Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesine dayanılarak iş akdine son verilmesi üzerine açılan işe iade davasında adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 20/12/2019 tarihinde yapılmıştır. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde, yargılama sürecindeki dava dosyalarında ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden elde edilen bilgi ve belgelerde yer aldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir: 1978 doğumlu olan başvurucu, 8/7/2002 tarihinden itibaren Türkiye Halk Bankası A.Ş. (Kurum) bünyesinde çalışmaya başlamış; en son servis yetkilisi olarak çalışmakta iken 31/8/2016 tarihinde başvurucunun iş akdi feshedilmiştir. Fesih bildiriminde yer alan ifadeler şu şekildedir: " 2016 sürecinin akabinde Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen, OHAL Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin 667 Sayılı KHK'da belirtilen hükümler doğrultusunda önlem alınması gereken ya da performans düşüklüğü, çalışmalarında ve davranışlarında görülen olumsuzluk ve yetersizlikten veya çeşitli muhtemel tisk doğurucu sakıncalardan dolayı Bankada işe devam etmesi uygun görülmeyen personelin iş akdinin feshedilmesineBu kapsamda 2016 Çarşamba günü, mesai saati bitimi itibarıyla iş akdinizin feshedilmesineKarar verilmiştir." Başvurucu, feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine karar verilmesi talebiyle Kurum aleyhine 29/9/2016 tarihinde dava açmıştır. Eskişehir İş Mahkemesine (Mahkeme) sunduğu dava dilekçesinde başvurucu; fesih sebebinin açık ve kesin bir şekilde belirtilmediğini, fesih işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, savunması dahi alınmadan işten çıkarıldığını ileri sürmüştür. Mahkeme 20/12/2016 tarihli kararı ile dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine hükmetmiş, istinaf değerlendirmesinden geçen karar Yargıtay Hukuk Dairesi tarafından temyizen incelenmiş, 25/9/2017 tarihli ilamla eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozulmuş ve dosyanın Mahkemeye iadesine karar verilmiştir. Bozma ilamında başvurucunun iş akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı hususunun araştırılması gerektiği belirtilmiştir. Bozma ilamı doğrultusunda Mahkeme; Bilgi Teknolojileri Kurumuna, Emniyet Genel Müdürlüğüne (Emniyet), İstihbarat Daire Başkanlığına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Başsavcılık), Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) ve Bank Asyaya müzekkere yazarak başvurucu hakkında bilgi/belge toplama yoluna gitmiştir. Bank Asyadan gelen cevabi yazıda başvurucunun hesap kaydının olduğu belirtilmiş ve hesap hareketliliğini içeren doküman dosyaya gönderilmiştir. Mahkeme, Bank Asya hesap hareketlerine ilişkin olarak dosyanın bilirkişi incelemesine gönderilmesine karar vermiş; bu kapsamda hazırlanan 13/5/2019 tarihli raporda, başvurucunun hesabının 2012 yılında açıldığı, 17/6/2014 tarihine kadar (2014 yılı Şubat ila Mayıs ayları da dâhil) düzenli aralıklarla 000 TL tutarında para yatırdığı ve okul taksidi açıklaması ile EFT yaptığının tespit edildiği bildirilmiştir. Kurum; bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde, dosyaya sunulan bilgi ve belgeler uyarınca başvurucunun çocuklarının olağanüstü hâl (OHAL) kapsamında kapatılan okullara devam ettiğini, başvurucunun kapatılan Zaman gazetesine abone olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Başvurucu ise Bank Asya hesabını okul tarafından zorunlu tutulduğu için açtığını, bu hesabı sadece okul taksitlerini ödemek amacıyla kullanıldığını belirtmiştir. Mahkeme 13/6/2019 tarihli kararı ile davanın kabulü ile başvurucunun işe iadesine hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Yargıtay bozma ilamı uyarınca yazılan müzekkerelere verilen cevapların incelenmesinde, davacı hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında herhangi bir soruşturma dosyasına veya açılmış bir kamu davası kaydına rastlanılmadığının, Fetö veri havuzunda davacı hakkında 07/05/2018 tarihi itibariyle Asya Katılım Bankasında açılan hesap dışında herhangi bir bilgiye rastlanılmadığının bildirildiği görülmüş yine davalı Bankadan iş sözleşmesinin feshine dayanak yapılan tüm bilgi ve belgelerin istenmesine rağmen, dosyaya herhangi bir bilgi, belge ya da soruşturma evrakının gönderilmediği, 23/07/2016 tarih ve 667 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname doğrultusunda feshin gerçekleştirildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.Yukarıda yapılan açıklamalar ile tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY, yine devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunan yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti yada iltisakı veya irtibatı olduğuna dair herhangi bir bilgi yada belgeye dosya kapsamında yaptırılan araştırma sonuçları ile ulaşılamadığı yine müflis Asya Katılım Bankası A.Ş. Eskişehir Şubesinde açılan hesapların okul taksiti ödeme amacı ile kullanıldığı, söz konusu hesaplarda FETÖ/PDY terör örgütüne yada müflis Bankaya destek amacına yönelik hareketlerin bulunmadığı anlaşılmış ve Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususlar dikkate alınarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." İşveren Kurum, karara karşı temyiz kanun yoluna başvurmuştur. Bu kapsamda ibraz ettiği dilekçede Kurum, Banka İnsan Kaynakları Daire Başkanlığının 12/6/2018 tarihli yazısında başvurucunun ilgili dönemde Bank Asyada kredi kartı ve hesabının olduğu, aktif Zaman Gazetesi aboneliğinin bulunduğu, çocuğunun OHAL kapsamında kapatılan okullarda eğitim gördüğü, kendisinin Fethullahçı Terör Örgütü ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) müzahir derneğin üyesi olduğu yönünde istihbari bilgi edinildiğini ifade etmiş; bu hususların netleştirilmesi gerekirken eksik inceleme ile müzekkere yazılmadan karar verildiğini ileri sürmüştür. İşveren Kurum ayrıca başvurucunun 14/2/2014 tarihinde Bank Asya hesabına 000 TL yatırdığını, bu tarihten önce ise hesaplarında bu miktarda bir mevduat bulunmadığını, mevcut tespitin iltisakın varlığını ispat ettiğini belirtmiş ve davanın reddini talep etmiştir. Yargıtay Hukuk Dairesi 25/9/2019 tarihli kararı ile temyiz talebinin kabulüne ve davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şu şekildedir:"Bozma sonrasında yapılan araştırmalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının FETÖ ile bağlantılı Bank Asya hesap hareketlerinin ve tarihlere göre mevduat miktarlarının iş veren yönünden iş sözleşmesinin feshi için geçerli sebep teşkil etmekte olduğu anlaşılmıştır. Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ileride muhtemel tazminat davasında değerlendirilmek üzere iş bu davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur." Nihai karar 21/11/2019 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 20/12/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat İlgili mevzuat için bkz. Berrin Baran Eker [GK], B. No: 2018/23568, 2/7/2020, §§ 20-B. Yargıtay Kararları Yargıtay Hukuk Dairesinin 22/10/2007 tarihli ve E.2007/16878, K.2007/30923 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Davalı işveren, davacının geçmişten gelen sabıkası ve özellikle yasadışı örgütle bağlantısı nedeni ile güvenlik önlemi olarak iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih Alman Hukukunda ve Alman Federal Mahkemelerinde şüphe feshi olarak adlandırılmaktadır. Böyle bir fesihte, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluğu ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Davacının geçmişte yasadışı örgüt üyesi olması, davacının görev yaptığı bölgede terör olaylarının artması ve demiryolu ulaşımının da hedefte bulunması, davalı işveren açısından iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin sarsıldığı, elverişli objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphenin bulunduğu anlamına gelmektedir. Davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedenle yapıldığı kabul edilmelidir. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulü hatalıdır." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/11/2018 tarihli ve E.2015/22-2715, K.2018/1720 sayılı kararı şöyledir:"...şüphe feshinin söz konusu olabilmesi için iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olması ve ayrıca olayın aydınlatılması için işverenin kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermesine karşın eylemin gerçekleştiğinin kanıtlanamaması gerektiğinden, somut uyuşmazlıkta davacının sabit olan, doğruluk ve bağlılığa uymayan nitelikteki eyleminin şüphe feshi teşkil etmediği de açıktır..." Yargıtay Hukuk Dairesinin 26/11/2018 tarihli ve E.2018/11097, K.2018/25472 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Taraf iradesine öncelik verilmesi sadece davanın açılmasında değil, yargılama sırasında taraflara ait bir çok usul işleminde de kendisini gösterir...Yani, yargılamada esas olan, dava malzemelerinin taraflarca toplanması ve mahkemeye sunulması olarak tanımlayabileceğimiz 'taraflarca hazırlama (getirilme) ilkesi' dir. Bu ilkenin geçerli olduğu davalarda, dava malzemelerinin mahkemeye tam olarak getirilmemesinin sorumluluğunu taraflar üstlenmiş olup; hakim, kural olarak tarafların ileri sürmediği vakıaları ve belirli bir delili kendiliğinden araştıramaz ve taraflara hatırlatamaz. Diğer yandan, kamu düzenini ilgilendiren davalarda, irade serbestisinin ve taraf iradesine tanınan üstünlüğün bir sonucu olan 'taraflarca hazırlama ilkesi' yerine, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesinin uygulanması esastır. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda; hâkim, davanın ispatı için gereken bütün delillere kendiliğinden başvurur; taraflar da yargılama bitinceye kadar delil gösterebilirler. Bu davalarda bir bakıma, dava ile ilgili olguların hazırlanmasında, tarafların yanında, hakimin de görevli olması söz konusudur.Bu açıklamalar karşısında kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği de olsa işçinin terör örgütleri ile irtibatının bulunması halinde bu durumun hem kamu güvenliğini hem de özel güvenliği tehdit edeceği açıktır. Bu nedenle davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının iş akdinin .../... bağlantısı bulunduğuna dair kuvvetli şüphe duyulması sebebi ile feshedildiğini belirttiği görülmekle; eldeki davada taraflarca hazırlama ilkesi yerine istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulanması gerekmektedir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 17/10/2018 tarihli ve E.2018/11972, K.2018/22382 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Davacının ... sözleşmesinin feshinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı kurum tarafından gerçekleştirilmiştir.Davacı işçi 4857 sayılı ... Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla ... sözleşmesinin 2016 tarihindeki feshinde ... Kanunu'nun ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.Somut olayda davacının ... akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının ... akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı Kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı'nın Terörle Mücadele, Kaçakçılık, Organize Suçlar ve İstihbarat ile ilgili birimlerinden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir.