(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/1578 E. , 2008/8057 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıya ait tarladaki kavak ağaçlarını 7.700.00 YTL bedel karşılığında aldığını, bedelin bir kısmını davalıya ödeyip bir kısmınıda d
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2008/1578 E. , 2008/8057 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıya ait tarladaki kavak ağaçlarını 7.700.00 YTL bedel karşılığında aldığını, bedelin bir kısmını davalıya ödeyip bir kısmınıda davalının dava dışı şahıslara olan borçlarını ödemek suretiyle ödediğini, ancak davalının kavak ağaçlarını vermediği gibi 7.700 YTL’yide geri iade etmediğini ileri sürerek 7.700 YTL’nin faizi ile birlikte tahsilini istemiştir. Davalı, davacıyla kavak ağacı satımı konusunda herhangi bir anlaşmalarının olmadığını, 1998-2006 yılları arasında davacının yanında işçi olarak çalıştığını, davacının ödediği paranın işçilik ücreti olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, parayı aldığını kabul eden davalının, paranın işçilik ücreti olduğuna dair savunmaları ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalıdan satın aldığı kavak ağaçları bedelini ödediğini ancak ağaçların verilmediği iddiası ile ödediği bedelin tahsilini istemiştir. Davacı davasını satım akdi hukuki ilişkisine dayanarak açmıştır. Davalı, davacıdan para aldığının doğru olduğunu ancak bunun kavak ağacı satımı nedeniyle değil, davacı yanında işçi olarak çalışmasından doğan alacağına karşılık olduğunu, baş bir deyişle davacının kendisine olan borcunu bu ödeme ile ödediğini savunmuştur. Davalı yapılan ödemenin hukuki niteliğinin davacının iddia ettiğinden başka olduğunu bildirmiştir. Davalının bu ikrarı vasıflı ikrardır. Buna gerekçeli inkarda denilir. Hukukumuzla vasıflı ikrar bölünemez ve ikrar edenin aleyhine delilde teşkil etmez. Öyle olunca davacı iddia ettiği satım hukuki ilişkisini ispatla yükümlüdür. Bu itibarla mahkemece davacıdan satım hukuki ilişkisini ispata yönelik delilleri ile, var ise davalının karşı delilleri sorulup alınmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin değinilen bu yönü gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. 2008/1578-8057 SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 9.6.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Davacı, davalıya ait kavak ağaçlarını satın aldığını ve bedeli olan 7.700.00 YTL’ni ödediği halde davalının kavak ağaçlarını teslim etmediğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Davalı ise, ağaç satımına ilişkin akdi ilişkiyi inkar etmekle birlikte davacıdan aldığı paranın işçilik bedeli olduğunu savunmuştur. Bu savunmasını doğrulayacak başka bir delili olmadığını ve başka bir delile dayanmayacağını 29.11.2007 tarihli celsede beyan ve bu beyanını imzası ile tasdik etmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davalının bu şekildeki ikrarı bağlantısız bileşik ikrar olup, ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında hiçbir bağlantı yoktur. Yani ikrara eklenen vakıa bağımsız ve önceden de mevcut olan bir vakıadır. Gerek doktirindeki çoğunluk (Prf.Dr. Baki Kuru Hukuk Muhakemeleri Usulü Altıncı Baskı Cilt 2 Sayfa 2064), gerekse Yargıtay uygulamasında (4.H.D. 26.9.1972 tarih 1892/7632, 13.H.D. 12.10.1976 tarih 2475/6661, H.G.K. 24.1.1979 tarih 8/369-50 sayılı içtihatları) bağlantısız bileşik ikrarın bölünebileceği kabul edilmektedir. İlave edilen vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında bir bağlılık olmadığı için bileşik ikrar bölünebilir ve dolayısı ile ispat külfeti davalıya geçer. Somut olayda davalı, aldığı paranın bir başka hukuki ilişki nedeniyle daha doğrusu işçilik hakları nedeniyle ödendiğini ispat edemediğine ve bu hususta delil bildirmeyeceğini beyan ettiğine göre davanın kabulüne ilişkin kararın onanması gerekir. Aksi yöndeki sayın çoğunluk kararına katılamıyorum.