Esas sermaye paylarının geçişlerinin tescil edilmesi için, şirket müdürleri tarafından ticaret siciline başvurulur.Başvurunun otuz gün içinde yapılmaması hâlinde, ayrılan ortak, adının bu paylarla ilgili olarak silinmesi için ticaret siciline başvurabilir. Bunun üzerine sicil müdürü, şirkete, iktisap edenin adının bildirilmesi için süre verir.Sicil kaydına güvenen iyiniyetli kişinin güveni korunur.
davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı alacaklının borçlu ... Tic A.Ş aleyhinde ... 6 İcra Müdürlüğü ... nolu dosyasından icra takibi yaptığını takibin kesinleştiğini,borçlu şirketin sicil adresi ... olmasına rağmen,borçlu şirket adresi olarak ... adresi gösterilerek şirketin yerine ... yani gerçek kişinin ikametgah adresinde haciz uygulaması yapıldığını bu haciz sırasında davacının evde olduğunu davacının turanın eşi olduğunu ancak haciz sırasında mal kaldırılacağı tehdidi altında davacı iradesinin fesada uğratıldığını,davacının borçlanmayı gerektirecek hiçbir ticari münasebeti olmadığını eşinin ortağı olduğu şirketin borcundan dolayı evinde haczi yapıldığını haciz sırsında ... adlı kişinin davacıdan 74.000 TL lik bir senedi tehdit ve baskı adı altında aldığını 5 gün içinde ev eşyalarının kaldıracağı yolunda tehdit ettiği ve bu nedenle bu senette imzanın davacıya ait olduğunu ancak bunun dışındaki hiçbir yazı ve rakamın davacı eli olmadığı,... tarafından durdurulduğu ... adlı kişinin stajer avukat konumunda olduğu bu nedenle davacının mal haczedileceği korkusu ile elinden bu senedin alındığı bu senedin geçersiz olduğu ve bu nedenle bu senedin iptaline karar verilmesini ve bu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitini ve ayrıca tedbir kararı verilmesini davalıların da %40 tazminata mahkumiyetini talep ve dava ettiği görüldü.Mahkememiz dosyası davalılarına usulüne uygun olarak tensip zaptı ve dava dilekçesinin tebliğ olduğu görülmekle, davalılar vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesi özetle; Davanın reddi gerektiği,müvekkillerinden olan şirketin alacağının tahsilinin icra yoluyla yapıldığını takibin kesinleştiğini menkul haciz işleminin yapıldığının haciz yapma yetkisinin icra memurunda olduğunun,haciz işlemleri sırasında hukuk bürolarındaki stajer avukat ...'in haciz sırasında hazır bulunduğu ve haciz sırasında icra işlemlerinin infazında hiçbir hukuka aykırılığın bulunmadığı bu nedenle davalı ... yönünden bu davalıya husumetin düşmeyeceği ve yine davalı şirket yönünden de haciz tutanağı incelendiğinden görüleceği üzere yapılan hacizde ve işlemlerde hiçbir hukuksuzluğun bulunmadığı davacının kocasının borcunu haciz sırasında üstlendiği ve dava konusu senedi haciz sırasında imzalayarak kendilerine verdiğini ve borca mahsuben verilen bonunun BK 62 maddeye göre geri istenmesinin mümkün olmadığının davacının kötü niyetli olduğunu hiçbir imza itirazı bulunmadığını,senedi haciz sırasında borca mahsuben verdiğini ve bu işlemler sırasında avukatlık bürosunun bir stajerinin bulunmasından bir mahsur olmadığını kambiyo senetlerinde ki mücerretlik ilkesi gereğince senede karşı ancak davacının senetler ispat kurallarına dayanacağını tanık deliline rıza göstermediklerini,kaldık ki davacının haciz sırasında davaya dayanak yaptığı eşyaların kaldırılması ile ilgili istihkak davası bulunmadığını bu nedenle davanın reddini savunduğu görülmüş.Birleşen dosyada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; senet lehtarı olan ... Tarafından ... 6. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile icra takibine geçildiğini, icranın kesinleşmesiyle birlikte ...'nun evinde haciz uygulanmasına geçildiğini, borçlu yerine gerçek kişinin ikametinde borçlu şirket yerine haciz uygulandığını, ...'in müvekkiline 74.000,00 TL'lik senedi zorlama ve tehdit yoluyla imzalattığını, söz konusu senette müvekkilinin imzasının olmadığını, bu durumla senedin iptalini istediklerini, kararın kesinleşinceye kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesini,%40'dan aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesini, yargılama gider ve vekalet ücretinin davalı yan üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.