Başvuru, bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin nezarethanede bulunduğu sırada polis memuruna ait silahla ölmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin nezarethanede bulunduğu sırada polis memuruna ait silahla ölmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 25/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Aynı olay nedeniyle başvuruculardan Şeyhmus Sözen'in 25/7/2016 tarihinde yaptığı başvuruya dair 2016/13578 sayılı dosya ile 2016/13577 sayılı dosyanın aralarında irtibat bulunması nedeniyle birlikte incelenmek ve değerlendirilmek üzere birleştirilmesine, 2016/13578 sayılı dosyanın kapatılmasına ve incelemenin 2016/13577 sayılı dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile onaylı suretleri Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ve İzmir İdare Mahkemesi tarafından gönderilen dosyalar içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucular 21/7/2009 tarihinde yakalanan ve aynı tarihte İzmir'in Bayraklı ilçesi Gümüşpala Polis Merkezi Amirliğinde (Polis Merkezi) nezarethanede tutulurken ölen 1982 doğumlu A.S.nin annesi ve babasıdır.A. A.S.nin Polis Merkezine Götürülmesi ve Ölümü 21/7/2009 günü saat 30 civarında Gümüşpala ilçesinde av tüfeği ile yaralama olayına Y.A. isimli kişiyle birlikte başvurucuların oğlu A.S.nin de karıştığı ve her iki şüphelinin kaçtığı bilgisinin güvenlik kuvvetlerine bildirilmesi üzerine Bayraklı ilçesi Asayiş Ekipler Amirliği A.S.yi aramaya başlamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda A.S. kendi ikamet adresinde aynı gün içinde yakalanmış ve Gümüşpala Polis Merkezine (Polis Merkezi) saat 55 sıralarında getirilerek nezarethaneye konulmuştur. Yaralama olayı nedeniyle A.S.nin el svap örneklerinin alınması talimatının yerine getirilmesi, bu nedenle de A.S.nin herhangi bir nesneye dokunmaması gerektiği -o sırada nöbet değişimi olması nedeniyle- polis memuru Y.A. tarafından nöbeti devralacak K.ya bildirilmiştir. Aynı dakikalarda başka bir olay nedeniyle maddi hasarlı trafik kazasına dair tutanağın düzenlenmesi sırasında A.S. nezarethanenin demir parmaklıklarını sarsarak ve yüksek sesle bağırarak su istemiştir. A.S.nin ısrarlı ve yoğun bir şekilde bağırması üzerine polis memuru K., svap örneklerinin alınması işleminin zarar görmemesi için gözlem odasının kapısını açmadan küçük su şişesini iki eliyle tutmak suretiyle A.S.ye su içirmeye çalışmıştır. A.S. tam su içerken demir parmaklığa yaklaşan polis memuru K.yı yakalayarak belindeki silahı ele geçirmiş, doldur-boşalt diye tabir edilen ve silahı ateşlemeye hazır hâle getiren işlemi yapmıştır. Silahın nezarethanede bulunan A.S. tarafından ateşe hazır hâle getirilmesi üzerine polis memuru K. hızlıca karakol giriş kapısına doğru ''Aptallık etme, silahı bırak, geri ver.'' şeklinde seslenerek diğer odaya gitmiştir. Aynı yerde bulunan ve nöbeti devralmak için bekleyen diğer polis memurları da uyarılmıştır. Polis merkezinde bulunan diğer kişiler de güvenli bir şekilde hızlıca dışarıya çıkarılmıştır. Polis Merkezi amiri, A.S.nin karıştığı yaralama olayının müştekisinin ifadesini almak üzere bu kişinin adresine gitmesi nedeniyle olay anında Polis Merkezinde bulunmamaktadır. Bununla birlikte A.S.nin gerçekleştirdiği bu olay amire bildirilmiştir. A.S. polis memurunun silahını ele geçirdikten ve doldur-boşalt yaptıktan sonra birkaç dakika içinde iki el ateş etmiştir. İlk mermi gözlem odasının karşısında bulunan idari kısmın kapısına isabet etmiştir. A.S. silahı sağ şakağına dayayarak ikinci kez ateş etmiş ve olay yerinde ölmüştür.B. Cumhuriyet Başsavcılığınca Başlatılan Soruşturmada Yapılan İşlemler Olaydan haberdar edilen Cumhuriyet savcısı vakit geçirmeksizin olaya el koymuş; olayı gören ve olaya karışan şahısların el svaplarının alınması, olay yerinde bulunan hiçbir şeye dokunulmaması, şüpheli polis memuru ile tanıkların bir arada tutulmaması, maktulün olduğu şekliyle muhafaza edilmesi ve nezarethanede parmak izlerinin alınması talimatlarını vermiştir. Cumhuriyet savcısı, olay yeri ve keşif incelemesi ile ölünün muayene işlemini başvurucular vekilinin de katılımı ile olay yerinde saat 00 sıralarında gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet savcısının olay yerini keşfi sırasında olay yerinin ve cesedin fotoğrafları uzman kişilerce çekilmiş ve kamera kaydı yapılmıştır. Olay Yeri Keşif ve Ölü Muayene Tutanağı'na göre A.S.nin vücudunda darp ve cebir belirtilerine, kesici alet yaralanmasına rastlanmamıştır. Olayda kullanılan tabanca, tabancaya ait şarjör, olay yerinde bulunan fişek ve kovanlar ile mermi çekirdeği gömlek ve kurşun parçaları, polis memuru K.ya ait deri tabanca kılıfı muhafaza altına alınmış; daha sonra tüm bu deliller üzerinde kriminal incelemeler yapılmıştır. Olay yerinde yapılan inceleme sonrasında başta atış mesafesinin tespiti olmak üzere kesin ölüm sebebinin tayini için klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. Olayla ilgili olarak Polis Merkezi Amiri T.B. başta olmak üzere polis memurları ve başka bir olay nedeniyle karakolda bulunan kişilerin ifadelerine başvurulmuştur. Şüpheli olarak hakkında soruşturma yürütülen K.nın ifadesine başvurulduğuna dair bir belgeye ise ulaşılamamıştır. Soruşturma Sonucu Verilen Karar Başsavcılık başlatmış olduğu soruşturma sonucunda 4/12/2009 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir: ''...Şüphelinin olay sırasında silahın takılı olduğu deri muhafazanın 22/07/2009 günlü İzmir Kriminal Polis Laboratuarı ekspertiz raporuna göre kilitleme kopçasının kilitli vaziyette iken çekildiğinde kolaylıkla açılabildiğinin belirtildiği,... tüm soruşturma evrakı kapsamı, olay yeri inceleme raporu, ölü muayene tutanağı, otopsi raporu, tanıklar[ın]... Anlatımları, ekspertiz raporları birlikte değerlendirildiğinde ölenin şüpheli polis memurunun silahını kendisine su içirdiği esnada bir anda aniden çekerek intihar ettiği, olayın meydana gelmesinde polis memuru şüpheliye atfı kabil kusur, suç ve suçluluk halinin bulunmadığı, idari yönden İç İşleri Bakanlığı müfettişlerince soruşturma yapılmasının şüphelinin üzerine atılı suçun unsurları bakımından oluştuğu anlamına gelmediği, olayın tamamen ölenin kendi davranışından kaynaklandığı anlaşılmakla, şüpheli hakkında KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA... [karar verilmiştir.]'' Anılan karara yapılan itiraz üzerine Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi 25/2/2010 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. İşkence ve Kötü Muamele İddialarının Soruşturulması Başvurucular bu olaydan bağımsız olarak A.S.nin yakalanması ve polis merkezinde gerçekleştirildiği iddia edilen kötü muamele olayları ile ilgili olarak suç duyurusunda bulunmuşladır. Polis memurları hakkında görevi kötüye kullanma suçundan yürütülen bu soruşturma sonucunda 29/12/2010 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve karar Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesince itirazın reddedilmesi suretiyle 7/2/2011 tarihinde kesinleşmiştir. E. Tam Yargı Davası Süreci Başvurucular, uğradıklarını iddia ettikleri zararlar karşısında 000 TL maddi, 000 TL manevi tazminat ödenmesi için 20/7/2010 tarihinde İçişleri Bakanlığına müracaatta bulunmuşlardır. Yapılan müracaatın 11/8/2010 tarihinde reddedilmesi üzerine başvurucular, İzmir İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmışlardır. Mahkeme 22/12/2011 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Anılan karar aleyhine yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay Onuncu Dairesi 11/1/2016 tarihli ilamı ile hükmün vekâlet kısmına ilişkin kısmını bozmuş, diğer kısımları ise onamıştır. Danıştay kararının başvurucular vekiline 28/6/2016 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine başvurucular 25/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. F. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Başvuru Süreci Başvurucular A.S.nin kötü muameleye maruz kalması ve nezarethanede ölmesi nedeniyle başlatılan soruşturmalar sonucunda verilen kararlara karşı 3/11/2010 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti 30/4/2019 tarihli bir mektupla, başvuru kapsamında ileri sürülen sorunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı teklif ettiğini AİHM'e bildirmiştir. Başvurucular 17/5/2019 tarihli bir mektupla, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinin teklif ettiği tazminat miktarını yeteriz bularak, tek taraflı deklarasyonun şartlarından memnun olmadıklarını belirtmişlerdir. AİHM 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinde yapılan değişikliğe vurgu yaparak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Sözleşme'ye ek protokollerle güvence altına alınan insan haklarına saygının başvurunun incelenmeye devam edilmesini gerekli kılmadığına ve başvurunun kayıttan düşürülmesine 3/10/2019 tarihinde karar vermiştir. Başvurucular 13/12/2019 tarihinde verdikleri dilekçe ile AİHM kararı üzerine Başsavcılık tarafından yeniden soruşturma başlatıldığını beyan etmişlerdir.