9. Ceza Dairesi 2023/3107 E. , 2023/5362 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1195 E., 2022/508 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hü
**9. Ceza Dairesi 2023/3107 E. , 2023/5362 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1195 E., 2022/508 K. SUÇ : Cinsel saldırı HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.06.2020 tarihli ve 2018/873 Esas, 2020/361 Karar sayılı kararı ile sanığın cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2020/1195 Esas, 2022/508 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, katılanın mahallede başkaları tarafından yönlendirilip şikayetçi olduğuna, savunma haklarının kısıtlandığına, sanığa komplo kurulduğuna, katılan beyanlarının çelişkili olduğuna, olayı gören tanık bulunmadığına, şüpheden sanığın yararlanacağına, sanığın katılan üzerinde kamu görevinden kaynaklı bir nüfuzunun bulunmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğuna, aynı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Suç tarihinde sanık ...'un aile hekimi olarak görev yaptığı; katılan ...'in 30.07.2018 günü sabah saatlerinde sivilcelerinden rahatsız olduğu için sanığın görev yaptığı sağlık ocağına gittiği ve kan tahlili yaptırdığı, daha sonra 01.08.2018 tarihinde kan tahlili sonuçlarını göstermek amacıyla sanık doktorun odasına gittiği, sonuçları verdiğinde sanığın karaciğerde iltihaplanma olabileceğinden muayene etmek istediğini söyleyerek mağdurenin sedyeye oturmasını istediği; ışık altında ilk olarak mağdurenin sivilcelerine baktığı daha sonra mağdurenin karaciğerinde iltihaplanma olabileceğini bu sebeple karnında şişlik olup olmadığını kontrol için muayene edebilmek için sırtüstü sedyeye yatmasını istediği, mağdurenin sedyeye uzandığı, sanığın mağdurenin şortunun içinde bulunan tişörtünü yukarı doğru sıyırarak kalp muayenesi yapmak istediğini söylediği ve mağdurenin sol göğsüne stateskopu koyduğu, karnında ağrı olup olmadığını ve akıntısı olup olmadığını sorduğu, mağdurenin yaşı gereği normal olduğunu söylediğinde sanığın bunun normal olmadığını, karaciğer iltihabından kaynaklanmış olabileceğini söyleyerek mağdurenin hızla şortunun düğmesini açarak elini içeri soktuğu, mağdurenin bu esnada irkilerek bir anda kalktığı, bu esnada mağdurenin tutmuş olduğu elini aşağı yukarı oynatarak kendi cinsel organına değdirdiği, bu esnada sanığın cinsel organının erekte olduğunu gördüğü, sanığın mağdurenin kendisini geriye doğru çekmesinden sonra normal muayeneye devam ediyormuş gibi ellerini tekrar mağdurenin karnına götürerek tekrar genital bölgesine doğru elini indirip kaldırdığı, bu esnada mağdurenin elini kendi cinsel organına doğru sürtmeye devam ettiği, mağdurenin daha sonra ayağa kalkarak olay yerinden ayrıldığı, sanığın suçlamaları kabul etmediği, tanıkların dinlendiği, katılanın dosya temyiz aşamasında iken 17.04.2023 tarihli dilekçe ile gördüğü lüzum üzerine şikayetten vazgeçtiğini beyan ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediğinden istinaf talepleri esastan reddedilmiştir. IV. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesi ile tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi olarak görev yapan sanık tarafından muayene ettiği reşit mağdureye karşı gerçekleşen cinsel saldırı eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi kapsamında kamu görevinden kaynaklanan bir nüfuz kullanılarak gerçekleştirilmediği, sanığın nüfuzunun bulunduğunun kabulü için görevinin mağdure üzerinde güç ve otorite oluşturması, bu otoritenin mağdurenin direncini kırması ve bu nedenle çekinerek sanığın eylemine karşı koyamaması gerektiği, dolayısıyla sadece görevin sağladığı kolaylıktan faydalanılarak eylemin gerçekleştirilmesi halinde nüfuzun kötüye kullanıldığının kabulünün mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin, aynı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı cinsel saldırı suçunu oluşturduğu, mağdurenin ise hükümden sonra verdiği 17.04.2023 günlü dilekçe ile mevcut şikâyetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince vazgeçmeyi kabul edip etmediği sanıktan sorulup neticesine göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 29.03.2022 tarihli ve 2020/1195 Esas, 2022/508 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ... 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2023 tarihinde karar verildi.