2. Hukuk Dairesi 2012/7964 E. , 2012/27784 K. MAHKEMESİ :Kepsut Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :14.12.2011 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı kadının da kıskanç olduğu ve eşine hakaret ettiği bu suretle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı belirtil…
**2. Hukuk Dairesi 2012/7964 E. , 2012/27784 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kepsut Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi TARİHİ :14.12.2011 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, davalı kadının da kıskanç olduğu ve eşine hakaret ettiği bu suretle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı belirtilerek boşanmaya karar verilmiş ise de; tarafların 1999 yılında evlendikleri, evlendikten sonra 5- 6 yıl köyde davacının ailesi ile birlikte yaşadıkları, dava dilekçesi içeriği, tanık F.G.beyanı ve davacının 15.06.2011 tarihli celsedeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davalı kadının evliliğin ilk yıllarında gerçekleştiği anlaşılan intihar girişimi sırasında davacı kocasına " sen adam değilsin, ne biçim erkeksin" sözleri ile hakaret ettiği, köyde yaşayan ve tarafların Soma ve Bursa'daki yaşantılarına ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunmayan tanık C.K.nun ifadesinde geçen davalı kadının eşine yönelik hakaret İçeren sözlerinden sonra evlilik birliğinin uzunca bir süre devam ettiği, hatta bu olaylardan sonra 2007 yılında çocuklarının olduğu; dolayısıyla davacı kocanın, kadının bu davranışını affettiği, en azından hoşgörü ile karşılamış sayılması gerektiği anlaşılmaktadır. Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylar taraflara kusur olarak yüklenemez. Tanıkların görgüye dayalı olmayan ve somut bir olayla desteklenmeyen kişisel kanaatlerini içerir soyut beyanlarına itibar edilemez.Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden; davacı kocanın evi terkederek birlik görevlerini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanununun 166.maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir.Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer.Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166.maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır.(TMK.md.166/2) Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle isteğin reddi gerekirken yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.11.2012 (Çrş.)