(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/3499 E. , 2006/4539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.2.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 25.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incel
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2006/3499 E. , 2006/4539 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.2.2005 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 25.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Uyuşmazlık Borçlar Kanununun 270 ve devamı maddelerinde düzenlenen hasılat kirası sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı kiracı, davalı kiralayandır. Davada; davacı davalıya ait büfe, spor sahaları ve 50 araçlık otoparkı 1.1.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile üç yıllığına, yine davalıya ait çay bahçesi ve WC’ leri 1.9.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile üç yıllığına kiraladığını davalının kira sözleşmelerini haksız olarak feshederek , kiralananların bir kısmını yıktığını, bir kısmını ise yıkmak için girişimde bulunduğunu ileri sürerek , kiralanana haksız elatmanın önlenmesini istemiştir. Mahkemece, 1.1.2002 başlangıç kira sözleşmesi ile kiralanan çay bahçesi, spor alanı ve otoparkın musakkaf olmadığını ve 6570 sayılı Yasanın uygulanamayacağını ve kira süresinin dolduğu gerekçesi ile isteminin reddine, ancak; 1.9.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan çay bahçesi ve WC’ nin musakkaf olduğunu ve 6570 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması gerektiği ve kiracılık ilişkisinin devam ettiği gerekçesi ile bu kısma ilişkin istemin kabulüne karar verilmiş; hükmü, taraflar temyiz etmişlerdir. Tarafların iddia ve savunmaları, dosyaya ibraz edilen sözleşmeler ve dava dilekçesindeki açıklamalardan taraflar arasındaki kira ilişkisinin hasılat kirası niteliğinde olduğu sabittir. Hasılat kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklara sınırlı bir uygulama alanı bulunan ve amacı dar gelirli kiracıları korumak olan 6570 sayılı yasa hükümleri değil , Borçlar Kanunu’nun hasılat kirasına ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekir. ( H.G.K.nun 14.4.2004 gün Esas 2004/11-222 Karar 2004/222 sayılı ilamı ) Bu nedenle mahkeme 2006/3499-4539 1.9.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiralanan çay bahcesi ve WC’ nin musakkaf olduğu ve buna ilişkin uyuşmazlığın çözümünde 6570 sayılı yasanın uygulanmasına ilişkin gerekçesi yerinde değildir. Genel olarak kira sözleşmeleri rızai sözleşme türlerindendir. Borçlar Kanunun 1. maddesi hükmü gereğince tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarını açığa vurmaları ile hüküm ve sonuçlarını meydana getirir. Karşılıklı borç doğuran ve ivazlı sözleşmelerden olan kira sözleşmeleri aynı zamanda sürekli edimdir. Bunun doğal sonuçu olarak da sözleşmenin ifa süresini taraflar kararlaştırır. Kira ilişkisi kural olarak sözleşme süresinin geçmesi ile sona erer. Taraflar bu sürenin sonunda anlaşarak kira ilişkisini sona erdirebilecekleri gibi gerek yeni sözleşme yapmayacaklarına dair irade beyanı bildirimi ve gerekse eylemli tutum ve davranışlarıyla da kurdukları sözleşme ilişkisini sona erdirebilir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, yanlar arasındaki 1.1. 2000 başlangıç tarihli kira sözleşmesi üç yıl süreli olup 1.1.2003 tarihinde sona ermektedir. Borçlar Kanununun 287. maddesi uyarınca muayyen süre ile akdedilen kiralarda kira müddeti bitip de tarafların muhalefeti olmaksızın kiracı kiralananı kullanmaya devam ettiği taktirde iki taraf hiçbir ihtar yapmamış ve aksine sözleşme hükmü yoksa bu sürenin geçmesinden 6 ay evvel ihbarı fesholuncaya kadar akit seneden seneye yenilenmiş sayılır. Anılan bu hüküm uyarınca yanlar arasındaki 1.1.2000 tarihli kira sözleşmesinin kira süresinin dolduğu 1.1.2003 tarihinden itibaren seneden seneye yenilenmiş sayılır, davalı kiralayan bir yılık kira süresinin bitiminden önce 6 ay evvel 14.1.2005 tarihinde anılan madde uyarınca kira akdini feshettiğini ihtar ettiğinden kiralayan feshedilen bu kira sözleşmesine dayanamaz. Öte yandan, 1.9.2002 başlangıç tarihli kira sözleşmesi de üç yıllık olup 1.9.2005 tarihinde sona ermektedir. Davalı kiralayan bu kira sözleşmesine de Borçlar Kanunu’nun 287. maddesi uyarınca kira sözleşmesinin bitiminden 6 ay evvel 14.1.2005 tarihinde fesih ettiğini kiracıya ihtar ettiğinden davacı feshedilen bu kira sözleşmesine de dayanamaz. Bütün bu olgular değerlendirilerek davanın tümü ile reddine karar verilmesi gerekirken istemin kısmen hüküm altına alınması doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 18.4.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.