9. Hukuk Dairesi 2025/9409 E. , 2026/354 K. "" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2633 E., 2025/1865 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi SAYISI: 2023/303 E., 2023/369 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazır…
9. Hukuk Dairesi 2025/9409 E. , 2026/354 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi SAYISI: 2023/2633 E., 2025/1865 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. İş Mahkemesi SAYISI: 2023/303 E., 2023/369 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işverenin müvekkilinin iş sözleşmesinin sona erdirilmesi aşamasında kıdem tazminatının 12 taksitte ödeneceğini belirterek kıdem tazminatına ilişkin bordro düzenlediğini, ilk taksitin ödendiğini ancak diğer taksitlerin ödenmediğini, .... İcra Müdürlüğünün 2023/7633 Esas sayılı takip dosyasıyla bakiye kıdem tazminatı için icra takibi başlatıldığını ve davalı işverence itiraz edildiğini, davacı ve onlarca çalışanın kıdem tazminatının 12 taksit şeklinde ve faizsiz olarak ödenmesini kabul etmediğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile birlikte erken emeklilik şartlarını taşıyan 137 işçinin eş zamanlı olarak emeklilik talebinde bulunduğunu, toplam kıdem tazminatı hak edişlerinin öngörülebilir olmadığından bir anda ödenmesinin mümkün olmadığını, çalışanların 12 taksitle ödeme teklifini kabul ettiğini ve ilk taksitin ödendiğini ancak davacının da aralarında bulunduğu bir kısım işçinin anlaşmaya aykırı olarak icra takibi başlatmaları sebebiyle takibe itiraz ettiklerini, takibe konu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında iş sözleşmesinin feshi ve davacının kıdem tazminatına hak kazandığı noktasında uyuşmazlık bulunmadığı, Şirket tarafından düzenlenen bordroda tahakkuk ettirilen kıdem tazminatının taksitli ödenip ödenmemesi konusunda ihtilaf bulunduğu, her ne kadar davalı tarafça taksitle ödeme yapılacağı konusunda anlaşıldığı iddia edilmiş ise de taksitle ödemenin davacı tarafça kabul edildiğine yönelik iddianın ancak yazılı belge ile ispatlanacağı dikkate alındığında tanık dinlenmesinde hukuki yarar bulunmadığı ve davalı tarafça da buna ilişkin yazılı belge sunulmadığı anlaşıldığından iddiasını usule uygun ispatlayamadığı sonucuna varıldığı, bordroda 374.790,82 TL kıdem tazminatı tahakkuk ettirildiği, bu miktardan mahsup edilmek üzere 31.232,57 TL'nin ödendiğinin anlaşıldığı, buna göre 14.170,17 TL işlemiş faize hak kazandığı, davacının alacağı ibranamede gösterilerek likit ve muaccel olduğundan %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde sona erdiğinin anlaşıldığı, tarafların kıdem tazminatının taksitler hâlinde ödenmesini kararlaştırdıkları, ilk taksit ödenmiş olmasına rağmen sonrakilerin ödenmediği, dolayısıyla Mahkemece kıdem tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu, ayrıca alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına karar verilmiş olmasında da bir hukuka aykırılık bulunmadığı, davalının istinaf başvurusunun bu nedenle kabul edilmediği, ancak kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerektiği hâlde bu hususun belirtilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İlk Derece Mahkemesi tarafından mazeretleri dikkate alınmaksızın ön inceleme duruşması yapıldığını ve taraflar tahkikat aşamasına davet edilmeksizin tahkikat aşaması da tamamlanmak suretiyle karar tesis edildiğini, 2. Deliller toplanmaksızın, tanıklar dinlenmeksizin dosyada karar aşamasına geçilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, 3. Dosyanın hesap bilirkişisi uzmanına gönderilmeksizin karara çıkmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Yargıtay denetimine elverişli olmadığını, Mahkeme hâkimi tarafından yapılan hesaplamada yanlış faiz oranının esas alındığını, 4. Davacının müvekkili Şirket ile arasındaki anlaşma şartlarına uymadığını, davacının da aralarında bulunduğu işçilerin kıdem tazminatının 12 taksit hâlinde ödenmesi teklifini kabul ettiğini ve ilk taksidin ödendiğini, 5. Takibe konu alacak likit olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu kıdem tazminatının ödenmesi hususunda taraflar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve buna göre itirazın iptaline karar verilip verilemeyeceği, icra inkar tazminatı ve davalı vekilinin mazeretinin reddinin usule uygun olup olmadığına ilişkindir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27. maddesi ile iddia ve savunma hakkı usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin 1. fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin 2. fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Taraflar, yargılamayla ilgili açıklamada bulunma, bu çerçevede iddia ve savunmalarını ileri sürme ve ispat etme hakkına sahiptirler. Her iki taraf da bu haktan eşit şekilde yararlanır. Bu durum silahların eşitliği ilkesi olarak da ifade edilmektedir. Hukuki dinlenilme hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gereğince her iki tarafın eşit şekilde bilgi ve belge sunma, beyanda bulunma, açıklama yapma imkânının bulunması, tarafların yargılama süresince mahkeme nezdinde sahip oldukları hak ve yükümlülükler bakımından eşitliğin gözetilmesi, taraflar arasındaki mücadelenin eşit silahlarla yürütülmesi ve iki tarafın delillerinin değerlendirilerek tartışılması adaletin görünür kılınmasını da sağlayacaktır. Somut uyuşmazlıkta, davalı vekili Avukat ... 17.10.2023 tarihli mazeret dilekçesinde şehir dışında olması nedeniyle duruşmaya katılamayacağını ve mazeretinin kabulü ile duruşma gününün UYAP ile oluşturulan elektronik ortamdan öğrenilmesine karar verilmesini, davalı vekili Avukat ... ve Avukat ... 17.10.2023 tarihli mazeret dilekçelerinde, başka duruşmaları nedeniyle duruşmaya katılamayacaklarını ve mazeretlerinin kabulü ile duruşma gün ve saatinin UYAP ile oluşturulan elektronik ortamdan öğrenilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince ön inceleme duruşmasında, davanın niteliği ile usul ekonomisi gereği ve davalıların birden fazla vekilinin de bulunduğunun gözetildiği gerekçesiyle davalı vekilinin mazeretinin reddine karar verilmiş, aynı duruşmada tahkikat aşamasına geçilmek suretiyle yargılama sonuçlandırılarak işin esası hakkında yazılı şekilde karar verilmiştir. Davalının başka avukatlarının olması mazeretin reddi nedeni olmadığından, İlk Derece Mahkemesince davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder şekilde yazılı gerekçe ile davalı vekillerinin mazeretinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.