," şeklinde tanımlanmıştır. Faktoring ve finansman kavramları ile ilgili olarak anılan Kanun'da bir tanım yapılmamakla birlikte aynı Kanun'un 38. maddesinin birinci fıkrasında faktoring sözleşmesi; "...mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilebilen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir almak suretiyle, faktoringşirketinin müşterisine sağladığı tahsilat, borçlu ve müşteri hesaplarının tutulmasının yanı sıra finansman veya faktoring garantisi fonksiyonlarından herhangi birini ya da tümünü içeren sözleşmedir.", 39. maddesinin birinci fıkrasında ise finansman sözleşmesi; "her türlü mal veya hizmet alımının, malı veya hizmeti satın alan gerçek veya tüzel kişinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim veya temini ile birlikte doğrudan satıcıya ödeme yapılması suretiyle kredilendirilmesini öngören sözleşmedir. Kredi geri ödemeleri, adına kredi açılanlar tarafından finansman şirketlerine yapılır." şeklinde ifade edilmiştir. Bu anlamda 90 sayılı KHK'yı yürürlükten kaldıran 6361 sayılı Kanun'da ödünç para verme eylemine ilişkin olarak herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir (Veli ... Özbek-Koray Doğan-Pınar Bacaksız, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 16. Baskı, Seçkin Yayınevi, ... 2021, s. 944.).Tefecilik suçuyla korunan hukuksal değer serbest rekabet mekanizması ve ekonomik yaşamın güvenilirliğidir. Bu nedenle suç TCK'nın "Topluma Karşı Suçlar" kısmının "Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar" bölümünde düzenlenmiştir. Suçun konusunu kazanç karşılığı başkasına verilen ödünç para oluşturur. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’nde ödünç; "İleride geri verilmek veya alınmak şartıyla alınan veya verilen şey" olarak ifade edilmiştir. Ancak burada ödünç olarak verilen her şey bu suçun konusunu oluşturmayacak, madde metninde de açık şekilde ifade edildiği gibi yalnızca "para" bu suçun konusunu oluşturacaktır. Öte yandan paranın Türk parası ya da yabancı para olması suçun oluşması bakımından önem taşımamaktadır. Gerek Türk parası gerekse de yabancı para tefecilik suçunun maddi konusu olabilir. Tefecilik suçunun hareket unsuru, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme işlemidir. Ancak ikrazatçılık müessesinin uygulandığı dönemde bu konuda yetkili organlardan izin alınarak faiz karşılığında ödünç para verilmesi hâlinde ise suç oluşmayacaktır. Tefecilik suçunun oluşması için, fail tarafından başka birisine kazanç elde etmek amacıyla ödünç para verilmiş olması gerekir. Kazanç elde etme amacı olmayan ödünç verme eylemleri ise bu suçu oluşturmayacaktır.5237 sayılı TCK yürürlüğe girmeden önceki dönemde tefecilik suçunun oluşması için Ceza Genel Kurulunun 03.07.1995 tarihli ve 207-236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, bir kimsenin birden fazla kişiye sürekli ve sistemli bir biçimde faiz karşılığı ödünç para vermek suretiyle kendisine çıkar sağlaması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 241. maddesindeki düzenlemeye göre ise kişinin yalnızca bir kişiye ödünç para vermesi suçun oluşması için yeterli olup bu işi meslek hâline dönüştürüp dönüştürmemesinin bir önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle suçun temadi ettiğinden ve birden fazla kişiye ödünç para verilmesinin tek suç oluşturduğundan bahsedilemeyecektir. Tefecilik suçu, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme eylemiyle tamamlanır. Kasten işlenen bir suç olup suçun tamamlanması için fiilen kazanç elde edilip edilmediğinin ve ödünç verilen paranın geri ödenip ödenmediğinin bir önemi bulunmamaktadır. Suç tarihi ise kazanç elde etmek amacıyla ödünç paranın verildiği tarihtir. Tefecilik suçunun mağduru konusunda öğretide ve yargı kararlarında farklı görüşler bulunmaktadır. Bu görüşler suçun mağdurunun ödünç para alan gerçek kişi mi yoksa toplumun geneli mi olduğu hususunda yoğunlaşmaktadır. Bu görüşleri kısaca incelemek gerekirse; Örneğin Birtek'e göre, tefecilik suçunun mağduru, ödünç para alan gerçek kişidir. Yazara göre bu suç bakımından mağdur, genellikle acil ekonomik kaynağa ihtiyaç duyan ancak banka ve diğer kredi kurumlarına müracaat edemeyen, müracaat etse de ekonomik ihtiyacını bu kurumlar vasıtasıyla karşılayamayan ekonomik açıdan zor durumda bulunan kişilerdir. Bir kısım yazarlar ise tefecilik suçunun mağdurunun toplumun geneli olduğunu savunmaktadırlar. Örneğin Özgenç bu suçun mağdurunun ödünç para alan kişi olamayacağını, zira bu suçun aslında çok failli suçlardan (karşılaşma suçu) olduğunu ve fakat izlenen suç politikası gereğince ödünç para alanın cezalandırılmadığını, ne var ki bunun o kişiyi mağdur kabul etmek anlamına da gelmeyeceğini ifade etmektedir. Yazara göre, tefecilik suçunun mağduru toplumu oluşturan ve istikrarlı makroekonomide yararı bulunan herkestir. Benzer şekilde Parlar da tefecilik suçunun mağdurunun ödünç para alan ve bu nedenle ekonomik yönden sömürülen bireyler değil, ödünç para verme işleminin ilgili mevzuatta öngörülen kurallara aykırı olarak yapılmasından dolayı çıkarları ihlal edilen toplumun bütün bireyleri, yani toplum olduğunu ileri sürmektedir. Yine Yaşar, Gökcan ve Artuç'a göre de tefecilik suçunun mağduru belli kimselerden ve sayıdan oluşmayan topluluktur. Kısacası bu suçta ödünç para alan değil, tüm toplum mağdurdur.Buna karşın bazı yazarlar, konuyu mağdur - suçtan zarar gören kavramları üzerinden ele almışlardır. Örneğin Özbek, Kanbur, Doğan, Bacaksız ve ...'ye göre; suçun mağduru genellikle acil ekonomik ihtiyaca gereksinim duyan ve banka ve diğer kredi kurumlarına müracaat edemeyen veya müracaat etse de bu kurumlardan kredi alamayan ve dolayısıyla ekonomik açıdan zor durumda bulunan kişidir. Mağdur, suçun icra hareketlerinin üzerinde gerçekleştiği kişidir. O halde, ödünç para alan suçun mağdurudur. Buna karşın, haklı çıkarı bir şekilde zedelenen kişi ise suçtan zarar gören olduğuna göre kamu, yani toplumun bu suçta suçtan zarar gören olduğunu da kabul etmek gerekir.Yargıtay uygulamalarına bakıldığında ise, 5237 sayılı TCK öncesinde ivaz karşılığı ödünç para alanların tefecilik suçunun mağduru olamayacağı noktasında genel bir kabul bulunmaktadır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 29.05.1989 tarihli ve 147-209 sayılı kararında;"Sanık hakkındaki dava izin belgesi olmaksızın ödünç para vermek suçundan açılmıştır. Sanığa yüklenen bu eylemden gerçek ya da tüzel kişilerin zarara uğradıkları söylenemez. Ancak, bu tür faaliyetlerin Devletin denetim ve gözetimi altında ve izin belgesi alınmak suretiyle yapılması gerekir. O hâlde ... Hazinesi bu suçlarda mağdur sıfatını kazanabilir. İzin almadan ödünç para vermek suretiyle faaliyette bulunduğu iddia edilen sanığın bu eyleminden mağdurun doğrudan doğruya zarara uğradığı söylenemeyeceğinden, mağdur sıfatını kazanması mümkün olmayan şikâyetçinin temyiz isteminin reddine karar verilmelidir." sonucuna ulaşılmıştır.5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesinden sonra ise Yargıtay, tefeciden kazanç karşılığı borç para aldığı belirtilen kişilerin suçun mağduru, Hazinenin ise suçtan zarar gören olduğunu kabul etmiştir (Örneğin Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 02.10.2015 tarihli ve 10871-14742 sayılı kararı).Ancak, Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli ve 118-208 sayılı kararında; tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağı kabul edilmiştir.Diğer yandan, tefecilik suçunda ivaz karşılığı ödünç para alanların hukuki niteliğindeki bu tartışmalara karşın gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda 5237 sayılı TCK döneminde farklı kişilere karşı ödünç para veren kişi hakkında bir suç işleme kararı ile hareket ettiği sürece zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği noktasında birlik bulunmaktadır. Yeni TCK döneminde TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, bunu meslek hâline getirmenin suçun unsurları içerisinde yer almadığı da gözetilerek, değişik zamanlarda ve farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanması gerektiği, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında dava konusu olsun ya da olmasın tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği kabul edilmektedir. Bu aşamada uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için uygulamada nakit para temini veya kredi kartı borcunun ödemesi için kullanılan yöntemlere değinilmesinde fayda bulunmaktadır. Bu yöntemlerden birincisinde kart borcunu ödeyemeyen kişinin borcu fail tarafından ödenmekte, ödenen kısma belirli miktar eklenerek POS cihazından satış yapılmış gibi çekilip bedel de taksitli satış yapılmış gibi gösterilmektedir. İkinci hâlde ise fail kendisine müracaat eden kişiye belli bir miktar para verip sonra verilen bu paraya belirli bir komisyon ekleyip bu bedeli de parayı alanın kartından satış yapılmış gibi POS cihazı aracılığıyla taksitlendirmekte ya da nakit olarak çekmektedir.Bu fiillerin tefecilik suçunu oluşturup oluşturmadığı hususunda doktrinde yer alan görüşler incelendiğinde; Özbek, Kanbur, Bacaksız, Doğan ve ...'ye göre; kredi kartı kullanılmak suretiyle yapılan alışverişlerde ödünç verilen paradan söz etmek mümkün olmadığından bu fiiller tefecilik suçuna vücut vermeyecektir. Yaşar, Gökcan ve Artuç'a göre; gerçekte satım sözleşmesi yapılmış gibi gösterildiği hâlde satım sözleşmesine dayanmaksızın kredi kartı ile altın ve sair alışveriş yapılmış gibi göstererek kredi kartından çekilen bedelden daha az bir bedelin kart sahibine ödenmesi gibi işlemler tefecilik suçunu oluşturacaktır.Birtek'e göre; her ne kadar kredi kartından para çekilmesi işleminde karşılık hemen alınmış olsa da gerçekte bir ödünç para verme işlemi söz konusu olduğundan tefecilik suçunun oluştuğu konusunda tereddüt bulunmamaktadır. Çünkü tefecilik suçunun oluşumu için fazla değerin (faiz) alınması konusunda geçecek sürenin uzun veya kısa olmasının önemi yoktur. Özgenç'e göre; gerçekte bir mal satışı yapılmadığı hâlde, bir mal satışı yapılmış ve satışı yapılmayan malın bedeli kadar para da kredi kartı kullanılarak ödenmiş gösterildiği hâllerde muvazaa hâlinin söz konusu olması nedeniyle, gerçekte mal satışı yapılmadığı hâlde görünüşte "mal bedeli" olarak tahsil edilen paranın bir kısmının borçluya nakit olarak verilmesi eylemi tefecilik suçunu oluşturacaktır. ...'ya göre; alıcının kredi kartı cihaza okutulduğunda, malın bedelinin hangi hesaba ödenmesi gerektiği, kendiliğinden alıcının hesabına bildirilmekte olup alıcının hesabından satıcının hesabına para aktarılması ise kart şirketi ile üye ... yeri (satıcı) arasındaki sözleşmeye göre gerçekleşmektedir. Bankalarla satıcılar arasında yapılan sözleşmelere göre para en erken komisyon kesilerek bir gün sonra satıcının hesabına geçmektedir. Tefecilikte faiz için belirlenen sürenin önemli olmaması ve satıcının hesabına paranın en erken bir gün sonra geçmesi yani aynı gün geçmemesi nedeniyle gerçekte bir mal satışı yapılmadığı halde bir mal satışı yapılmış ve satışı yapılmayan malın bedeli kadar para da kredi kartı kullanılarak ödenmiş gösterildiği hâllerde muvazaa hâlinin söz konusu olması nedeniyle, gerçekte mal satışı yapılmadığı hâlde, görünüşte "mal bedeli" olarak tahsil edilen paranın bir kısmı borçluya nakit olarak verilmesi eyleminin tefecilik suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir. Öte yandan 01.03.2006 tarihli ve 26095 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’nun genel gerekçesi "Teknolojide sağlanan gelişmeler ve küreselleşmenin hız kazanması, banka kartları ve kredi kartlarının dünyadaki gelişimine paralel olarak ülkemizde de kullanımını yaygınlaştırmıştır. Bu kartları kullananların sayısı ve yapılan harcamalardaki artış, bankalar arasında rekabetin artmasına neden olmuştur. Banka kartları ve kredi kartları kullanılarak yapılan ödemelerin hızlı, kolay ve güvenilir bir şekilde gerçekleştirilmesi, tüketiciler ve işyerlerinin bu kartları kullanımını artırmıştır. Bu kartların, hamilini para taşıma zorunluluğundan kurtarma, çalınma ve kaybolma gibi olası tehlikelere karşı koruma gibi faydaları bulunmaktadır. Ayrıca, gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi kredi kartlarının etkin bir şekilde kullanımını sağlayacak yasal alt yapının olması durumunda kredi kartları, kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınması ve küçültülmesi hususunda büyük önem arz etmektedir...Sektörün sağlıklı gelişimi için; terminolojinin tanımlandığı, tarafların hak, yükümlülük ve sorumluluklarının belirlendiği, kartların kullanımına ilişkin genel işlem şartlarının hüküm altına alındığı, sistemde yer alan kuruluşların denetiminin genel çerçevesinin çizildiği, Kanun kapsamındaki kuruluşların ve ilgili kamu kuruluşlarının kendi aralarındaki bilgi alışverişi esaslarının belirlendiği, banka kartı ve kredi kartı kullanan tüketicilerin haklarının güvence altına alındığı, ispat yükünün açıklığa kavuşturulduğu, ilgili suçların ve cezaların belirlendiği bir kanunun hazırlanması zarureti hâsıl olmuştur..." şeklinde açıklanmış olup "Amaç" başlıklı birinci maddesi;"Bu Kanunun amacı; banka kartları ve kredi kartlarının çıkarılmasına ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları düzenlemek suretiyle kartlı ödemeler sisteminin etkin çalışmasını sağlamaktır." şeklinde düzenlenmiştir. Anılan Kanun'un 3. maddesinde, banka kartının; "mevduat hesabı veya özel cari hesapların kullanımı dahil bankacılık hizmetlerinden yararlanmayı sağlayan kartı”, kredi kartının; "nakit kullanımı gerekmeksizin mal ve hizmet alımı veya nakit çekme olanağı sağlayan basılı kartı veya fizikî varlığı bulunmayan kart numarasını", kart hamilinin; "banka kartı veya kredi kartı hizmetlerinden yararlanan gerçek veya tüzel kişiyi", harcama belgesinin: "Banka kartı veya kredi kartı ile yapılan işlemler ile ilgili olarak üye işyeri tarafından düzenlenen, kart hamilinin işlemden doğan borcu ile diğer bilgileri gösteren ve kart hamilinin kimliğinin bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemle belirlendiği haller dışında kart hamili tarafından imzalanan belgeyi", nakit ödeme belgesinin; "Bankalarca veya yetkili üye işyerlerince banka kartı veya kredi kartı hamiline yapılan nakit ödemelerde düzenlenerek, kart hamilinin kimliğinin bir kod numarası, şifre veya kimliği belirleyici başka bir yöntemle belirlendiği haller dışında kart hamili tarafından imzalanan belgeyi", alacak belgesinin ise "Banka kartı veya kredi kartı kullanılarak alınmış olan malın iadesi veya hizmetin alımından vazgeçilmesi veya yapılan işlemin iptali halinde kart hamilinin hesabına alacak kaydedilmek üzere üye işyeri tarafından düzenlenen belgeyi" ifade ettiği belirtilmiştir. Banka kartının mülkiyet hakkı bankaya, kullanım hakkı ise kart hamiline aittir. Banka kartına sahip olabilmek için, kart hamilinin öncelikle bankada bir mevduat hesabının veya özel cari hesabının bulunması gerekli olup bu kart, kart hamilinin ATM üzerinden kendi hesabına ulaşmasını, hesabından para çekmesini, havale ve diğer bankacılık işlemlerini yapmasını sağlamaktadır. Kredi kartı ise bankalar ve kart çıkarmaya yetkili kuruluşların müşterilerine belirli limitler dahilinde açtıkları krediler ile nakit kullanmaksızın mal veya hizmet alımı veya nakit kredi çekme olanağı sağlamak için verdikleri ödeme aracıdır. Kredi kartının mal ve hizmet alımı için kullanılması hâlinde, kredi kartını çıkaran banka veya kurum, kart hamili ve üye ... yerinden oluşan üç taraf bulunmaktadır. Kart hamili, anlaşmalı ... yerinden mal veya hizmet şeklindeki gereksinimlerini karşılarken, bedeli nakden değil ilgili satış belgesini imzalayarak ya da şifresini girerek ... sayılır. Buna karşılık satıcı ise sattığı mal ve hizmetin bedelini, kredi kartını çıkaran kurumdan tahsil eder. Hamil de anlaşma koşullarına uygun olarak mal veya hizmet bedelini daha sonra kartı çıkaran kurum veya bankaya ödeyerek kart sistemindeki işlem akışını tamamlamaktadır. Ödemenin, kredi kartı uygulamalarında da kullanılan Point Of Sale (POS) terminali kullanılarak yapılması da mümkündür. POS terminali, alıcının kullandığı kredi kartı hesabına ulaşmasına imkân veren bir telekomünikasyon aleti olup kredi kartını okuma yeteneği ile de donatılmış olan bu cihaza kart okutulunca, alıcının banka hesabı ile bağlantı kurulur ve satın alınan mal için ödenecek bedeli gösteren bilgi, cihazın üzerindeki tuşlar kullanılarak, alıcının hesabına iletilir. Alıcının kredi kartı cihaza okutulduğunda, malın bedelinin hangi hesaba ödenmesi gerektiği, kendiliğinden alıcının hesabına bildirilmiş olur. Alıcının hesabından satıcının hesabına para aktarılması ise kart şirketi ile üye ... yeri arasındaki sözleşmeye göre gerçekleşir (Muzaffer Şeker, Elektronik Ödeme Sistemleri, ... Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, yıl:10, sayı: 20, Güz 2011, s. 60-61.). 5464 sayılı Kanun'un "Sahte belge düzenlenmesi" başlıklı 36. maddesi; "Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılırlar." şeklinde düzenlenmiş olup satış yapılmış gibi harcama belgesi, nakit ödemesi yapılmış gibi nakit ödeme belgesi, mal iadesi, hizmet alımından vazgeçilmesi ya da işlemin iptali olmaksızın bu işlemler yapılmış gibi alacak belgesi düzenlenmesi veya bu belgelerde tahrifat yapılması suretiyle kendilerine veya başkalarına yarar sağlayanların eylemleri suç olarak düzenlenmiştir. Anılan suçun konusunu harcama, nakit ödeme ya da alacak belgesi oluşturmaktadır. Seçimlik hareketli olarak düzenlenen bu suçun tamamlanması için ise anılan belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapılması yeterli olmayıp ayrıca bu eylem sonucunda failin kendisine veya bir başkasına yarar sağlaması da gerekmektedir. Bu suçun faili herkes olabilir. Mağduru ise kural olarak, 5464 sayılı Kanun'un 3. maddesinde "Banka kartı veya kredi kartı sistemi kuran ve bu sisteme göre kart çıkarma veya üye işyeri anlaşması yapma yetkisi veren kuruluşları," şeklinde tanımlanan kartlı sistem kuruluşlarıdır. Nitekim Yargıtay uygulamaları da bu yönde gelişmiştir.Anılan suç doğrudan kastla işlenilebilen bir suçtur. Failin hangi amaçla hareket ettiğinin diğer bir ifade ile saikinin bir önemi yoktur. Bu nedenle, örneğin; nakit ihtiyacı nedeniyle kendisine başvuran kişiye yardım etmek amacıyla herhangi bir mal satışı veya hizmet ifası olmadan bu kişinin kredi kartı ile POS cihazından çekim yapıp çektiği bu miktarı kart sahibine ödeyen failin eyleminin gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemek suretiyle başkasına yarar sağlaması nedeniyle 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir.Diğer taraftan 5237 sayılı TCK’nın hazırlanmasında "Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır." ilkesi esas alınmış olup ... Komisyonu raporunda da bu husus; "Ceza hukukunun temel kurallarından birisi, ‘kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza vardır.’ şeklinde ifade edilmektedir. Bunun istisnaları, suçların içtimaı bölümünde belirlenmiştir. Bu istisnalar dışında, işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedilecektir. Böylece verilen her bir ceza, bağımsızlığını koruyacaktır." şeklinde ifade edilmiştir (TBMM ... Komisyonu’nun 03.08.2004 tarihli ve 1/593-60 sayılı raporu.).5237 sayılı TCK’nın birinci kitabının, ikinci kısmının, "Suçların İçtimaı"nı düzenleyen beşinci bölümünde yer alan “Bileşik Suç” başlıklı 42. maddesi;“Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.”,“Zincirleme suç” başlıklı 43. maddesi; “(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.”, “Fikri içtima” başlıklı 44. maddesi ise;“İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” şeklinde hüküm altına alınmış olup işlenen her bir suçla ilgili olarak ayrı ayrı cezaya hükmedileceğine ilişkin kuralın istisnaları belirtilmiştir.Tek fiille birden fazla suç normunun ihlali hâlinde, bu normlar arasındaki içtima ilişkisi ya "farklı neviden fikri içtima" ya da "görünüşte içtima" kapsamında kalmaktadır.TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen farklı neviden fikri içtima hükmünün uygulanabilmesi için işlenen bir fiille birden fazla farklı suçun oluşması gerekmektedir. Kanun koyucu, işlediği bir fiille birden fazla farklı suçu işleyen failin, fiilinin tek olması nedeniyle en ağır ceza ile cezalandırılmasını yeterli görmüş, bu şekilde “non bis in idem” kuralı gereğince bir fiilden dolayı kişinin birden fazla cezalandırılmasının da önüne geçilmesini amaçlamış, “erime sistemi”ni benimsemek suretiyle, bu suçlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı ceza verilmesi ile yetinilmesini tercih etmiştir. Bu bağlamda tek fiil veya bir fiilden ne anlaşılması gerektiğinin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de, hukuki manada hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi, bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabulüdür. Fikri içtimada da, fiil ya da hareketin tek olması, doğal anlamda değil hukuksal anlamda tekliği ifade etmektedir. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de, ortaya konulan bu davranışlar, suçun kanuni tanımında yer alan hukuki anlamdaki tek bir fiili oluşturmaktadır (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 9. Baskı, Seçkin Yayınevi, ..., 2016, s. 492.).Öte yandan "Görünüşte içtima" çeşitli normların aynı fiille ilgili görünmelerine rağmen, aslında bunlardan yalnız birinin uygulanabilmesidir (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, ..., 1972, s.167.). Görünüşte içtima kanunda düzenlenmemiştir, ancak ceza normlarının birbirleriyle olan ilişkisi ve bunların yorumundan aynı fiille ilgili görülen çeşitli normlardan sadece birinin uygulanabileceği sonucuna varmak mümkün olduğundan, kanun koyucunun görünüşte içtima şekillerine yer vermesi gerekmemektedir (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, ..., Eylül 2015, 8. Bası, s.519.). Fikri içtima ve görünüşte içtimanın ortak özelliği fiilin tek ve aynı olmasıdır. Ancak fikri içtima hükmünün uygulanabilmesi için görünüşte içtima hâllerinden birinin bulunmaması gerekmektedir. Bu nedenle, tek fiille ilgili suç tipleri arasında öncelikle görünüşte içtima ilişkisinin bulunup bulunmadığının tespiti gerekli olup görünüşte içtima ilişkisinin bulunması, fikri içtima hükmünün uygulanmasına engel teşkil eder. Fikri içtimanın görünüşte içtimadan en önemli farkı, fikri içtima hâlinde sebebiyet verilen suç tiplerine ilişkin normların hepsinin uygulanabilmesine karşılık görünüşte içtimada normlardan sadece birinin uygulanabilir olmasıdır. Başka bir deyişle, görünüşte içtima hâlinde gerçekte sadece bir norm ihlâl edilmekte olup diğer normların ihlâli sadece görünüştedir. Çünkü suç tiplerine ilişkin normların hepsi fiilin haksızlık muhtevasını tümü ile kapsamakla beraber gerçekte uygulanacak olan norm, haksızlık muhtevası itibarı ile diğer normları da tüketmekte, tüm normlar haksızlık ilişkisi bakımından tamamen örtüşmektedir. Dolayısıyla, normlardan sadece biri gerçekte uygulanma kabiliyetine sahiptir (Neslihan Göktürk, Fikri İçtima, ... Yayınevi, ... 2013, s. 73-74.).Görünüşte içtima hâllerinde hangi hükmün uygulanması gerektiği, "tüketen-tüketilen norm ilişkisi", "yardımcı (tali) normun sonralığı" ve "özel normun önceliği" gibi ilkelere göre belirlenmektedir. Bir ceza normu bir veya daha fazla başka ceza normlarını bünyesine almış ise "tüketen-tüketilen norm ilişkisi"nden söz edilir. Bu durumda normları bünyesine alan ceza normu, diğer normları tüketmektedir. Bu takdirde fiile sadece tüketen norm uygulanabilecektir. TCK'nın 42. maddesinde tanımlanmış olan "bileşik suç" tüketen-tüketilen norm ilişkisinin tipik görünümlerinden birisidir. Örneğin; yağma suçu, hırsızlık ve cebir/tehdit suçlarını bünyesinde barındırmakta, başka bir anlatımla o suçları tüketmektedir. Genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm, genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmektedir. Böyle bir durumda "özel normun önceliği" ilkesi uyarınca olaya genel norm değil özel norm uygulanacaktır. Suçun temel ve nitelikli hâlleri arasındaki ilişki, özgü suç ve genel suç arasındaki ilişki ile genel ve özel kanun arasındaki ilişki, özel-genel norm ilişkisi içinde değerlendirilmektedir (M. Emin Artuk-A. Gökçen- A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, ... Yayınevi, ..., 2014, s. 636; Veli ... Özbek, ... Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker ..., Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, Seçkin Yayınevi, 6. Bası, 2015, s. 612-613; Berrin Akbulut, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 3. Bası, ... Yayınevi, ..., 2016, s. 685-686; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, ... Yayınevi, 8. Bası, ..., 2015, s.520.). Örneğin, 5237 sayılı Kanun'da zimmet suçunu düzenleyen 247. madde hükmü genel norm niteliğinde iken 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 160. maddesinde düzenlenmiş olan zimmet suçu özel norm niteliği taşıdığından, Bankacılık Kanunu kapsamındaki bir banka görevlisinin zimmet suçunu işlemesi durumunda özel normun önceliği ilkesi gereğince 5237 sayılı TCK'nun 247. maddesi değil Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükmü uygulanmalıdır. Özel norm genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva ettiği için onun önceliğinde daha ağır bir ceza içerip içermemesinin bir önemi yoktur. Özel nitelikteki norm kapsamına giren bütün durumlara tek norm olarak uygulanacaktır (Kayıhan İçel, ... Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı 14, Güz 2008 s. 41.). Yardımcı (tali) normlar da, asli normlarla benzer hukuki yararları koruyan normlardır. Bu tür normlar, asli normların tatbik edilemeyeceği durumlarda kanunda boşluk oluşmasını engellemek amacıyla getirilmiş düzenlemelerdir. Asli-yardımcı norm ilişkisinin olduğu durumda fiile yardımcı norm değil asli norm uygulanacaktır. Bir normun yardımcı norm mu asli norm mu olduğunun, asli normun uygulanamadığı yerlerde başvurulan bir norm olmasından anlaşılması bir yana, düzenleme içinde, "fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde", "kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında" ve "eylemin başka bir suç oluşturmaması hâlinde" gibi ifadelerin yer alıp almamasına göre de belirlenmekte, bu gibi ifadelerin yer aldığı normların yardımcı norm olduğu kabul edilmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 257 ve 261. maddelerinde de benzer ifadeler bulunduğundan bu maddelerle getirilen hükümlerin yardımcı norm niteliğinde oldukları kabul edilebilir. Bir normun yardımcı nitelikte olduğu kanun metninden açıkça anlaşılıyorsa bunlar "açık yardımcı normlar" olarak isimlendirilir. Açık yardımcı normlar yönünden, kanun metinlerinin anlam ve kapsamları açık şekilde belli olduğu için sorun kendiliğinden çözülmektedir. Buna karşılık "örtülü yardımcı normlar"da, kanun metinlerinin gerçek anlam ve kapsamlarını ortaya koymak amacıyla yorum faaliyetinde bulunularak normlar arasındaki ilişki incelenmekte ve hangi normun asli norm, hangi normun yardımcı norm olduğu belirlenmektedir. Örtülü nitelikteki asli-yardımcı norm ilişkisine dayanan görünüşte içtima şekilleri olarak karma suçlar ile geçitli suçlar sayılabilir. "Karma suç", asli-yardımcı norm ilişkisinden doğan, diğer görünüşte içtima şekillerinin kapsamına girmeyen ve aralarında unsur veya ağırlaştırıcı neden ilişkisi bulunmayan suçları düzenleyen, farklı hukuksal değerleri koruyan normların aynı olayda görünüşte uygulanabilir durumda olmaları hâlidir. Failin bir suçu işlemek için aynı hukuki değeri koruyan daha hafif bir suçu işlemek zorunda kaldığı hâllerde ise "geçitli suç" söz konusu olur. Geçit suçları cezalandırılmayan önceki eylemlerin kapsamında sayılırlar ve bu nedenle bütün cezalandırılmayan önceki eylemlerle birlikte görünüşte içtimanın bir türünü oluştururlar. Bu tip görünüşte içtimada, bir suçun işlenmesi için daha hafif suçu basamak yapmak zorunluluğu vardır ve basamak durumunda bulunan suçu düzenleyen normun yardımcı norm oluşu nedeniyle, ağır suçu düzenleyen normun uygulanması ile yetinilir. Geçitli suçun söz konusu olabilmesi için, görünüşte içtima eden normlar arasında açık nitelikte asli-yardımcı norm ilişkisinin bulunmaması, ağır suç ile bu suça ulaşabilmek için aşılması zorunlu basamak durumunda bulunan hafif suçu düzenleyen normların korudukları hukuki değerlerin aynı nitelikte ve aynı türden olmaları, ağır suçun işlenmesi için mutlaka geçit durumundaki daha hafif bir suçun işlenmesinin gerekmesi, hafif suçun faili ve mağduru ile ağır suçun faili ve mağdurunun aynı kişiler olmaları, failin hareketi ile ağırlaşan neticeler arasında nedensellik bağının bulunması ve failin kastının başlangıçtan itibaren ağırlaşan neticeleri gerçekleştirmeye yönelmiş olması gerekir. Bu nedenle fail hareketine taksirle başlamış ve sonradan kastla devam etmişse veya başlangıçta hafif sonucu gerçekleştirmek istediği hâlde daha sonra kastını ağır sonuca yöneltmişse artık geçitli suçtan söz edilemez (Kayıhan İçel, ... Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl: 7, Sayı: 14, Güz 2008, s. 35-49; Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, Sermet Matbaası, ..., 1972, s.226-238.). Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konuları birlikte değerlendirildiğinde;Suçtan zarar gören ...'in suça konu kredi kartlarını komisyon karşılığında borçlarının ertelenmesini sağlamak amacıyla sanığa verdiği, sanığın da söz konusu kartların borcunu ödedikten sonra bu kartlarla herhangi bir mal teslimi ve hizmet ifası olmaksızın değişik ... yerlerinde çekim yaparak ödediği parayı geri almak suretiyle menfaat temin ettiği anlaşılan olayda; Kazanç sağlamak için ödünç para veren faillerin bu alacaklarını teminat altına almaları amacıyla suçtan zarar gören kişilerin kredi kartlarından herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın çekim yapmalarının uygulamada sıklıkla rastlanılan bir yöntem olduğu, diğer bir ifade ile ödünç verilen paraya ilişkin alacağın ... altına alınmasında kredi kartlarının sağladığı kolaylığın tefecilik suçunun işlenmesine neden olan temel etkenlerden biri olduğu, bu anlamda bahse konu eylemlerin her biri ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de başlangıçtan itibaren kazanç sağlamak amacıyla hareket eden failin bu amacına ulaşmak için gerçekleştirdiği eylemler arasında sıkı bir ilişki bulunduğu, bu nedenle de tüm bu hareketlerin hukuki anlamda tek fiil olarak kabul edilmesi gerektiği, yine görünüşte içtima hâllerinde hangi hükmün uygulanması gerektiğine yönelik ilkelerden biri olan "özel normun önceliği" ilkesinde özel normun genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte genel normda yer almayan özel bazı unsurları da ihtiva etmesinin gerektiği, 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde "Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayanlar.." şeklinde hüküm altına alınan "Sahte belge düzenlenmesi" suçunun ise TCK'nın 241. maddesinde "Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi" şeklinde düzenlenen "Tefecilik" suçunun tüm unsurlarını ihtiva ettiğinden bahsedilemeyeceğinden her iki norm arasında özel-genel norm ilişkisinin bulunmadığı, ayrıca 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesi ile TCK'nın 241. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “beş yıla kadar hapis ve” ibaresi “altı yıla kadar hapis ve beşyüz günden” şeklinde değiştirilmiş olup "Tefecilik" suçunun cezasının ağırlaştırıldığı dikkate alındığında, "Sahte belge düzenlenmesi" suçunun özel norm niteliğinde olduğunun kabulü hâlinde bu tarihten sonra işlenen suçlar bakımından alacağını teminat altına almak için suçtan zarar görenin kredi kartından herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifası olmaksızın çekim yapan fail hakkında özel norm niteliğinde olduğundan bahisle daha az ceza öngören "Sahte belge düzenlenmesi" suçundan ceza verilmesi, kazanç sağlamak için başkasına ödünç para vermesine karşın alacağını teminat altına almaya yönelik eylemde bulunmayan fail hakkında ise daha fazla ceza içeren "Tefecilik" suçundan hüküm kurulması gerektiği, bu durumun da adil bir ceza uygulaması olarak kabul edilemeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde; TCK'nın 241. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "Tefecilik" suçunun 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu bünyesine aldığı ve bu suçu tükettiği, diğer bir anlatımla "Sahte belge düzenlenmesi" suçunun "Tefecilik" suçunun unsuru olduğu ve sanığın eyleminin bir bütün hâlinde TCK'nın 241. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "Tefecilik" suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.Bu itibarla, isabetli bulunmayan Yerel Mahkeme direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Sanığın eyleminin TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen "Tefecilik" suçunu mu yoksa 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu mu oluşturduğuna ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Gerçek alışveriş olmamasına rağmen sanığın ...'in kredi kartlarının borçlarını ödeyip daha sonra değişik ... yerlerinde ödeme yaptığı kartlarla ilgili POS cihazlarından çekim yaparak menfaat temin ettiği, dolayısıyla komisyon karşılığında kart borçlarının ertelenmesine sağladığı olayda, eylemin hukuki anlamda tek fiil olduğu, kredi kart borçlarının ertelenmesi karşılığı komisyon kazancı temin edilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Tefecilik suçu TCK'nın 241. maddesinde 'Kazanç elde etmek amacı ile başkasına ödünç para verme' olarak tanımlanmıştır. Ödünç para verme bir kişiye belli bir süre sonra iade edilmek üzere para verilmesidir. Fail belli bir miktar parayı belirli bir süre sonunda fazlasıyla kendisine ödenmesi amacıyla verip kazanç elde etmektedir. Hukuki anlamda tek fiil olan somut olayda sanığın ...'e tefecilik suçunun kanuni tanımında yer alan 'Ödünç para verme' eylemi yoktur. Dolayısıyla bu paranın iadesi sırasında ilave kazanç elde etmesi de söz konusu değildir. Bu itibarla eylem tipik olarak tefecilik suçuna uymamaktadır.5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde düzenlenen 'Gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme' suçu ise 'Gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlama' şeklinde tanımlanmıştır. Bu suç için verilen paranın belli bir süre sonra fazlasıyla ödenmesi söz konusu değildir.Somut olayda kredi kartlarının gerçek bir alışveriş olmamasına rağmen POS cihazlarında kullanılmak suretiyle çekim işlemlerinde kullanılması, bunun karşılığında sanığın kendisine yarar sağlaması gözetildiğinde, eylemin tipik olarak gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenleme suçunu oluşturduğu kanaati ile sayın çoğunluğun eyleminin tefecilik suçunu oluşturduğu yönündeki görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle,Sanığın eyleminin hem TCK'nın 241. maddesinde düzenlenen "Tefecilik" suçunu hem de 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen "Sahte belge düzenlenmesi" suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyeleri ... ve ...; "Sanık hakkında tefecilik suçundan kamu davası açılan olayda, Mahkemesince eylemin 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanun’un 36. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gerçekçesiyle gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçundan mahkûmiyet kararı verilen, kararın temyiz edilmesi üzerine Yüksek 8. Ceza Dairesi 05.11.2018 tarihli ve 2017/831 E. 2018/12081 K. sayılı ilamı ile eylemin tefecilik suçunu oluşturduğu kabulüyle mahkûmiyet hükmü bozulan ve ilk derece mahkemesi kararında direndiği için Yüksek Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlıkta, sanığın eyleminin iki ayrı suç oluşturduğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun sanığın eyleminin sadece tefecilik suçunu oluşturduğu şeklindeki kabulüne katılmak mümkün olmamıştır.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda gerçek içtima kuralının benimsenmesi nedeniyle kural olarak 'Kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza' söz konusudur. Bu kuralın istisnalarına ise TCK’nın 'Suçların içtima' bölümünde, 42 (bileşik suç), 43 (zincirleme suç) ve 44 (fikri içtima) maddelerinde yer verilmiştir. Suçun kanuni tanımı bağlamında fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tekliği esas alınmak suretiyle fiil değerlendirilerek hukuki nitelendirilmeye gidilmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.06.2017 günlü ve 2017/13-566 Esas ve 2017/317 Karar sayılı ilamında 'Ceza hukukunda kanundaki suç tanımına uygun şekilde gerçekleşen her netice ilke olarak ayrı bir suç oluşturur ve fail kaç netice meydana getirmiş ise o kadar suç işlemiş sayılarak her birinden dolayı ayrı ve bağımsız cezalandırılır. Ancak bazı hallerde birden fazla netice meydana gelmiş olsa bile, faile meydana gelen netice kadar ceza verilmeyerek tek bir ceza verilmesi ile yetinilir.' prensibi vurgulanmıştır. TCK'nın 241. maddesinde yazılı tefecilik suçu, kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para verme suretiyle oluşacaktır. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanun’un 36. maddesinde yazılı suç ise kendisine veya başkasına yarar sağlamak amacıyla gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne surette olursa olsun tahrifat yapılması ile oluşacaktır. Hem tefecilik suçu ve hem de gerçeğe aykırı olarak harcama belgesi düzenleme suçu birbirinden bağımsız biçimde farklı fiiilerle işlenebilen suçlardır.Yüksek 8. Ceza Dairesinin kabulüyle de, tanık ...'in, komisyon karşılığında kredi kartı borçlarını ödemesi için sanığa kartlarını ve şifrelerini bıraktığı, sanığın da kredi kartlarının borçlarını ödeyip daha sonra değişik ... yerlerinde ödeme yaptığı kartlarla ilgili çekim yaptırarak menfaat temin ettiği anlaşılan olayda, kazanç elde etmek amacıyla ödünç para vermek düşüncesiyle hareket eden sanığın kazancını ... etmek için kredi kartı borçlarını ödemek suretiyle ödünç nakit para verdiği tanığın kredi kartlarından çekim yapmak suretiyle gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlediği de açıktır. Burada sanık tefecilik kastıyla tanığın kredi kartı borcunu ..., bunun yanında kazancını temin amacıyla elinde bulundurduğu tanığın kredi kartı ile POS cihazından gerçeğe aykırı harcama belgesi düzenlemiştir. Yani sanık tefecilik suçuna konu kazanç elde etme amacıyla ödünç para vermiş, verdiği bu paranın geri dönüşünü ... altına almak için de kredi kartını kullanarak ayrı bir eylemde bulunarak 5464 sayılı Kanun'un 36. maddesinde yazılı suçu işlemiştir. Her iki eylem birbirinden bağımsız hareketler içeren eylemler olup bir suçun diğerinin içinde erimesi de söz konusu değildir. Zira tefecilik suçunu işlemek için 5464 sayılı Yasa'ya muhalefet suçunu işleme zorunluluğu yoktur. Eylemlerin gerçekleştiriliş biçimi ve zamanı gözetildiğinde doğal anlamda fiilin tek olduğundan söz edilmeyeceği gibi hukuki anlamda fiilin tek olduğunu söylemek de mümkün değildir. Ayrıca olayda özel norm genel norm ilişkisi de söz konusu olmayıp TCK'nın 44. maddesinin uygulanma koşulları bulunmamaktadır. Bu nedenlerle sanığın eyleminin sadece tefecilik suçu oluşturduğu yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir." görüşüyle, Karşı oy kullanmışlardır. SONUÇ:Açıklanan nedenlerle;1- ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.01.2020 tarihli ve 775-8 sayılı direnme kararına konu hükmünün sanığın eyleminin TCK'nın 241/1. maddesinde düzenlenen "Tefecilik" suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 10.05.2022 tarihinde yapılan müzakerede tüm uyuşmazlık konuları bakımından oy çokluğuyla karar verildi.