11. Hukuk Dairesi 2023/4453 E. , 2024/6290 K. MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1056 Esas, 2022/1729 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/608 E., 2019/935 K. Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bö…
**11. Hukuk Dairesi 2023/4453 E. , 2024/6290 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1056 Esas, 2022/1729 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/608 E., 2019/935 K. Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun senelerdir ticari faaliyetlerini “EDEM” ibareli markaları ile sürdürdüğünü, davalılar tarafından müvekkilinin markasından haberdar olunmasına rağmen işbu dava konusu markaların tescilinin kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini, “EDEM” ibareli markanın müvekkili tarafından ticari faaliyete konu edilmesiyle oluşturulduğu ve senelerdir yapılan maddi ve manevi yatırımlar ile nihai tüketici nezdinde tanınır hale getirilmiş bir ibare olduğunu, müvekkilinin işbu marka bakımından gerçek ve tek hak sahibi olduğunu, davalı tarafından işbu dava konusu marka tescilinin kötü niyetli olarak ve müvekkilinin senelerdir süren kullanımlarından haberdar olunmasına rağmen gerçekleştirildiğini, dava konusu markada yer alan “EDEM’ ibaresinin esaslı unsur olarak kullanıldığını, geri kalan “...’ın Yeri” ibaresinin EDEM esaslı unsurlu markanın altında küçük harflerle yer aldığını, tali unsur olarak EDEM esas unsurlu markanın yanında cins bildirir ibare olan “Et Döner” ibaresinin yer aldığını, EDEM esas ibareli markanın altında küçük harflerle yazılı Antakya ibaresinin, zayıf bir ibare olduğunu, ayırt edici niteliği haiz olmadığını, dava konusu markanın yanında yer alan Et Döner ibaresinin de vasıf bildirir bir ibare olduğunu, markanın ayırt ediciliğine herhangi bir katkı sunmadığını, davalı yanın kötü niyetli olarak işbu müracaatı gerçekleştirdiğinin izahtan vareste olduğunu, davalıların dava konusu markayı müvekkil ile aynı veyahut benzer sınıflarda tescil ettirmiş olmasının nihai tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, müvekkilinin EDEM, EDEM 46 ibareli markaları ile EDEM Erdalın Yeri ET DÖNER markası arasında iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu, markaların aynı sektörde kullanılacak olmasının bu iltibas tehlikesini artırdığını, davalıların dava konusu markalarını müvekkiliyle aynı sektörde aynı mallar/hizmetler bakımından kullanmalarının müvekkiline maddi ve manevi olarak zarar vereceğini, bu durumun da haksız rekabet teşkil ettiğinin aşikar olduğunu ifade ederek davalıların TÜRKPATENT nezdinde tescilli bulunan 2014/49827 kod numaraları “Edem ...'ın Yeri Et Döner” ibareli markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkilinin 2010 yılından bu yana dava konusu markayı Antakya ilçesinde farklı adreslerde kullandığını, müvekkilinin eşi (... Yakışıklı) ile birlikte et döneri işinde Hatay’da faaliyet gösterdiğini, markanın tescil aşamasında davacı taraf süresi içinde tescile itiraz ettiğini ancak bu talep incelenerek reddedildiğini, müvekkilinin markasının ana unsurunun iddia edildiği gibi EDEM ibaresi olmadığını, bu harf grubunun müvekkili açısından hem eşinin babası ve annesi, hem de çocuklarının isimlerinin 2. harflerinin yan yana gelmesinden ibaret olduğunu (EDip-...), bu anlamda davacının müvekkilinin dondurma ve pastacılık sektöründe çalışan davacının markasını kullanmasının tamamen farklı bir sektör olan et dönerci olarak kullanmasının kendisi açısından bir fayda sağlamadığı gibi bu konuda kötüniyeti de olmadığını, nitekim bu markayı davacı sebebiyle kullanmadığını bilakis oğlu ve babasının adı olan ... isminin ilk iki harfi ile kızı ve annesinin ismi olan ... isminin ilk iki harflerinin birleşimi sebebiyle kullandığını, davacının iddialarının bu sebeple asılsız olduğunu, müvekkilinin tescil ettirip kullandığı markanın üretip sattığı ürünü tanımlayan marka olduğunu, 43. sınıfta tescilli olan bu markayı müvekkilinin tescil ettirmeden önce dahi kullandığını, buna ilişkin bilgi, belge, fotoğraf, video ve tanık delillerinin vs. olduğunu, ayrıca davacı tarafın 46 EDEM markasını 5, 29, 30 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini ve halen kullandığını davacının dava dilekçesinde belirttiği 2018/32162 sayılı 43. sınıfta tescil için başvurusunun 08.11.2018 tarihinde reddedildiğini, davacı tarafın iddia ettiği gibi üstün bir haklarının da mevcut olmadığını, her ne kadar davacının iddiasına göre EDEM markasının kendileri sebepleriyle müvekkile yarar sağladığı iddia edilmişse de müvekkiline zarar bile verdiğini, söz konusu şirketin ortaklarından birinin FETÖ terör örgütüyle irtibatlı ve bu sebeple tutuklandığını ve bu sebeple kapalı olduğu hususunda toplum genelinde bu markaya yönelik olumsuz bir duruşu söz konusu olduğunu, zati şu an dahi söz konusu işyerinin terkedilmiş gibi kapalı vaziyette olduğunu, bu anlamda bu markanın söz konusu şirket tarafından bırakın müvekkiline değer kazandırmayı değer dahi kaybettirdiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın markalarının 29 ve 30. sınıfta bulunan markalar için davalı taraf markasının ise 43'te bulunan hizmetler için tescil edildiği, taraf markalarının farklı sınıflarda tescil edilmiş olduğu, taraf markaları arasında emtia benzerliğinin oluşmadığı, davacı taraf markasında 46 EDEM ibarelerinin açık bir şekilde algılanırken, davalı taraf markasında EDEM ibaresinin farklılaşmış ve ayırt edici nitelik kazanmış olduğu, her iki marka arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı ayrıca davalı markasının hükümsüzlük koşulunun oluştuğundan söz edilemeyeceği, davalı markasının kötü niyetli kullanımı ya da davacı markasına bir zarar veya zarar tehlikesinin yaratılmış olduğuna dair iddiaların ispatlanamadığı, davalı kullanımının haksız rekabet oluşturmadığı, kötüniyet iddiasının kanaat oluşturmaya yeterli olacak bilgi ve belgelerin dava dosyasında mevcut olmadığı dolayısıyla, davalı adına tescilli marka ile davacının iddialara mesnet markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı ve bu itibarla davalı adına tescilli 2014/79827 sayılı markanın hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının fiili kullanımlarının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi bağlamında haksız rekabet oluşturmadığı, dava konusu markanın kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerekçeli kararda belirtilen 49821 ve 79827 nolu markaların dava ile ilgisinin bulunmadığını, dava konusu olmayan markalara dayanılarak hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, markalarda esas unsurun "EDEM" olduğunu, bilirkişi raporundaki benzer olmadıkları yönündeki görüşün taraflarınca anlaşılamadığını, markaları davacının yıllardan beri kullandığını, davacının gerçek hak sahibi olduğunu, davalının markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu bildiği halde kötü niyetli olarak tescil ettiğini, davalının kullanımında "EDEM" ibaresinin esaslı unsur olduğunu, "...'ın yeri" ibaresinin küçük harfle yazıldığını, "ET DÖNER" ibaresinin de cins olarak bildirildiğini, kötüniyetli başvurunun nispi ret sebebi olduğunu, davalının kötüniyetli olarak tescil yaptırdığını, sınıfsal benzerliğin bulunmadığı tespitinin de dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin markalarının ağırlıklı olarak 29 ve 30. sınıflarda tescilli olduğunu, bu dava ile hükümsüzlüğü talep edilen davalı markasının ise 43. sınıfta tescilli olduğunu, 29. sınıfta et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri, et mamülleri, ..vb tescilli olduğunu, 30. sınıfta ise unlu mamüllerin tescilli olduğunu yani müvekkilinin yiyecek-içecek emtiaları karşısında "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri"nin benzer sınıflar olmadığı yönündeki bilirkişi heyeti görüşlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin "EDEM" markasının uzun yıllarda kullanıldığını, benzer sınıfta tescili ve kullanımı tüketici nezdinde karıştırılmaya sebep olacağını, iltibas tehlikesinin olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına 43.sınıfta tescilli "...'ın yeri Antakya edem ET DÖNER" ibareli şekil markası ile davacının 29 ve 30.sınıflarda adına tescilli "46 EDEM" ibareli şekil markası ile 30.sınıfta adına tescilli "46 EDEM DONDURMALARI" markası arasında görsel işitsel ve kavramsal bir benzerlik olmadığı, tüketici nezdinde markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığı, mevcut durum itibariyle davalı markasının hükümsüzlüğü koşulunun oluşmadığı, davalı tarafın dava konusu markasını fiili kullanımlarının 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi bağlamında haksız rekabet oluşturmadığı, davalının kötü niyetli olarak markayı tescil ettirdiği yönündeki iddiasına dair somut delil de sunulmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmediği, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli 2014/49827 sayılı "...'ın yeri Antakya edem ET DÖNER" ibareli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası. 3. 6102 sayılı Kanun 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a-4) bendi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.