10. Hukuk Dairesi 2013/5820 E. , 2013/6581 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Davacı Kurum, trafik iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Anayasa Mahkemesi iptal kararı resen dikkate alınarak ve davalı işveren şirkete %50, davalı sürücü ...’e %25, diğer davalı sürücü ...’e %25 oranında kusur izafe edilen bilirkişi raporu hükme dayanak kılınarak ve 10. ma
**10. Hukuk Dairesi 2013/5820 E. , 2013/6581 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Davacı Kurum, trafik iş kazası sonucu ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 10 ve 26. maddeleri uyarınca tazminine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, Anayasa Mahkemesi iptal kararı resen dikkate alınarak ve davalı işveren şirkete %50, davalı sürücü ...’e %25, diğer davalı sürücü ...’e %25 oranında kusur izafe edilen bilirkişi raporu hükme dayanak kılınarak ve 10. madde koşullarının varlığı dikkate alınarak düzenlenen hesap raporu esas alınmak suretiyle yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı Kurum ile davalılar ..., ..., ... Sigorta A.Ş. vekilleri ve davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava, iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 506 Sayılı Kanunun 26/1.inci maddesindeki “....sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla sınırlı olmak üzere...” bölümünün, Anayasa Mahkemesince 23.11.2006 tarih ve 2003/10 Esas 2006/106 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiş olması karşısında, Kurumun bu maddeden doğan rücu hakkının, “halefiyete” değil, “kanundan doğan basit rücu hakkına” dayandığının kabul edilmesi ve bu kabul çerçevesinde, Kurumun rücu alacağının, ilk peşin değerin kusura tekabül eden miktarıyla sınırlı bulunmasına, öte yandan, kesinleşen önceki rücu davalarında hükmolunan miktarın mahsubu yapılırken, sigortalıya bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerinin esas alınması gerektiğine; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirle birlikte artışlara da hükmedilmişse, artışların hükmolunacak rücu tazminatından mahsup edilmesine olanak bulunmamasına, bu çevrede meseleye fiili ödemeler açısından bakıldığında ise fiili ödemenin mevcudiyeti halinde, kurumun talep edebileceği miktarın hesabının da aynı şekilde gerçekleştirilmesi gerekmekte olup; şayet ilk peşin sermaye değerli gelirin kusur karşılığı, fiili ödeme miktarından düşük ise o takdirde ilk peşin sermaye değerine itibar edilmesi; aksine fiili ödeme miktarı ilk peşin değerden düşük ise o takdirde de fiili ödeme miktarının esas alınması gerektiğine göre, mahkemece, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derdest davalara uygulanması gerektiği gerekçe gösterilerek yargılama yapılıp, hüküm tesis edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Somut olayda, zararlandırıcı sigorta olayının 18.01.2007 tarihinde meydana gelmesi, sigorta müfettişi tarafından sigortalının işe giriş tarihinin 04.01.2007 tarihi olarak saptanıp ve işe giriş bildirgesinin kazadan sonra 18.01.2007 tarihinde kuruma intikal ettirilmesi karşısında, 10. madde koşullarının mevcut olduğuna dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Diğer taraftan, davalıların kusur oran ve aidiyetlerini belirleyen 02.12.2009 tarihli kusur raporu olaya uygun olup bu yönü amaçlayan temyiz itirazlarının reddi gerekir. Ancak, sigortalının kusurunun bulunmaması ve davalıların kusur oran ve aidiyetleri karşısında Borçlar Kanununun 43 ve 44. Maddeleri kapsamında hakkaniyet indirimi yapılamayacağı gözetilmeksizin, aksi yöndeki 18.09.2010 tarihli hesap raporu dikkate alınarak %90 kusura göre belirlenen rücu alacağının tahsiline hükmedilmesi, diğer yandan, davalı ... şirketleri açısından faiz başlangıç (temerrüt) tarihi belirlenirken; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98,99 ve 108. maddeleri ile Karayolları Trafik Garanti fonu Yönetmeliğinin 12,13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığı, ancak gerekli ödemenin yapılmaması halinde davalı şirketin başvuru tarihini takip eden sekiz iş günü sonunda temerrüde düşeceği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması ya da hiç müracaatın bulunmaması halinde ise temerrüdün söz konusu olmayıp, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi dava açılmışsa dava tarihi olacağı olgusu göz önünde tutulduğunda, davalı ... şirketlerinin temerrüt tarihleri yöntemince belirlenmeden gelirin onay tarihinden itibaren faiz sorumluluklarına hükmedilmesi isabetsiz bulunmuştur. Kabule göre de davanın istek gibi kabul edilmesine rağmen davacı Kurum lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesi yerinde görülmemiştir. O halde; davacı Kurum ile davalılar ..., ..., ... Sigorta A.Ş. avukatları ve davalı ...’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde temyiz eden davalılara iadesine, 02.04.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.