13. Hukuk Dairesi 2015/4814 E. , 2016/8421 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalılardan ...’in davalı hastanede kadın doğum uzmanı olduğunu, eşinin doğumunun hastanede doktor tarafından gerçekleştirildiğini, doğum s…
**13. Hukuk Dairesi 2015/4814 E. , 2016/8421 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalılardan ...’in davalı hastanede kadın doğum uzmanı olduğunu, eşinin doğumunun hastanede doktor tarafından gerçekleştirildiğini, doğum sırasında küçük ...’ün omuz takılması sonucunda köprücük kemiğinin kırıldığını, bilahare çocuğunun felç geçirerek sakat kaldığını, davalıların gerekli dikkat ve ihtimamı göstermeyerek kusurlu davrandığını, davalı hastanenin de istihdam eden sıfatıyla sorumlu olduğunu, manevi yönden çöküntüye uğrayıp, ruhsal bütünlüklerinin ağır şekilde ihlale uğradığını ileri sürerek, 2.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın 15.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 07.07.2010 Tarih 2010/3254 Esas 2010/10138 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece bu kez davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı eldeki dava ile eşi ...’nın davalı doktora doğum için başvurması sonucu; doktorun kusuru nedeniyle, doğum sırasında ve sonrasında uygulanan yanlış tedaviler sonucunda küçüğün kolunun sakat kaldığını ileri sürerek 2.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir. Davadaki ileri sürülüşe ve kabule göre dava temelini vekillik sözleşmesi oluşturmaktadır. Eş deyişle dava, davalı doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık olgusuna dayanmaktadır. ( TBK 502 vd ) Vekil, iş görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil de bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. (TBK 506/2) Vekil, işçi gibi özenle davranmak zorunda olup, hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları (hafifte olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastanın zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor tıbbi çalışmalarda bulunurken bazı mesleki şartları yerine getirmek hastanın durumuna deger vermek, tıp biliminin kurallarını gözetip uygulamak tedaviyi her türlü ihtiyat tedbirlerini alarak yapmak zorundadır. Doktor ufak bir tereddüt gosteren durumlarda bu tereddütü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve orada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken hastanın özelliklerini gözönünde tutmalı onu gereksiz risk altına sokmamalı, en emin yolu tercih etmelidir. Gerçekten de mesleki bir iş gören; doktor olan vekilden, ona güvenen müvekkil titiz bir ihtimam ve dikkat göstermesini beklemekte haklıdır. Özen göstermeyen bir vekil, BK. 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar adam çalıştıran sıfatı ile doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşları için de geçerlidir. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, mahkemece önce davanın reddine karar verilmiş, verilen karar Dairemizin 07.07.2010 Tarih 2010/3254 Esas 2010/10138 Karar sayılı bozma ilamı ile; yapılması gerekenle yapılan müdahale ve tedavinin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda doktor hatası olup olmadığını gösteren nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması gerektiğinden bahisle bozulmuş ve mahkemece bu bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Zira bozma ilamı sonrası Mahkeme tarafından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı üç kişilik öğretim üyesi kurulundan alınan 06.03.2012 havale tarihli ve sonrasında ise Yüksek Sağlık Şurası’ndan alınan 03.06.2014 havale tarihli raporlarda sadece doğum eylemi ve bu sırada gerçekleşen omuz takılması ile ilgili görüşlere yer verildiği, bundan hareketle doğum eylemi sırasında ortaya çıkan omuz takılmasının komplikasyon olup olmadığı üzerinde durulduğu, bununla birlikte doğum sonrası küçüğe yapılan müdahelenin yerinde olup olmadığı, bahse konu müdahale nedeni ile çocuğun sakat kalıp kalmadığı hususlarında bir görüş bildirilmediği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece; üniversiteden, özellikle davacının doğum sonrası yapılan müdahaleye ilişkin beyan ve itirazlarını karşılayan, aralarında ortopedi, çocuk ve kadın doğum konusunda uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, gerekirse çocuğun sevkinin de sağlanması sureti ile; küçüğe doğum sonrası yapılan müdahalenin yerinde olup olmadığı, bahse konu müdahale nedeni ile çocuğun sakat kalıp kalmadığı, davalıların çocuk ile ilgili gereken tüm kontrolleri yapıp yapmadığı, yapıldıysa bu işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalıların sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece, değinilen bu yön gözardı edilerek eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde iadesine, 22/03/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.